Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Haziran '12

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
234
 

Sünneti de tartışalım

Sünneti de tartışalım
 

Sünnet çocukları


Avrupa Birliği uyum süreciyle birlikte Türkiye'de uzun yıllar gündeme dahi gelmeyecek birçok konu tartışılır hale geldi. İyileştirmeler, uyumluluk çalışmaları hazırlandı; uygulamaya koyuldu...

Avrupa bahanesiyle Türk vatandaşlarının yaşamlarını daha kaliteli hale getirilecek ve kağıt üzerinde kalmayacak yasal değişikliklerin her ne denirse desin destekçisi olmak gerek. Hangi bahane olursa olsun toplumsal yaşamda ilerlemeye, çağdaşlaşmaya, insanı merkeze koyan anlayışın arkasında durmalıyız hep beraber.

***

Bir yandan Avrupa kapılarında bekleyen Türkiye adım adım reform süreçlerini gerçekleştirirken hiç olmadığı kadar Avrupalı olmaya niyetlenen AK Parti Hükümeti'nden zaman zaman anlayamadığımız garip sesler yükselebiliyor.

Çoğu kez dönüp arkamıza böyle sözleri nasıl söyleyebiliyorlar diye soruyoruz şaşırırcasına. Bir anda değişen ülke gündemi ve peşi sıra gelen destekleyici sözlerle gerçekten "o" sözleri söyleyebileceklerine kanaat getirip anlamamaya devam ediyoruz şaşkınca bakışlara...

***

Kürtaj üzerinden başlatılan tartışma tam odak noktası oldu anlattığım durumun. Nereden, nasıl çıktığı belli olmayan bir konu Türkiye'nin göbeğine oturdu, ne diyeceğimizi bilemedik.

Önce inanmak istemedik sonra Diyanet, bilimsel danışmanlar derken kürtaj polemiği inatlaşmaya dönüştü. Yurdun dört bir yanında farklı bakanlar aynı sözlerle savundu kürtajı. Biz baktıkça baktık, onlar söyledikçe söyledi. Yine Türkiye biz ve onlar diye ayrıldı; kimileri sessiz kaldı.

***

Gaf diye nitelendirilebilecek benzer çıkışların sosyal medyadaki yansımaları çok daha acımasız oluyor. Twitter ve Facebook başta olmak üzere mizah dergilerinde kürtaj genişçe yer buldu kendine. Hükümete yöneltilen ağır eleştirilerle kadın bedeni üzerinde egemen kılınmak isteyen anlayış yerden yere vuruldu.

Yine "benim bedenim benim kararım" kampanyasıyla dillendirilen ve kürtaja ilişkin düzenlemeyi eleştiren girişim büyük ses getirdi. Geniş kitlelerce anlamlandırılamayan ve insan bedeni üzerinde kendini hak gören biçimde zorlayıcı, bağlayıcı kararlar alma çabasına girişen bir devlet yönetimi anlayışı eskilerde kaldı.

Yüzünü batıya çevirmiş bir Türkiye'nin bunları tartışması ne kadar boş ve mantıksız. Daha çok demokrasi, daha çok özgür düşünce, daha çok insan hakkı konuşmamız gerekirken kör kuyular içinde birbirimizi yemeyi tercih ediyoruz.

***

Tam da kürtaj tartışmasının ateşi dinmeden Köln'den bir haber geldi. Köln Eyalet Mahkemesi'nin sünnetin yasadışı olduğu yönündeki kararı "ancak bu kadar olabilir" dedirtti bana.

Henüz erginliğe erişmemiş ve kendi bedeniyle ilgili kararları alamayan bir çocuk üzerinde "gelenekler" uyarınca müdahalede bulunmasının saçmalığı üzerince onca kafa yoran biri olarak mahkeme kararının arka planına göz attım.

18 yaşını doldurmuş bir insan kendi özgür iradesiyle bu kararı verinceye değin "sünnet" insan bedenine yönelik saldırı ve zarar verme olarak tanımlanıyor Köln'de. Yeni çok kısa bir biçimde özetlemek gerekirse "onun bedeni, onun kararı" olmalı işin doğrusu.

Sünnetin yararları, zararları klişelerinden kurtulup biraz daha akılcı bakmak lazım bence olaya... O açıyı tutturup, oradan bakmaya çalışmak çok da zor olmasa gerek.

Ya da boşverin en az beş çocuk diyelim biz!

abtokmakoglu@gmail.com

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

sünnet olan bir bebek; anne merhaba ben bu ülkede ki x bir erkek bebeğiyim. yukarıda benim ileride bu konuyu sorgulamayacağımı telaffuz etmişsin ama çok talihsiz bir açıklama olmuş anneciğim neden mi hani laik bir ülkede idik, hani ataürkçü medeni bir ailem ve ülkem vardı ne oldu peki hiç mi hakkım yoktu allahın bana bahşettiği uzuv hakkında karar verebilme hakkım. kaldı ki böyle bir hakka bile gerek yok çünkü bu düpedüz canilik, bunu ben görebiliyorken siz yetişkinler neden göremiyorsunuz anlaşılır gibi değil. benim ne eksiğim vardı fransız,italyan,yunan,ispanyol... erkeğinden avrupalı akranlarım sağlam bir insan gibi bir (erek) gibi yaşamaya devam edebilirken ben neden durup dururken küçücük bedenimin taşıyamayacağı bir operasyona maruz kaldım ben şimdi sakat olmadım mı ben savaşmadan gazi oldum. kim için ne için hurafe beyinler tatmin olsun beylerin cepleri tomarla parayla dolsun diye mi? hayır anne hesap soruyorum herkesten ve herşeyden benim cinselliğime tecavüz ettikleri için

ayhan akan 
 09.07.2012 18:04
 

sünnet zararlıdır, bir an evvel terk edilmesi gerekmektedir. reşit olmayan bir insanın ,kendi şahsi rızasına danışılmadan bir başkası tarafından vücudundan geriye dönüşü mümkün olmayan tek bir parça dahi koparılma kararı verilmesi yanlıştır. buna ana babanın dahi hakkı yoktur. (bkz: anayasa)da insan haklarına aykırı tutum ve davranış biçimidir ve acilen yasaklanmalıdır. buna uymayanlar hakkında en ağır cezalar verilmelidir. sünnetin din ile veya herhangi bir sebeple hiçbir şekilde uzaktan yakından bağlantısı yoktur, bulunamamıştır da. hepsi rivayetten öte değildir. zaten bu bir tabudur ve barbar toplumlarda kabileler arasında görülür. medeni toplumların sözünü dahi telafi etmediği karanlık bir safsatadır. buna çanak tutan zihniyetlerde bir o kadar barbar ve zalimdir. fakat toplumumuzda bu safsata her (er) kişiye eziyet şeklinde yaşatılmaktadır. her faninin ölümü tatması gibi her (er) kişinin sünnet acısını tatmasını sağlamak politik ve rant çıkarlı olmasından başka birşey değildir. bu da aydın kesim tarafından anlaşılamamış ve anlaşılamayacaktır da…

ayhan akan 
 09.07.2012 17:56
 

Merhaba, Bunları birileri sünnetsiz daha çok çocuk yapılıra inandırsın, kendileri yasaklarlar:)) Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 28.06.2012 13:29
 

Bence her şey tartışılabilmeli. Sünnet olayında kişinin beden mülkiyeti kürtaj yasağından daha çok tacize uğramaktadır. Genel özgürlük ilkem her türlü yasağı kaldırmak yönünde olsa da, yasaksız özgürlüğün de anarşi (belirsiz düzensizlik) olabileceği kaygısıyla düşünürüm. sünnetin 18 yaş üstü özgür seçimi yapılması akla çok demokratik geliyor. Ancak bunun uygulanabilir bir demokratik hak olabilmesi için din seçiminin de 18 yaşa bırakılması gerekmez mi? Her ne kadar sünnet dinsel bir farz olmasa da (adı üstünde, "sünnet") dini bir inanç geleneğidir. Yahudiler de sünnetlidir. Belki daha başka toplumlarda da erkek çocuğunu sünnet etme geleneği vardır. İslami farzdan bir ibadet olmasa bile dinsel bir simge ve olay olarak kabul görmüştür. Böyle olunca 18 yaşına kadar tüm eğitim ve öğretimleri de kaldırmak gerekmez mi. Sünnet yasağının gerekçesi demokrasi bağlamında beynimiz için de geçerli olmalı; ne de olsa beynimiz bedenimizin en değerli parçasıdır. Sünnet parçasından daha dokunulmazdır...

Muharrem Soyek 
 28.06.2012 13:10
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 430
Toplam yorum
: 738
Toplam mesaj
: 99
Ort. okunma sayısı
: 2088
Kayıt tarihi
: 18.06.07
 
 

20 Nisan 1989'da İzmir'de doğdu. İlköğretim ve lise öğrenimini Karşıyaka'da tamamladı. 20..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster