Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '12

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
355
 

Süper Adamlar

Ben Türkiye'nin ilk ana okulu mezunu çocuklarındanım.  Canım anaokulu kuruluşu yanılmıyorsam 1977 idi... Yani ben neredeyse birinci nesilim 1972 doğumlu olarak. Ama daha çok 2. nesil de olabilirm. Nesiller 68-72, 73-76, gibi ilerliyor. Bu benim yakaldıklarım. Mesela bir 72 doğumlu ile bir 77 doğumlu arasında uçurum farklar var hayat algılaması açısından...

Bendeki farkı en çok yaratan bu. Yeteneklerim konusunda son derece keşfedilmiş olmamın kesinlikle sebebi anaokullu olmam.

1.5 yaşındayken hatasız Türkçe konuşmuşum. Tek yanlışım lambaya söndürü diyor olmam ki fonksiyonu açısından bu terim gayet doğru!

3 yaşında 5 kıtalık "Cam'da Kocaman Bir Arı" şiirini müsamerede 450 kişiye söylemişim. Resime başlamışım. Saatlerce resim yapıyormuşum.

5 yaşında koca Türk bayrağını 23 Nisan'da Canım Anaokulu adına yürüyüşte taşıdım. Tek sorun çişimin gelmesi...

6 yaşında koro şefliği yaptım, halk dansları oynadım (Silifke) ve bale yaptım... (Fotoların hepsi mevcuttur)..

8 yaşında ilk tiyatro oyunumu oynadım: Gazi Mustafa Kemal'i canlandırdım. İlk Süpermen'imi çizdim ve gerçekten benzetebilmiştim. Tüm mahalleye çizimimi gösterdim ve herkes aferin dedi. Gençlik ve Spor bakanlığını yüzme kursuna gittim ve stilli yüzmeyi öğrendim. 8 yaşında olmama rağmen 12 yaş grubunda yarıştım ve resmen Ankara 4.cüsü oldum. Yine o sene TRT koro seçmelerine katıldım(Gülseren hoca annemlerden habersiz beni seçmeye götürdü) ve kazandım ama gidemedim. Türkiye'de ilk defa Kurtuluş parkına paten pisti açıldı ve ben ilk paten yapanlardan oldum. Anneannem bana paten hediye etti. Ve bu tarihten başlayarak 6 sene ben paten yaptım.

9 yaşında ilk şarkımı yazdım: "Ver onu Bana". Rock and Roll formatında. Bu arada ilk dans grubumu kurdum. Aynı sene okula pota yapıldı ve basketbola başladım. Mandolin kursuna yazıldım. En sevdiğim şarkı: Santa Lucia ve nota öğrendim.

10 yaşında: İkinci Tiyatro oyunumu oynadım ve bu sefer Mustafa Kemal'i canlandırm. 10 Kasım'da kardeşime öğretmiş olduğum Atatürk şiirini okulum(Anıttepe ilkokulu) adına canlı söyledim. Aşık Veysel okulumuza geldi  ve onu canlı dinlemek şerefine nail oldum. Dans grubumla her hafta beden derslerinde sınıfa dans gösterisi hazırlıyor ve sunuyorduk. Grup üyeleri: Ben ve eşim gazeteci İrep Güner, Özer Bereket, programcı(Mithat Bereket'in kardeşi) ve Işıl, eski basketbolcu(şimdilerde ne yapıyor bilmiyorum). İrep ile ben bir gün yumruk yumruğa kavga edince öğretmenimiz Gülseren hanım aşağı sınıflardan bebeleri getirip bizim üstümüze tükürttü. Bu arada arkadaşlarımın hepsi zengin çocuğu ve bir tek ben o(rta sınıf) çocuğu.

11 yaşımda ilk defa kaleci oldum ve bana Schumaher lakabını taktılar. Bu arada basketbolumu bayağı ilerlettim. Özer ile ben sınıfın en uzunuyduk. Mithat Bereket Büyük Kollej'de oynuyordu ve bize taktikler veriyordu. Bizi ilk defa Queen ile tanıştırdı: We will Rock You. Bu arada dans çalışmalarında daha çok Tolgahan dans grubu taklit edilirdi: One Way Ticket. Halk danslarında Van yöresini oynuyordum. Ekip lideriydim. İlk aşkım Zeynep de benim eşim. Kurs sonraları onu evine bırakıyordum. Hocalarımız Gazi Üniversitesin'den. 1.5 ay hazırlanma ve orijinali dikilemeyen kıyafetlere rağmen 21 ekip arsından Ankara 12.ciliğini kazandık; kupayı okulum ve ekibim adına ben aldım ve kaldırdım.

Yaş 12: Boyum 1.55 oldu yıl sonunda. Basketbol seçmelerinde 300 kişi arasında 2. sırada MKE Ankaragücü tarafından draft edildim. Tabi ki yine gidemedim. Bu arada resmim gelişmeye devam ediyordu. Zeynep benden 1 yaş büyük olduğu için mezun oldu ve gitti. İlk bisikletime nihayet sahip oldum. Şansıma babam Amerika'dan getirdi. Herkesin Pinokyo'su varken benim Huffy'im oldu. Büyük ayrıcalık sanki zenginmişiz gibi. Müzik setimiz oldu ve ben başından ayrılmıyordum. TRT'den parçalar çekiyorum kasete... İlk mezuniyetim; sınıf 2.siyim. ya da birincisiyim tam net değil.. Ya İrep ya da ben. Her şey yıldızlı Pekiyi... İlkokul hayatım boyunca hiçi "İyi"m olmadı.

Bütün bunları niye anlatıyorum. Anlayabilesiniz diye...Daha ilkokul bitene kadar neler yaşamışım. Hani derler ya, AMAN ALLAHIM; o cinsten!!!

Yeteneğin %80'lik kısmı doğru yönlendirmedir. Doğru yönlendirmeyi yapacaklar hep profesyonellerdir. Benim babam ve annem üniversite mezunu. Beni her türlü kursa yazdırdılar. Bunlar hep devlete ait ucuz kurslardı ancak bunu akıl edebildiler.  Ve bu kurslarda ve en önemlisi anaoklunda tüm yetenekleriniz keşfediliyor.

Amma velakin bu kadar dağınık olması tabi ki de doğru değil. Beni maymun iştahlı yaptı. Ben ya sporcu ya da sanatçı olmalıydım. Ki fiziksel özelliklerim itibariyle yüzmeye devam etmem en doğru olanıydı. Fakat olmadı. Bu arada benim dedem Ahmet Şakir Yiğit, Türkiye'nin ilk milli yüzücülerinden. 6 kez Marmara şampiyonluğu ve 3 kez Türkiye şampiyonluğu var. Aynı zaman Türkiye dalma şampiyonu. Benim amcam Halil Yiğit Türkiye'nin yetiştirdiği en iyi Trompetçilerden. Teyzem Nurdan Cambaz Gazi üniversitesinden mezun resim öğretmeni. Dayım İskender Buruşoğlu gitarist. Dayım Güneş Alkan ve teyzem Nurdan Cambaz Cumhuriyet gazetesi yarışması dans birincisi.

Yani demek istiyorum ki genlerde de olacak. Ve herşeyden önemlisi çok çalışılacak, hem de çok.

Tabi bir de başka bir şeyi itiraf etmek gerekiyor. Bütün bu olabilmelerin baş mimarı başöğretmen Atatürk.

O olmasaydı ne yüzme olurdu, ne koro, ne dans, ne modern sanat, ne de başka bir şey!!!!

Yeteneklerimizle başbaşa kalırdık...

Kendinize iyi bakın...

Saygılar,

ANIL...

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Anıl Bey Merhaba,Benim kuşağımın hiç almadığı okul öncesi eğitim, günümüz koşullarında eğitimin olmazsa olmaz en önemli ayağıdır. Albert Einstenin “hayatımda ne öğrendiysem sadece Ana Okulunda öğrendim” sözü var.Okul öncesi eğitim süresince çocuklar ilköğretime hazırlanırken, paylaşmayı, dayanışmayı, sosyalleşmeyi ve birlikte çalışmayı öğrenirler. Okul öncesi eğitimin amacı çocuklarda öğrenmeye ilgi uyandırmak ve çocuğun varolan yeteneklerini görünür kılmaktır. Eğitimin ilk basamağını oluşturan okul öncesi eğitim gömleğin ilk düğmesidir ve bunun doğru iliklenmesi gerekir.Toplumu, çevreyi, evreni ve insan davranışlarını tanımaya başlar. Nesneleri, eşya ve varlıkları, temel bir takım becerileri, davranışları, olumlulukları ve olumsuzlukları öğrenmeye başlar. bedensel ve zihinsel gelişmelerini sağlıklı biçimde sürdürebilecekleri bir ortam olduğu için okul öncesi eğitim zorunlu ve gereklidir. Türkiye genelinde ortalama okul öncesi okullaşma oranı %15 tir. Bu son derece çarpıcı ve düşük bir orandır. Diğer Ülkelerle karşılaştırıldığı zaman durum daha net olarak anlaşılmaktadır. Avrupadaki bir çok ülkede bu oran %100’dür

Nizamettin BİBER 
 21.06.2012 14:40
Cevap :
Nizamettin Bey, Bizi bilgilendirdiğiniz için teşekkürler. İktidar sorunsalı 3x4 ile çözümledi bile. Bu yüzden tartışılacak bir şey de kalmadı ne yazık ki!!! Saygılar, ANIL  21.06.2012 19:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 613
Toplam yorum
: 1639
Toplam mesaj
: 19
Ort. okunma sayısı
: 277
Kayıt tarihi
: 10.04.11
 
 

Eric küllerinden doğduktan sonra dünyada büyük değişiklikler olsa da Türkiye'de çok fazla şey değ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster