Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2399
 

Sultanahmet’ten "Femen" geçti amma!... Biz ne anladık bu işten?..

Sultanahmet’ten "Femen" geçti amma!... Biz ne anladık bu işten?..
 

Sevgili okur,  ben Femen grubunu ilk kez Ocak ayında Davos’ta yaptıkları çıplak eylemle duydum.  Meğer en önemli eylemlerini üç yıl önce, Ukranya’daki Türkiye Büyükelçiliği önünde yapmışlar.

Haber şöyle:

“FEMEN, üç yıl önce Ukrayna'daki Türkiye Büyükelçiliği önünde protesto gösterisi düzenleyerek, Türk makamlarını, Türk erkeklerini ‘Ukrayna'nın genelev olmadığı konusunda bilinçlendirmeye’ çağırmıştı. Eylemciler bir röportajda şöyle demişti:

"Sizin orada hiç mi kız yok? Türk erkekleri de Ukrayna'da imajlarının ne hale geldiğini artık anladı. O yüzden kendilerini İtalyan diye tanıtıyorlar. Ama bu, işin özünü değiştirmiyor. Sizin erkekler Türk kızlarına ayıp ediyor.

"Özellikle 2004'ten sonra Ukrayna, resmen Türk erkeklerin istilasına uğradı. Her hafta Türkiye'den sırf seks turizmi amacıyla 5-6 otobüs dolusu erkek gelmeye başladı. İkinci protestomuz bu konuda oldu. Otobüsler protestodan sonra da gelmeye devam etti ama FEMEN tişörtlü kızlar, Kiev gece kulüplerinin  önünde nöbet tutunca, seks turizminin uluorta yapılmasını güçleştirdik. Türkiye'de de eylem yapacağız. Plan kesinleşmedi ama ciddi bir sorun olarak görülen aile içi şiddeti protesto   edebiliriz." (http://bianet.org/bianet/siyaset/136755-femen-efsanesi-istanbula-kadarmis)

Türkiye’ye  gelip aile içi şiddeti kınayacaklarını  daha o günlerde düşünüyorlarmış.

“FEMEN, geçtiğimiz günlerde de  Rusya'da Vladimir Putin'in kazandığı cumhurbaşkanlığı seçimini, oy kullandığı sandığı çalmaya çalışarak protesto etmiş ve dünya basınında kendine yer bulmuştu.”(Birgün Gazetesi) Elbette yine soyunarak.

Eh, Türkiye ile ilgili tasarılarını gerçekleştirmek  için de kısmet, bu yılın 8 Mart’ınaymış.

Kendilerini  “Yeni feministler, feminist devrimciler” olarak tanımlıyorlar.

Çıplak eylem yapmanın gerekçesini de şöyle açıklıyorlar:

“Soyunarak, insanların ve medyanın ilgisini;  ayrımcılık, seks ticareti ve seks köleliği, özgürlük, kadın hakları, feminizm üzerine çekmek.” Amaçları bunlar.

Femen diyor ki; Ukrayna’da, mini etek, yüksek topuklu ayakkabı giymek, seksi görünmek  özgürlük sanılıyor. Oysa, bu anlayış, özgürleşmek değildir,  kendini erkeğe sunmak suretiyle, ona bağımlı kılmaktır.

Doğru söze ne denir? Bakımlı olmak ayrı bir şey. Ama  kadın; abartılı süslenerek, cinselliğini  aşırı vurgulayarak,  dikkatleri üzerine çekmeyi neden ister, niye  buna  gerek duyar  acaba?

Femen diyor ki; türban takan kadınlar da başka bir yaşam biçimi düşünemedikleri için, kendilerini özgür sanıyorlar. Her iki yaklaşım da özgürlük değildir. Kadınların özgür iradelerini, erkek toplumunun dayatmalarına teslim etmektir.

Benim bu saptamalara da hiç itirazım yok. Doğrusunu isterseniz, soyunmayı seçmeleri  de çok akıllıca. Çünkü, ne yazık ki  erkek dünyası ve ona boyun eğen kadınların  anlayışı, cinselliğin böylesine mal haline getirilmesinden ötürü, ancak uçkur altı konulara dikkatini verebiliyor. Gerisi vız geliyor, tırıs gidiyor sevgili okur.

Milblog’un, değerli yazarlarından sevgili İ.Ersin Kabaoğlu, cinselliğin nasıl metalaştığını irdelemeye çalıştığım yazılarımdan birine,  şu yorumu yazmıştı da çok beğenmiştim;  burada yeri geldi, paylaşayım:

“(.......) Yoksa kadın, vasat ve- vasat altı- erkeklerin egemenliğindeki bir toplumda ya erkeğin arzularının gönülsüz bir nesnesi ya evin ve çocukların hizmetlisi ya da çılgın tüketim dünyasının bilinçsiz bir öznesi haline (Bazen de aynı anda ikisine ya da üçüne birden) dönüşebilmekte!.. Boyunlarındaki, bileklerindeki  altın ve zümrütlerse; eskiden kölelerinki demir, bakır ya da çinkodandı...Değişen, sadece kölelik halkalarının metal bileşimi ve buna bağlı olarak da değeri!”

Evet, işte hepimizi, bir biçimde, böyle metalaştırılıp, köleleştiriyor sömürüye dayalı kapitalist  düzen.

Femen’in Sultanahmet Meydanı’ndaki 1 dakikalık gösterisi de ben ve benim gibi düşünenleri doğruladı sevgili okur.

Nasıl mı? Birlikte anlamaya çalışalım.

Femen,  yukarıda açıkladığımız amaçlarında haklı. Femen;  kadınların,  “Giyinik anlattık da anladınız mı? Neyi değiştirdiniz?...” soruları, her zaman yanıtsız kaldığı için, soyunma yöntemini seçmekte de haklı. Acıyı çeken kadınlar ve bu kadınlar, bizlerin gösteremediği cesareti gösteriyorlar. Şahsen şapka çıkarıyorum.

Gelelim zurnanın zırt dediği yere. Haksız demeyeyim ama şu konularda yanlış ve eksik buluyorum kendilerini. Çünkü bu konularda açıklamaları ya yeterli değil, duyulmuyor ya da yok. Sonuçta ben Femen değilim ve basından izliyorum.

Femen, kadını ve erkeği bu hale getiren kapitalist sisteme gereğince vurgu yapmıyor.

Femen,  Suwen International adlı çamaşır firmasının davetlisi olarak geliyor. Bir gün önce, medyada duyuruluyor ziyaret. Ama eylemin yeri gizleniyor. Her nasılsa, o,  1 dakika süren ve polisimizce gayet nazik biçimde  sonlandırılan eylem sırasında basın ordusu orada.  

CNN’de Cüneyt Özdemir, hurilere taş çıkartan, rüya gibi güzel  Femen sözcüsüyle ve ayrıca çamaşır firması yetkilisiyle söyleşi yapıyor. Belki başka kanallar da yapmıştır. Benim TV’lere dayanma gücüm sınırlı, bilemiyorum.

İmdi... 8 Mart günü, bizim kadınlarımız da sokaklarda mı?  Kadınlar,  hemen hemen bütün il ve ilçelerdeki  sokaklarda... Can yakıcı istemlerini dillendiriyorlar. Sizce medya hangisine daha çok ilgi gösterdi?

Sonuç:

Femen’in, amaçları  iyi. Soyunma  yöntemine de itirazımız yok.

Emme velakin, bizim emekçi kadınların eylemleri gölgede kaldı mı? Kaldı.

Femenler, lüks araçlarla gezdirilip üstüne de para aldı mı? Aldı.

Çamaşır firması dünya medyasında reklamını yaptı mı? Yaptı. Kimbilir  ne siparişler aldı mı? Aldı...

Eeee ey halkım!... Biz ne anladık bu işten?...

Nenni de nenni!... Benim güzel  halkım  uyusun da büyüsün  e miii?...

E e e e  eeee  e!... Hu hu hu huuuuuu  hu!...

09.03.2012

Vildan Sevil

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, bunların yaptığı da iş mi? silivride yer kalmadığı için misafir edemiyoruz!.. Selamlar...

Mesut KARİP 
 27.03.2012 16:36
Cevap :
Grup yerli olsaydı, ne misafirhaneler ve ne nazik muameleler bulurduk Mesut Bey.Yabancı olunca işdeğişiyor. Saygılar, selamlar...  27.03.2012 22:01
 

Türkiye'de 20 milyon kadının 3-5 tane FEMEN kadar sesleri çıkmıyor.Sitemde acayip kadın yazıları var.Ben nedense pek normal yazı yazamıyorum.Ben de FEMEN miyim yoksa hahahahaha!

Kerim Korkut 
 19.03.2012 22:16
Cevap :
Yazmaz olur musunuz sevgili Korkut? Sizin yazılarınız geleceğin projelerine yol açıyor. Selamlar...  19.03.2012 22:51
 

Konuya ilişkin -sizinkilerle de bire bir örtüşen- yaklaşımıma o nazik ve vefalı satırlarınızla -bloğunuzun içinde- yer vermişsiniz değerli düşünce ve fikir paydaşı yazarım. Ek bir şey ifade ederek konuyu dağıtmam doğru olmaz sanırım. Adımı zikreden, değerbilir, paylaşmasını bilen, bilge yanınıza ve kişiliğinize içten saygımla selamlar ve teşekkürler...

Ersin Kabaoglu 
 12.03.2012 14:11
Cevap :
Elbette paylaşacağız sevgili Kabaoğlu... Niye düşünce üretmeye çalışyoruz? Paylaşmak ve çoğalmak içim değil mi? Sevgiler...  12.03.2012 19:36
 

Teşekkür ederim...İlham kaynağı oldunıuz...Az sonra ,bu konuda bir MİZAH kaleme alacağım..beni izleyiniz...:) Sevgiler...selamlar...

Mesut Selek 
 11.03.2012 12:09
Cevap :
Zevkle okuyacağım. Teşekkürler...  11.03.2012 22:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 102
Toplam yorum
: 580
Toplam mesaj
: 24
Ort. okunma sayısı
: 839
Kayıt tarihi
: 07.06.11
 
 

1949 İstanbul doğumluyum. Emekli edebiyat öğretmeniyim. Çeşitli edebiyat sitelerinde, çeşitli kon..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster