Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Ocak '10

 
Kategori
Mizah
Okunma Sayısı
594
 

Sultan sazlığında kıl kuyruk aramak

Sultan sazlığında kıl kuyruk aramak
 

omerekinci.com


Bol güneşli bir hafta sonu arkadaşlar toplanmış, denize gidiyoruz, hadi sende gel dediler.

Bir günlük tatili aylak-aylak gezeceğime ‘’takılayım’’ dedim.

Bindik arabaya.

Yaklaşık bir iki saatlik şamatalı yolculuktan sonra Erdek yakınlarında güzel bir koydayız. "Erdek sahilinden sonra öyle koylar varki koy, koy gezsen 1 günde bitmiyor"

Erzaklarımızı bir gölge bulup yerleştirdikten sonra, biraz dinleneyim derken, Bu tür eğlencelerin müdavimlerinden olan çok sevdiğim dostum Turan ağabey seslendi ilerden.

"Adeeeemmmm, buraya oturmaya mı geldin.

Gel bakalım doğayı temizleyeceğiz."

Turan ağabey yapma gözünü seveyim yoruldum biraz dinleneyim dediysem de kâr etmedi.

Kalktım gittim yanına; Ağabey doğayı temizlemesine temizleyelim de, doğayı kirletenleri nasıl temizleyeceğiz dedim :)

Bak ademciğim doğaya ve insana saygısı olmayanlarla uğraşmak zordur.

Onlar insanı ve doğayı kirletirler, bizler gibi duyarlı insanlar da onların pisliklerini temizlemek zorunda kalırız dedi. “Kısacası dostum mok at, çöp at izi kalsın diye düşünürler” dedi.

Turan ağabeyimle birlikte başladım ben de temizliğe.

Hem konuşuyor hem çör-çöp önüne ne geçerse öfkeli bir şekilde söylene -söylene temizlik yapıyordu. Söylenmesi esnasında şu söylediklerini hiç unutmam.

"Doğayı seveceksin, ona saygı duyacaksın ki, o da sana istediklerini versin.

Şayet ona gereken ilgiyi göstermezsen, senden öyle bir intikam alır ki, feleğini şaşırırsın." Kızdırmak adına "Ağabey ya, doğa bizden nasıl intikam alırmış?" her zamanki sakin üslubuyla başladı anlatmaya.

Bak dostum.

Şu gördüğün tepelerdeki ormanı kesip yok eder, yerine villa yaparsan, yağan yağmur, taş, toprak ne bulursa getirir tepene bırakır.

Gördüğün şu denizi doldurup hemen kenarına yalı yaparsan, ufak bir tusinamide cumbur lop öbür taraftasın.

Şu gördüğün bataklığı kurutup imara açar, üzerine 5, 10 katlı binalar dikersen, 4-5 şiddetinde bir depremde yine öbür taraftasın.

Güzelleşmek ve şık görünmek adına gazlı deodorant ürünlerini kullanarak ozon tabakasını delersen, ( Yandım Mevlam Suuuuuuuu.) diye bağırırsın.

Daha anlatayım mı?’’ dediğinde, "Yok ağabey kalsın, yeteri kadar aydınlandım." diyerek, nerdeyse kendimi kızdırıyordum. :) Çöp niteliğinde ne varsa, pet şişe, terlik ayakkabı, gemici halatı, kırılmış sandal kürekleri neler yok ki?

Hepsini bir harman yapıp çaktı ateşi.

Öyle bir yanıyordu ki çöp molozları, en az 5 metre ateşten uzak duruyorduk.

Arada bir de bana laf atmayı ihmal etmiyordu ağabey. "Adem bu ateş şu anda karşıdan Mudanya’dan, şu karşıdan da İmralı’dan görünüyor.

Hatta İmralı da yatanlar (şu ateşin yanında olmak için neler vermezdim ki !) diyordur diye de patlatıyordu espriyi.

Bira’sını bi kenara bırakarak, ilerde gördüğü, kırılmış plastik bir kovayı da getirip, ‘’Dostum bu meretin doğada kendiliğinden yok olması için 500 yıl geçmesi lazımmış biliyor musun?’’ dediğin de yine kızdırmak amaçlı, ‘’ Atıyorsun ağabey!’’ dedim. ‘’ Hadi 300 yıl olsun.’’ ‘’ Gene attın ağabey.’’ Hadi 150 yıl olsun.’’ ‘’Gene attıııın.’’ Hadi 50 yıl olsun Adem, senimi Kıracağım yav ?’’ ben yine ‘’atıyorsun.’’ Dediğimde, ‘’ Gardaşım! Madem öyleeee.

Biz niye böyle dağ gibi ateş yakıp doğayı kirlettik.’’ Dedi, Abimi kızdırmayı başardığımı sanıyordum ki, ‘’Dostum gel atmak neymiş bir gör:’’ diye iyicene yanıma oturdu.

Başladı anlatmaya, Aşağıdaki Fıkrayı eksiği var fazlası yok şeklinde sizlere anlatıyorum.

Kılkuyruk avcısı Sultan Sazlığında yaptığı küme de köpeği Kılkuyrukla Kılkuyruk beklemektedir.

Saatler geçer ama maalesef menziline bir tane olsun Kılkuyruk girmez.

Şanssızlığına lanet okuyarak, ‘’Bari Erces’in eteklerinde keklik avlayayım.’’ diyerek kümeden çıkar, Kılkuyrukla birlikte vurur Erciyes’e. Kısa bir dolaşmadan sonra, Kılkuyruk kekliğin yerini tespit etmiş, kuyruğu tahsildar kamçısı gibi dikilmiş, sallayarak işaret vermektedir.

Sahibinin ‘’Atla!’’ komutunu alan Kılkuyruk sürüye öyle bir dalmış ki, Kılkuyruktan ürken keklik sürüsünün havalanırken çıkardığı gürültü, sanki havalanan Apaçi helikopteri gibi gürültü çıkarınca korkudan Kılkuyruk bir tarafaaaa, sahibi bir tarafa kaçmaya başlamış.

Talihsiz avcı atlamış arabasına ‘’ Sen Kılkuyruk avcısısın ne işin var keklikle!’’ diye söylene-söylene Kayseri Avcılar Lokaline gelir. ‘’Selamünaleyküm’’ ‘’vealeykümselaaam.’’faslından sonra başlarlar atmaya ne de olsa hepsi avcı. :) Arkadaşları ‘’ Azını yidim hele bi aanat hele.

Sen nöördün?

Sıra bizim Kılkuyruk avcısındadır.

Başlar anlatmaya ‘’Gözünün yaanı yidiklerim. Sultansazlığında göme yaptım saatlarca bekledim, ha gurbanolduğum bidenede mi menzilime gılguyruk gelmez yav?’’ Arkadaşları sorar, ‘’Gelmedi mi gardaşım?’’ ‘’Yog gardaşım gelmedi Valla.’’devam ederler, ‘’eeeee’’ ‘’Ben de atladım arabaya vurdum Erciyes’in döşüne. Az biraz dolaştım gadasınaldığım Gılguyruk bir forma virdi, bas didim, öyle bir daldı sürüye, bam bam bam baam, yididene salladım 10 keklik aldım. Tam 490 deneside gözüm baka, baka gidi gurban olduğum.’’ Der, Avcı arkadaşları büyük bir şaşkınlık içinde dinler ve sorarlar, 490 deneside gitti lemiii? He Vallaaa. Gitti gadasınaldığım. Arkadaşlarından birisi ‘’Gardaşım atılır atılır da bu kadarda atılmaz ki!’’ der, Avcımız tam cevap verecekti ki, Yan masadan hiç tanımadıkları birisi ‘’ Arkadaş atmıyor. Çok doğru söylüyor.’’ der. Durumdan avcımızda büyük bir şaşkınlık içerisindedir. Diğer avcılar sorar. ‘’ İyi de gurbanolduğum. Sen kimsin? Ne biliyorsun avcılığımız hakkında?’’ O da avcı ya başlatır anlatmaya. ‘’ Arkadaşlar Ankaralıyım. Ben de avcıyım. 2-3 saat önce ben de Erciyesin eteklerin de keklik avlamaya çıktım, Şöyle erciyes’in güneyini bi dolanayım dedim. Aman Allah’ım bir de ne göreyim!!!’’ Sorarlar, ‘’ne gördün gadasınaldığım?’’ ‘’Çift hörgüçlü bir deve. Oturmuş Erciyes’in döşüne, Uzatmış boynunu Sultansazlığından su içiyor.’’ Herkes hayretler için de ‘’ Allah, Allah görüyo Gayseride de ne develer varmış?’’ Bizim Kılkuyruk avcısı dayanamaz bodoslama dalar lafın içine. Der ki; ‘’ Ulan dallama! Erciyes’inen Sultansazlığı arası 80 km. O deve de 80 kilometre boyun mu vardı?’’ Ankaralı avcı hemen yapıştırır cevabı. ‘’ Ulan dingil! Sen 15 saniye de kekliğin 10 tanesini vurdun, 490 tanesinide saydın. Biz inanıyoruz daaaa sen neden hopluyon gardaşım.’’ Resim: omerekinci.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İşte attımı böyle atacan, ancak zamanlama da çok önemli. Yalanı böyle kışta kıyamette bir de çırılçıplak ortaya bıraktığın zaman maazallah zatureye çevirir. Blogunu okuduğum da hayli keyiflendim ve çok güldüm. Fıkraya değil tabi. Beni kızdırma tezgagahına gelmeyince, kendi kendine kızmaya başladığına. :))))))))))))) Sağlık ve sevgiyle kal dostum.

GÖCEKLER GÜVERİNCE 
 22.01.2010 20:42
 

no comment :)

shalimar 
 17.01.2010 10:56
Cevap :
:=) Anacağım Türkçe konuşsanda anlamıyorlar ki :=) Sen şimdi yabancı dilde anlatmaya çalışmıssın.. :=) Şimdi kesin bunu da anlayamazlar :=)  17.01.2010 19:32
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 313
Toplam yorum
: 1049
Toplam mesaj
: 164
Ort. okunma sayısı
: 2729
Kayıt tarihi
: 15.03.07
 
 

16.10.1974 Samsun / Havza doğumluyum. Şu anda bir lojistik firmasının ortaklarındanım. İşimde ilk..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster