Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '09

 
Kategori
Anılar
Okunma Sayısı
2398
 

Sunay Akın'la...

Sunay Akın'la...
 

Sadece şiirlerinden ve televizyondaki sohbetlerinden tanıdığınız bir şair aniden karşınıza çıkarsa ne hissedersiniz? Ona söylemek için biriktirdiğiniz onlarca cümle bir anda uçup gidiverir hafızanızdan. Sunay Akın'la karşılaştığım an aynı şeyleri yaşamıştım.

Yaklaşık 7 yıl önceydi. Bir arkadaşımla resim sergisine gitmiştik. Resimlere baktıktan sonra bir sonraki etkinliğin ne olduğunu öğrenmek için ilân panosuna doğru yürüdüm. Aynı akşam Sunay Akın'ın söyleşisi olduğu yazıyordu. Sevinçle keder arası bir ses çıktı ağzımdan. Sunay Akın geliyordu ve ben onu dinlemeye gelemeyecektim.

Arkadaşım Sunay Akın'ın kim olduğunu bilmediğini söyleyince kulaklarıma inanamadım. Gerçi şiirle başı hiç hoş değildi ama, duymamış olması da tuhaftı doğrusu. Sergi salonunda bizden başka kimse olmadığı için, Sunay Akın'ın Tik Tak başlıklı şiirinin en sevdiğim bölümünü okumaya başladım arkadaşıma.

Yarısını tuttum
çocuk doktoru
olmamı isteyen anneme
hasta yatağında verdiğim sözün
doktor olamadım ama
çocuk kaldım

O anda bir mucize oldu, sergi salonunun kapısı açıldı ve Sunay Akın, yanında bir görevliyle salona girdi. ' Sunay bey ' dedim mutluluktan şaşkına dönmüş bir halde. ' Ben de şimdi arkadaşıma sizin şiirinizi okuyordum ' diye ekledim. Tokalaştı önce ve hangi şiirini okuduğumu sordu. Ayaküstü biraz sohbet ettik. Akşamki söyleşisine mutlaka beklediğini söyledi. Bütün bunları konuşurken, sanki Antalya'da bıraktığı bir arkadaşıyla karşılaşmış gibi bir yakınlık ve içtenlik vardı sesinde, yüzünde. Gözlerinin içi gülen, ele avuca sığmayan bir çocuk gibiydi sanki. Onu sevişimin önemli nedenlerinden biridir bu. ' Sunay Akın, bizden biridir ' duygusunu yaşatır insana...

Aradan 3 yıl geçmişti ki, bu kez Yaşamdan Dakikalar ekibiyle geleceğini duydum. Hemen sevgili arkadaşım Şerife Mutlu'yu aradım. Şerife ile aralarında hoş bir diyalog geçmiş, bunu biliyordum, bu yüzden haber verdim kendisine.

AKM'nin salonunda yer kalmamıştı, merdivenler bile doluydu. Nebil Özgentürk, Haşmet Babaoğlu ve Hıncal Uluç yerlerine geçtiler.' Sunay Akın gelince farklı davranıyorsunuz' diye şakayla karışık sitem ettiler ve Sunay Akın merdivenlerden inmeye başladı o anda. Salon, deyim yerindeyse alkıştan yıkıldı. ' Halkın katıldığı bir sohbet olsun istiyoruz, siz sorun, biz cevaplayalım ' dediler.

Önce sevgili Şerife Sunay Akın için yazdığı şiiri okudu. Akın, hemen hatırladı önceki diyaloglarını. Ardından ben bir soru sormak istediğimi söyledim.' Bir kalbe iki aşk sığar mı? ' dedim ve devam ettim. ' Şu kadar yıllık evliyim, babamın ve salondaki bütün insanların huzurunda şunu söylemek istiyorum, Sunay Akın, size aşığım! ' Bir kahkaha attı ve ' Aşk konusundaki uzmanımız Haşmet'tir, sorunuzu o cevaplasın izninizle ' dedi.

Söyleşi bittiğinde salondaki arkadaşlarım beni kutluyordu. Mutluluktan uçuyordum sanki, aşkımı ilân etmiştim ya sonunda. Çıkışta kendisine verilen çiçeği sevgili Şerife'ye armağan etti, bana da ' Beyaz atın süvarisinden...' diye imzalı bir kitap. Neşeyle şakalaştı sonra benimle, ' demek başka bir aşkla yanyanayım kalbinizde ' diye.

Sunay Akın'ın, o heyecanlı, çocuksu yanına aşığım. Tabii birkaç dizeyle pek çok şey anlatabilişine, anlatmaya başladığı öyküleri asla tahmin edemeyeceğimiz şekilde sonlandırışına, Oyuncak Müzesi kurmak gibi muhteşem bir işe imza atışına da...

Beni anlatır sanki bilmeden, Yüreğim şiirinde;

Yüreğim
Islaktır benim
Kuytularda ağlamaktan
Ve hafif uçuktur rengi
Kurusun
Diye kaç kez
Güneşe asılmaktan...

Antalya'mı da anlatır bir anlamda Maki şiirinde;

Bir an önce görülsün
diye Akdeniz
Toroslar'da agaçlar
hep çocuk
kalir

Davet şiirinde savaşan insanlara seslenir;

Dürüst olalim beyler
ilk adim sizden
sökün savas gemilerinden
can simitlerini

Kuşlara seslenir bencileyin;

Islak çamasirlara
konan serçe
hemencecik kaç oradan
sen de yoksa annem
gibi hastalanip
ölebilirsin

Kara mizahı ile yüreğimi burkar kimi zaman;

Kum tanecigi
kaçti diye gözüne
emir veren generalin
iki dakika daha
çok yasadi insanlari
o sansli kentin

Bir karamizah şiiri daha;

Gözyaşları içinde
birkaç dakika aradı
kürtaj masasından kalkarken
takılıp kopan
düğmesini

Bazen burkmakla kalmaz, düşündürür acı acı;

Yine bir kömür
kütürdedi sobada
kayip bir madencinin
kalbi rastgeldi
ativerdi sicak odada

İroninin en güzelini de o yazar Heykel şiirinde;

Yalnizca ben bilirim
diktatör heykellerine
pislemek için
göç ettigini
dünyadaki bütün
kuslarin

Sevmenin ne olduğunu öğretir insana, düşündürerek;

Saçak altina siginmis
göçmen kusun
kartanecikleri arasinda
düsen beyaz tüyünü de
görebilmek

Iste
sevmek

Sunay Akın'ı da Cemal Süreya gibi aşkla sevmemin nedeni, bu dizelerin içinde hayatın özetini bulmamdandır.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

Bu blog Editör'den Öneriler alanında yayınlanmıştır

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Önce şunu itiraf edeyim; daha yazılarınızın çok azını okudum. İzlediğim diğer blogcuların da öyle. İnternette çok şey okumaya çalışıyorum. Hatta kitap okumaktan bile koptum. Bir de internete girme sorunum çıktı şu ara. Yazınıza gelince; gerçekten çok güzel bir yazı bu. Zaten düz yazınız çok iyi. Sunay Akın'ı ilk kez bir dergide yayımlandığında, Kömür adlı şiiri ile tanımıştım. Genelde dergilerden okudum. Antoloji.com da 112 şiiri yer alıyor. Geçende girip bir kaçını okumuştum. İyi bir şair ve güzel bir insan. Beni onla kıyaslamanız hoşuma gidiyor. Ancak; sürekli neşeli, iyimser, insan canlısı karakteriyle pek benzerliğimiz yok. Biraz sıkıcı ve gergin bir insan olarak bilinirim beni tanıyanlarca. Fazla uzatmayayım, sığmayacak. Gene yazışırız bu konularda. Selamlar, sevgiler...

Haşmet Şenses 
 02.09.2009 15:38
Cevap :
Kıyaslama olarak almanı istemem aslında. Aynı tadı almak diyelim. Ya da aynı yakınlığı, içtenliği hissetmek. Sıkıcı ve gergin olman, iyi şair olmana engel değil ki:) Antoloji.com un eski üyelerindenim ben de. Ne kadar çocukça şiirim varsa orada kayıtlıdır:) Şu blog olayının en kötü yanı, kitap okumamızı engellemesi sanırım. Neyse...Bir yolunu bulacağız:) Sevgilerimle...  03.09.2009 23:05
 

Sunay Akın'ın en sevdiğim yönlerinden biri de arşivciliğidir. Hiç kimsenin bilmediği arşivlerden öyle güzel hikâyeleri bulur ve gün ışığına kavuşturur ki. Çok hoş bir anı bu Tülin Hanım. Sevgilerimle.

Eymil 
 09.02.2009 10:31
Cevap :
Sevgili Emel, bir kedinin gözlerinden lafa başlayıp, falanca şehrin armasına gider Sunay Akın:) O benim için yüzyılımızın en muhteşem meddahlarındandır. Teşekkür ederim, sevgiler:)  09.02.2009 23:56
 

Ne güzel Sunay Akın ile karşılaşıp ,konuşman...Ben de iki sene önce İzmir kitap fuarında yıllar önce edebiyat öğretmenimiz olan YAZAR KEMAL ATEŞ ile konuşup imzalı kitabını almıştım,çok heyecanlı olmuştu seni çok iyi anlıyorum...sevgilerimle...

Tunay 
 08.02.2009 13:01
Cevap :
Sevgili Tunay, sizin karşılaşmanız daha bir anlamlı olmuştur. Ne de olsa öğretmeninizmiş. Güzel raslantılar eksik olmasın hayatınızdan...  08.02.2009 22:42
 

Bu şiirin çok yakışacağını düşünerek yazdım.Evet Yaşarken sanatçının yüzüne okunmuş ilk şiirdir diye tarihe geçsin. Ne kadar güzel bir anlatımdı,kalemine,yüreğine,bilincine IŞIK olsun dileklerim.Aşkın yücelttiği yüreklerdir ki işte böyle yazdırır ve Babasının yanında da ben AŞIĞIM diye söyletir.Tanrım bu ne güzel YÜREKLERDİR?Kalemin hep aşkla söylesin Tülin'ciğim.

Şerife Mutlu 
 07.02.2009 20:31
Cevap :
Şerifem, sanki bir yorum daha yazmışsın da bana ulaşmamış gibi düşündüm. Bence o şiirini öyküsüyle birlikte anlatmalısın. Emek için de unutulmaz bir anı olur anlatırsan. Sevgiler gül yaprağı arkadaşım...  07.02.2009 21:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 261
Toplam yorum
: 2348
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 2074
Kayıt tarihi
: 23.07.07
 
 

1954 Antalya doğumlu ve Antalyalı'yım. Ülkemin ve özellikle bu şehrin sevdalısıyım. Sanatın pek çok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster