Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Eylül '10

 
Kategori
Felsefe
Okunma Sayısı
1400
 

Sun Tzu - Konfiçyus - Lao Tzu Triyalektiği

Mekan Antik Çin idi.

Zaman M.Ö. 600-400 arası idi. Bunda, Antik Yunan’daki Sokrat-Platon-Aristo zaman akışına benzerlik var.

Çin o zamanlar birleşik bir ülke değildi. İlk kez M.Ö. 200’de birleştirildi. Yunanistan ise, Eski Yunan tarafından ve zamanında (İskender tarafından bile, bugünkü sınırlarına kadar) birleştirilemedi. Onun yerine, aslında daha önce kurulan ve Eski Yunan’ın kültürel mirasını üstlenen Roma tarafından birleştirildi.

Sun Tzu savaş kuramı ustasıydı. Sonradan kendisine epeyi şerh yazıldı. Ancak Sun Tzu bugün bile hala kullanılacak derecede işlevsel olan kuramlar inşa etti. Onun ikinci ardılı Clausewitz, hem eserini yaşarken tamamlayamadı, hem de daha dar anlamlı bir savaş tasarladı. Yani Sun Tzu, göreli olarak 2.500 yıldır hem Doğu’da, hem Batı’da tümel kaldı ama şerhleriyle ve kırınım saçaklarıyla birlikte.

Konfiçyus gündelik yaşamla ilgili savlar önesürdü. Bu bakımdan Eski Yunan’daki hedonistlere benzer. Konfiçyus bu açıdan tikelcidir. ‘Günü kurtarmak’ doğulu sayılsa da, batılı örnekleri de çoktur.

Lao Tzu ise, ana metnin zaman içinde aşırı yorumlarla çok değiştiği hesaba katılarak, ilk doğu tümel kitabını yazmıştır. Tuhaf bir biçimde, Sun Tzu’ya şerh yazanların, Lao Tzu’ya yazmamış olmaları gerçeği var.

Konfiçyus-Sun Tzu ikilisi, barış-savaş diyalektiğidir. Aynı zamanda küçük-büyük / özel-genel diyalektiğidir ama açıkça değil.

Konfiçyus-Lao Tzu (somutçuluk : davranışçılık) pragmatizm-soyutçuluk (tutum) diyalektiğidir. Bu ayrım bugün bile dayatılmaktadır, tutum-davranış farklılığı olarak.

Lao Tzu-Sun Tzu savaş-savaş diyalektiğidir (ki bu savaş-barış diyalektiğinden daha işlevseldir), burada Sun Tzu edimcidir / davranışçıdır, Lao Tzu savaşın zihinde kazanılacağını öngörür. Bu sonuçsuz ve çözümsüz bir seçimdir. Ya ondasındır, ya da öbüründe ki Lao Tzu’nun temel deyişi ‘Lao Tzu Sun Tzu’dur’ der.

3’ü de analitik değil, sentetik, Batılı değil, Doğulu’dur. (Burada, İskender’in Uzakdoğu Asya Metafiziği ile tanıştığını gösteren belirtilerin, ancak 20. Yüzyıl’da bulunduğunu kayıt düşelim.)

Batılılar’ın Doğulular’ın ve Doğulular’ın Batılılar’ın eserlerinden haberdar olup olmadığını bilmiyoruz ama o zamanlar da uzun mesafeli ticaret vardı. Eski Çince bilen Eski Yunanlı birinin, Çin klasiklerini o dile çevirdiğini düşünmek zor ama ara çeviriler ve özetlerden haberdarlık mümkün. Tüm bunları, arada etkileşim varsa bile, yanlış anlamalı ve eksikli bir etkileşim olabileceğini belirtmek için kayıt düştük. Daha yakın mesafeli olan, Eski Yunan klasiklerinin Latince’ye Süryanice ve Arapça üzerinden çevirilerinde epeyi hata saptandığını da belirtmek gerek.

Her iki tarafta da ilk 3 başusta olması ilginç. Aynı zamanda, hem ardışıklık, hem de çatışma var ve bu olağan. (Teslis’te olağandışılık aranmıyor.)

Gelelim triyalektiğe:

Triyalektik, diyalektiklerin üçlemesi olduğuna göre, zaman serisi ve ardışık adımlı akıl yürütme açısından, aslında bütüncül tek bir sonuca varılacaksa da, ikili diyalektiklerden yola çıkarak ve onlara birer sonuncu ekleyerek, 3 ayrı triyalektik tasarlayabiliriz.

Tümellik açısından, en tümel Lao Tzu, sonra Sun Tzu, sonra Konfiçyus gelir.

Pratiklik açısından, en önce Sun Tzu (çünkü 3’ü de savaş döneminde yaşıyor ve savaşa farklı tepkiler veriyorlardı), sonra Konfiçyus, en son Lao Tzu gelir.

Global sentez / praksis olanağı açısından ilk önce Lao Tzu gelir, sonra Sun Tzu, sonra Konfiçyus gelir. Konfiçyus burada görgü kitabı düzeyine kadar iner.

Sun Tzu’nun Çin’i ilk birleştiren Qin’e danışmanlığı kabul edip etmeyeceğini bilmiyoruz. ‘Hero’ filminin açımladığı bir problematik var ortada: Sun Tzu’nun klanını katletse de o acaba Çin’in birleşmesi için kişisel kan davasından vazgeçer ve Qin’e hizmet eder miydi? Sonuçta, Aristo nasıl İskender ile yanlış bir seçim yapmışsa ve bu başta en doğru görünse de, Sun Tzu hizmetinde bulunmayı seçeceği kralın Qin karşısındaki tutumu ile aynı duruma düşebilirdi.

Tuhaf görünse de, günümüzde Taoizm olmadan savaş kuramı olamıyor. Yani, en soyut olan düşünür, en somut duruma yükseltgendi, çünkü savaş 2.500 yılda çok pratik bilgiler sundu bize. Gerçekte savaş, ‘Hero’ filminde tasarlanan Qin’in düşündüğünden çok daha acımasız ve tümel bir olgu. Bugün 500 yıldan önce bir global barış umamıyoruz ve bunun gerçeklemesi için en büyük 10 devletin parçalanması gerek ki bu durum Qin’in düşündüğünün tam tersi. Kaldı ki Çin, bugün tarihinin en geniş döneminde ve daha şimdiden Batı’ın faşizmini aştı ve 100 yıl daha herkese kök süktürecek.

Bu durumda:

Küçük ve öncül bir triyalektik dans olarak şunu tasarlayabiliriz:

Başlangıçta Sun Tzu ve Lao Tzu, uçlarda dağınık raksederken ve ortada Konfiçyus sakin bir biçimde iktidar kazanırken, bugün Konfiçyus kanalizasyona süprülmüş durumda. (Bakınız: Wilhelm Reich’ın ‘Dinle Küçük Adam’ı.)

Geleceğe doğru bakarsak:

En tehlikeli faşizm olasılığı hala Lao Tzu’dan ve taoizmden gelebilecek. Öyle ki onun düşüngüsü ölümsüzlüğe ve uzaycılığa da sirayet edecek ki belki etti bile.

Ancak, bu noktadan bakışla, gelecekteki 2.500 yılın ötesine, yani bugünkü 7.500 dünya sistemi tarihçemizin ötesine 3’ü de izdüşmüyor. Eski Yunanlı 3’lü de izdüşmüyor. Demek ki onların paradigmaları ancak şiddet ve savaşla tasfiye edilebilecek.

Bu, 21. Yüzyıl’ın başı vektör momenti ile geçerli bir paradigma. 12 Eylül 2001’de de geçerliydi ama yazıya dökülmesi ancak 2007’de oldu. (Şerh: Burada yazarlığımın serbestliğinin bu tür yanlışlar içerdiğini kayıt düşmüş olayım.)

Demek ki duvarı bu 6’lının merdiveni ile aşacağız ve duvarı geçtikten sonra da merdiveni sırtımızda taşımayacağız.

Dipnot: Bu bir bakıma, felsefenin büyük bir kültürel borç bırakarak iflası anlamına da gelebilir (ki Skolastik ile oldu da). Ancak, benzeri durumları daha önceki binyıllarda da çok yaşadık ve Orta Çağ’ların gerileme dönemlerindeki bilgi yitimi nedeniyle, bir kez daha eski düşünce savaşı araçlarımıza gereksinim duyduk ve onlara geri döndük. O nedenle, benzeri bir yinelenme durumu bizi şaşırtmasa gerek.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 2217
Toplam yorum
: 1121
Toplam mesaj
: 127
Ort. okunma sayısı
: 497
Kayıt tarihi
: 16.08.06
 
 

Serbest yazarım. 1960 doğumluyum. BÜ İşletme mezunuyum. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster