Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

24 Ağustos '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
366
 

Sünnilik nedir? İslam'da Mezhepler neden var?

Sünnilik nedir? İslam'da Mezhepler neden var?
 

4 mezhep, mezhepler, Sünnilik, ehli Sünnet


Sünnilik veya Ehl-i Sünnet, Hazreti Muhammed'in (S.A.V) ve onun ashabı olan sahabe-i kiramın yoludur. Kur'ân ve sünnet temel kaynaklardır. Müslümanların büyük çoğunluğu Sünnidir. Ehl-i Sünnet'in doğruluğu şöyle ispat edilebilir: 

Kur'ân'da sahabenin Cennetlik olduğu bildirilmiştir. (Tevbe Suresi 100.Ayet, Hadid Suresi 10.Ayet, Fetih Suresi 18.Ayet, Âl-i İmrân Suresi 172, 173.Ayet, Enfal Suresi 74.Ayet, Haşr Suresi 9.Ayet)

Cennetlik olan sahabenin Peygambere iftira atması düşünülemez. Sahabenin sözlerine itibar edilir ve İslam onlardan ders alınır. Sahabenin bir kısmı hadis rivayet etmiştir. Onların hadis diyerek söylediklerini dikkate almamak elbette yanlış olur. Sahabenin yoluna uymak gerçek İslam'a uymak olur. Sahabenin yoluna uymak için de sahabenin sözlerini dikkate almak gerekir. Namazın nasıl kılınacağı bile Kur'ân'da detaylı yazmaz. Bu nedenle bize Kur'ân yeter demek çok yanlıştır. Zaten, Allah Kur'ân'da Resulullah'a uymayı emreder. A'raf Suresi 157.Ayette Resulullah'ın, pis şeyleri haram ve temiz şeyleri helal kılma yetkisinin olduğu buyurulmuş ve peygambere itaat emredilmiştir. Sadece bu ayet bile sünnetin de İslam'da kaynak olduğunu gösterir. Resulullah'a itaatten bahsedilen birçok ayet vardır. Bu nedenle İslam'da Kur'ân'ın yanında sünnet de temel kaynaktır. 

Sünnilik ictihad kavramı ile ilişkilidir. İctihadın varlığı ise Kur'ân ayeti ile sabittir. İctihad, ayetten ve hadisten hüküm çıkarmaya çalışmaktır. Nisa Suresi 83.Ayette, peygamberin ve yetki sahibi alimlerin meseleyi değerlendirip sonuç (hüküm) çıkartabileceği buyurulmuş ve peygamber haricindeki bazı insanların da hüküm çıkartabileceği söylenmiştir. Ayetten istinbatın (Bir konuyu derin bir araştırma ile ortaya çıkarmak) delil olduğu anlaşılmış ve herkesin istinbat yapamayacağı sonucu da çıkmıştır. Demek ki hüküm çıkartmak için meseleyi çok iyi bilmek gerekir. Nisa Suresi 83.Ayet, ictihadın şer'î bir delil olduğunun ispatıdır. İctihad eden alime müctehid denir.

Ayrıca, İslam'da alimin önemi ve bilinmeyen meselelerin alimlere sorulması gerektiği Nahl Suresi 43.Ayette buyurulmuş ve ...Eğer bilmiyorsanız ilim sahiplerine sorun denilmiştir. Hazreti Peygamber'den ve sahabeden sonra yaşayanlar da İslam'ı doğru yaşamak ile vazifelidirler ve onların doğru yaşamaları için alimler gerekir. Ayette alimlere sorulması gerektiğinden bahsediliyor. Demek ki sahabeden sonra da İslamiyet'i doğru anlatacak alimler vardı çünkü Kur'ân'ın hükümleri kıyamete kadar geçerlidir ve o alimler arasından bir kısmı da istinbat yapabilecek kabiliyette idi. 

Sahabeden sonra gelen tâbiin arasından birçok müçtehit alim çıkmış ve o alimler birçok konuda ictihad yapmışlardır. Fakat kimisinin ictihadlarına uyanlar çok, kimisinin içtihadlarına uyanlar da az idi. Birçok müçtehidin içtihadları zamanla unutuldu ve 4 büyük müçtehit alim ön plana çıktı. İçtihat etmenin sadece 4 alime has olduğu elbette söylenemez. Ehl-i Sünnet denilince akla 4 mezhebin gelmesi tarihsel süreçte diğer mezhep imamlarının yollarının takip edilmemesinin tercih edilmesi ile ilgilidir. Mesela, Süfyan-ı Sevri de kendisi içtihat ederdi ve Kur'ân ve sünnete bakarak içtihat ettiği için yolu doğru idi fakat ona tâbi olanların sayısı Ebu Hanife'ye tâbi olanların sayısı kadar yoktu ve insanlar Ebu Hanife'nin yolunda gitmeyi tercih etti. 

4 mezhep imamının yolu Kur'ân ve sünnete dayanır. Onlardan hiçbiri Kur'ân'da açıkça bildirilen hükümleri inkar etmez. Mesela başörtüsünün farz olması, içkinin, faizin, kumarın haram olması kesindir çünkü ayetlerdeki ifadeler yoruma yer bırakılmayacak derecede açık bir şekilde o hükümleri gösterir. Arapça'da kesin emir ve kesin yasak anlamı taşıyan ifadeler vardır ve bu ifadelerle hükmün kesin olduğu anlaşılır. Fakat Kevser suresinde kurban kesilmesinin buyurulması ile kurban bayramında kurban kesmenin gücü yeten her Müslümana şart olup olmadığı kesin değildir. Ayetteki ifade birden fazla yoruma açıktır. 4 mezhepteki bir kısım hükümlerde farklılıklar olması yorum farklılıkları ile ilgilidir. Müslüman, bu 4 mezhepten hangisinin yoluna girmişse o yoldaki hükümler ile amel eder. 

İctihatı doğru olan mezhep imamı da sevap kazanır, ictihatı yanlış olan mezhep imamı da sevap kazanır. Fakat tekrar hatırlatalım: İctihat yapacak kadar ilmi olmayan bir insanın Kur'an'ı ve hadisi yorumlaması çok yanlıştır ve bilgisi olmadan konuşmuş olur ve öyle biri böyle bir şeyden asla sevap kazanamaz. Günümüzde birçok insan Kur'an mealine bakıp yeterli bilgileri olmadan konuşuyorlar. Ve bu insanlar Arapça bile bilmiyorlar. Alim olmak için Arapça bilmek bile yeterli değildir. Ayrıca, Kur'ân meali Kur'ân'ın kendisi değildir. Meal yazan kişinin üslubu, hataları vardır. 

Ehl-i Sünnet'in diğer yollardan üstün olması bâtıl mezheplerin bâtıl davalarının yanlışlığını ortaya koyması iledir. Ehl-i Sünnet imamları, bâtıl mezheplerin yanlış iddialarının yanlışlığını aklî ve naklî deliller ile ispat etmiştir. 

Ehl-i Sünnet'te amelle ilgili meselelerde 4 mezhep vardır: Hanefi, Şâfii, Maliki, Hanbeli. Bu mezhepler arasında farklı hükümlerin olması güzeldir, hepsi delile dayanır. 

Ehl-i Sünnet'te itikad ile ilgili meselelerde 2 mezhep vardır: Maturidi, Eş'ari. Bu mezhepler arasındaki farklılıklar İslam'ın temel inanç esasları ile ilgili değildir. Detaylarda farklılıklardır. Mesela Maturidi mezhebine göre kadın peygamber olmaz ama Eş'âri mezhebine göre Hazreti Meryem peygamber olabilir. Bu görüşlerden herhangi birine inanan bir insan dinden çıkmaz. 

Ehl-i Sünnet, orta yoldadır. Aşırılıklara sapmamıştır. Hazreti Peygamber şöyle buyurur: Yahudiler yetmiş bir fırkaya, Hıristiyanlar yetmiş iki fırkaya ayrılmıştır. Benim ümmetim ise yetmiş üç fırkaya ayrılacaktır. Bütün hepsi Cehennemliktir. Ancak bir fırka kurtulur. O da cemaattir. (Ebu Davud, Sünne, 1; Tirmizi, İman, 18; İbn Mace, Fiten, 17; Ahmed bin Hanbel, 11, 332, 111, 145; Hakim, Müstedrek, 4, 430) Bu hadis-i şerif 10 sahabi tarafından rivayet edilmiştir. 

Ehl-i Sünnet'te yer alan hakikatlere örnekler:

1) Büyük günah işleyen kişi kafir olmaz.

2) Allah yukarıda değildir. Allah zamandan ve mekandan münezzehtir. Arşa istiva ayeti Allah'ın yukarıda olduğunu göstermez. İlahın mekan içerisinde yer alması düşünülemez. 

3) Şefaat'ın Allah'ın izni ile olacağı Kur'ân'da yazar. Şefaat haktır.

4) Kabir azabı vardır.

5) Muta nikahı haramdır. Şiilerin helal demesi yanlıştır çünkü bu konuda hadis vardır.

6) Sahabeye dil uzatılamaz. Sahabenin hepsi Cennetliktir. Sahabeye dil uzatmanın yanlışlığı hadis ile sabittir. 

7) Kader vardır. Kaderin varlığı ayetlerle, hadislerle sabittir ve kaderin inkarı Allah'ın sonsuz ilmine karşı hakaret olduğu için küfürdür çünkü yaratan Allah herkesin ne yapacağını bilir ve takdir eder. 

8) Cennet ve Cehennem sonsuzdur ve bu konuda ayetler çok açıktır.

9) Müslüman olarak ölen kişi Cehennem'de ebedi kalmaz.

10) Peygamberlerin mucizeleri vardır. Velilerin kerametleri vardır. 

4 mezhepteki farklı hükümlerin olması mantıksız değildir. Bu konuda Bediüzzaman Said Nursi su ve hastalar örneğini verir ve suyun bazı hastalara ilaç gibi olduğu için su içmenin onlar için vacib, hastalığı süresince su içilmesi durumunda az zarar görecek hastalar için su içmenin mekruh, su İçmesi durumunda çok zarar görecek olan hastalar için su içmenin haram olduğunu söyler.  Yani su içmenin hükümleri bile hastaya göre değişir. Su sadece vacib ve başka hükmü yok denilemez. 4 mezhepteki hükümler delile dayanır. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 7857
Kayıt tarihi
: 10.10.13
 
 

İstanbul'da yaşıyorum. Odtü Tarih bölümü mezunuyum. İstanbul Üniversitesinde yüksek lisans yapıyo..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster