Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '13

 
Kategori
Dünya
Okunma Sayısı
836
 

Sünni İslamcılar, Hizbullah ve Türkiye'nin Gücü.

Sünni İslamcılar, Hizbullah ve Türkiye'nin Gücü.
 

Hizbullah lideri Nasrallah son yaptığı açıklamayla bana göre siyasi litaretüre yeni bir terim daha kazandırdı. Açıklamada; "“Eğer Sünni İslamcılar Suriye’yi ele geçirirse, tüm Lübnan halkına karşı tehdit oluştururlar. Şii ve Sünni Müslümanların yanı sıra, Hıristiyanlar da tehdit altına girer" cümleleri yeraldı.

Açıklamada garip olansa  "Sünni İslamcılar" terimi.  Sünnilerin haricinde bir de sünni İslamcılar ortaya çıktı. Nasrallah'ın belki de sünniler arasında hizip çıkarma maksatlı bu açıklaması aslında "biz  şii-sünni tüm İslamı kucaklıyoruz, Suriyeli muhalifler (dolayısıyla tüm destekçileri) ise Amerika ve İsrail cephesinde yeralmakta ki onlarda İslamdan uzak sadece Sünni İslamcılar" mantığından hareket ediyor.

Gerçek şu ki Din, İman, barış, hepsi yalan. Tek gerçek ise iktidar mücadelesi ve koltuk kavgası. Eğer Hizbullah,  Müslümanları katleden Esad canisiyle aynı safa gelmişse İslam halkının bugünki bu içler acısı halini anlamak zor olmasa gerek. 

Temelinde hoşgörü olan İslam Medeniyeti üzerinde savaş bulutları eksik olmuyor. En çok barış ortamında  yaşaması gereken Müslümanlarken,  Din kardeşliği değil mezhepçilik, bunun da ötesinde mezheplerin kullanıldığı rant siyaseti ve iç düşmanlıklarıyla kullanılmaya müsait hale gelen İslam alemi, kendi kendini  yiyip bitiriyor. 

Hükümet ise yanlış politikasının sonucunda, güneyinde oluşan şii tampon bölgesiyle düşmanlığını her geçen gün biraz daha keskinleştiriyor. Tam terör belasından kurtulmuşken, Suriye sınırına duvar çekmek gibi uç önlemlerin düşünüldüğü, Hizbullah'ın, Suriye'nin İran ve Irak'ın anlamsızca düşman edildiği bir siyaset güdülüyor. Kimse "biz mağdurun yanındayız" siyasetinin arkasına sığınmasın. Ben mağdurun arkasında da olurum düşman kazanmadan siyasetimi de yürütürüm. Çünkü esas olan Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarıdır. Bütün bölgede anlamsızca İsrail'den Irak'a, Suriye'den İran'a, hiç bir denge gözetmeden siyaset güdülemez. 

Türkiye Cumhuriyeti memur maaşları için sıkıntılara düştüğü dönemin hemen ardından; ekonomimiz düzeldi" diyerek 5-10 yılda büyük ülke olamaz. Ülkenin gerçek anlamda  İmparatorluk günlerine kavuşması ise sözlerle değil icraatlarla olur. Bu  kadar güçlü olduysak istihbaratımızdan, ekonomimize,askeriyemizden enerjimize, ulaşımımızdan eğitimimize,adalet sistemimize herşeyimizle güçlü olmamız gerekir. Biz ise halen tek nükleer santrali olmayan, bomba dolu iki aracın cirit atabildiği, eğitim sisteminin Bakanların gece gördüğü rüyalara göre değişebildiği, muhalefet milletvekillerinin cezaevinde dönemlerini tamamladığı tek Olimpiyat düzenleyememiş bir ülkeyiz. Kimse  farklı hülyalara dalmasın.

Ben Ülkemi ve İnsanımızı küçük görmek kadar, olduğumuzdan büyük görmeye çalışmanın da sakıncaları olduğunu ve bu durumların bize kar değil zarar getireceğine kanaat edenlerdenim. Haddini bilip dış politikada adımını ona göre atmak bizi düzlüğe çıkaracaktır. Özetle  dış politikamızın geç kalınmadan revize edilmesi gerekmekte. Aksi halde tünelin ucu oldukça karanlık.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 164
Toplam yorum
: 102
Toplam mesaj
: 5
Ort. okunma sayısı
: 670
Kayıt tarihi
: 21.10.10
 
 

İnşaat Mühendisiyim, olaylara anlık değil öncesi ve sonrasıyla bakmaya çaba gösteririm. Dağ havas..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster