Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Eylül '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
995
 

Sürç-i lisan edersem affola

Sürç-i lisan edersem affola
 

dört nala uçuşuyorlar


Yazmak istediğim ne çok şey var aslında… Sürekli zihnimden akıp duruyorlar dört nala; Anılardan kopuk kopuk parçalar, gündeme dair diyeceklerim, bazen neşeye bazen acıya dair sözler, hayatımdan bana kalan çıkarımlar… Ve şuanda aklıma gelen gelmeyen bir sürü şey işte.

Yazmak belli bir noktadan sonra sosyal bir ihtiyaç sanki. Bazen inanılmaz şiddette bir isteğe dönüşüyor. Nedenini tam olarak bilmiyorum. Kendini, anılarını ya da hayata dair çıkarımlarını anlatmaktan herkes hoşlanıyor galiba.

Var oluşun bir kanıtı belki de anlatmak. En sıcak anıları anlatırken; işte var oldum ve bütün bunları yaşadım demek... Kendini, duygularını, güncelle ilgili görüşlerini anlatırken; ben varım, yaşıyorum, böyle duygular içindeyim, böyle görüşlere sahibim demek… Hayata dair çıkarımlardan bahsederken; yaşadım ve yaşamdan çıkardığım deneyimlerim bunlar demek…

Dertleşmektir belki de anlatmak. Ya da ne bileyim, önemsenmek, olumlanmak ihtiyacıdır belki. Kendini anlatırken aynı duyguda olanlarla, bir sıcaklığa ortak olmanın güzelliği, aynı görüşte olmayanlara, “bir de bu pencereden bakın” deme isteği…

Anlatmanın ve konuşmanın bir adım ötesidir yazmak. Uçuşup giden sözcükleri kayda almak, tarihe not düşmek, daha çok insana ulaşmak, yaşam sona erdikten sonraya bir hatıra bırakmak…

Bir blogta yazmanın, yazarlığın bir kanıtı olduğunu düşünmüyorum. Blogta yazanların içinde yazar kimliği taşıyanlar olabilir elbette. Ama bu bütün blog yazanlarının yazar olduğu sonucuna işaret etmez. Ben de bu bakımdan kendimi yazar olarak nitelendirmiyorum. Sadece blog yazanlardan biriyim.

Yazarlığı profesyonel ya da amatör anlamda üstlenmesem de, herkesin okumasına açık bir alanda yazıyorsam eğer, bunu ciddiye almam gerektiğine inandım hep. Olur ki beni okuyan olursa; onu yormamak adına, okuyana saygımdan. Bu yüzden yazdıklarımı mutlaka birkaç kez gözden geçiririm, yayınlamadan önce. İçi dolu ve doğru düzgün bir şeyler anlatıp anlatmadığıma, yazım ve imla kurallarına ters bir şey yazıp yazmadığıma bakarım.

Yine de epeyce hatayı gözden kaçırmış olabilirim. Çünkü, yazmanın bütün kurallarına uymak, bir dikkat işi olmaktan çok bir alışkanlıktır diye düşünüyorum. Çok okuyarak ve çok yazarak edinilmiş bir el alışkanlığı…

Bugüne kadar yazdıklarım içinde gözümden kaçmış hatalar için bütün okuyanlardan özür dilerim. Umarım affederler. Bense bu konuda kendimi çoktaaan affetim.:)) Çünkü her ne kadar açık bir ortama yazarken okuyucuya saygılı olmak gerek diye düşünüyor olsam da blog yazıyor olmak bir kompozisyon sınavı değil nihayetinde. Oldum bitti kendime iyi davranırım zaten.:)) Bir blogtaki atlanmış birkaç imla ya da bir-iki yazım hatasını hiç de ölümcül bulmuyorum. Hele de içi dolu, anlamlı, okuduğuma değecek bir blogsa.

En başta da dediğim gibi, sürekli zihnimden akan, başsız sonsuz paragraflar var, beni yazma isteğiyle tutuşturan. Ve buna rağmen uzun zamandır yazamıyorum. Hadi bir iki imla hatasına çoktan razı oldum ama şu bölük pörçük akan paragraflarıma bir giriş bir de sonuç uydurabilsem..!

Hayat bazen böyle dalga dalga geliyor insanın üzerine. Cümlelerini toparlayamıyor insan. Dalgalarla boğuşurken zihninde bir batıp bir çıkan paragraflarına sahip çıkmak istiyor cümleleri boğulmadan. Bense hatasız bir kompozisyon yazma uğruna, izin veriyorum sözcüklerimin dalgaların arasında yitip gitmesine.

Bugün onlardan vazgeçmemeye karar verdim. Her zaman hayatı hiçbir konuda ertelememekten yana nutuklar attıysam eğer günahıyla sevabıyla sahip çıkmalıyım cümlelerime. Lise yıllarımda 10 dan 9 a hiç düşmeyen kompozisyon notumu izninizle hem de blog ortamında düşürmeye karar verdim bu sabah.

Bundan sonra yazacaklarımı giriş sonuç ilişkisi aramadan, aynen zihnimden aktığı ham haliyle kayda alacağım. Muhtemelen bazı imla ve yazım hatalarım da olabilir. Ola ki zaman ayırıp beni okuyacak birileri çıkarsa şimdiden bu halet-i ruhiye adına özür dilerim. Umarım hayatın içinde daha ferah yollardan geçip kompozisyon notumu yükselteceğim zamanlar da gelir.:))

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Gabriel Garcia Marquez " Anlatmak İçin Yaşamak " ismini vermiş anılarını yazdığı romanına. Ve ANLATABİLDİKLERİNİZ KADAR YAŞAMIŞSINIZDIR, diyor önsözünde. bu günlerde okuyorum, onu anımsadım satırlarını okuyunca. Ne kadar doğru değil mi Yıldız'ım ? Anlatabildiklerimiz kadar varız ve o kadar yaşamışız aslında...İyi ki döndün ve pir döndün. Sevgi ve selamlarımla

Neşe İleri 
 24.09.2008 12:38
Cevap :
Sen de biliyorsun ki aslında bir yere gitmemiştim Neşecim. Sadece hayat bazen fazla engebeli yollardan geçiyor ve insanın kolunu kanadını kırıyor. Bu yüzden biraz uzaktan bakarak da olsa buralardaydım aslında. Sonra baktım kayda almadığım herşey uçuşup gidiyor. Ben bir günlük tutma alışkanlığım olsun isterdim ama yok. İnternet bu bakımdan beni yazmaya tetikleyen ve günlük gibi olmasa da, pek çok şeyi kayda almaya heveslendiren bir olgu. Hep yazılır çizilir ya neden buradayız neden yazıyoruz diye benim burada ve diğer sitelerde yazmamın birincil amacı bu galiba. Kayda almaya kendimi heveslendirmek..:)) Ama bu arada sizler gibi pek çok değer verdiğim dostlarımdan yorum almak da işin kaymak tabakası valla..:)) Blog resmine gelince, konuyla alakası yok gibi dursa da resimlerim benim uçuşan düşüncelerimin bir kısmını oluşturuyor. O yüzden uçuşan paragraflara bu uçuşan resimleri koymak istedim. sevgilerimle kaaall..:))  24.09.2008 15:21
 

Demek istedim size. Hoş geldiniz. Bekliyorum tüm yazılarınızı sabırsızlıkla. Bundan sonra çok ayrı kalmayın olur mu? Sevgilerimle...

Özlem Akaydın 
 10.09.2008 11:49
Cevap :
Sevgili Özlemciğim, Hayat bazen insanı böyle isteksiz yapabiliyor. Aslında benimkine isteksizlik denmez. Yazma konusunda her zaman istekli oldum. Ama hayatın zor zamanlarından geçerken, çok da fazla kafasını toplayamıyor insan. Okuyana bölük pörçük ve özensiz yazılar ulaştırmak istemediğimden yazmadım bir süre. Ama sonra baktım ki aklımdakileri kayda almazsam uçup gidecek. Buradaki sevgili dostlarımın hoşgörüsüne sığınarak, onları kayda almaya karar verdim ben de...:)) sevgileeerrr..:))  10.09.2008 14:41
 

Perdeniz kapalıydı. Çok zaman oldu sizin pencerenizden de hayatın farklı renklerini, ışıklarını seyretmeyeli. Demek artık vakit tamam. Bize iyi seyirler, size hoşgeldiniz :)

tijence 
 04.09.2008 23:39
Cevap :
Sevili Tijen o pencere size açılıyor ve renklerin bir çoğu siz değerli dostlarımdan yansıyor. Bir de renklerimi görebilen gözler olduğunu bilmek... Şahane bir duygu..)) teşekkürler bütün iltifatların için. Hoş buldum..:)) Sevgiler  05.09.2008 10:07
 

Elmanın yuvarlağa değil de aslında bir küreye benzediğini çok güzel anlatmışsınız... Sizi eleştirebileceğim tek bir nokta var: Çok çok seyrek yazıyor olmanız... Sevgiler Mersinden...

yeşilsoğan 
 04.09.2008 21:07
Cevap :
Senin yazılarını okuyunca; yazmak kiiim ben kim deyip hepten vazgeçiyorum sevgili yeşil soğan..:)) Sevgiyle kal  05.09.2008 10:05
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 54
Toplam yorum
: 571
Toplam mesaj
: 113
Ort. okunma sayısı
: 1148
Kayıt tarihi
: 22.06.07
 
 

7 Ocak 1960... Hayatın öğrettiği herşeyi okumak ve yazmak için buradayım.....

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster