Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '20

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
99
 

Sürecin Öğrettiği-2

Önceki yazımda virüsün ülke sınırlarını belirginleştireceğini yazmıştım. Bu bakış açısının dışındaki iki görüşten söz edeceğim. Birincisi, virüsün küresel güçler tarafından yayıldığını savunan bakış açısıdır. Komplo teorisi olarak tanımlanacak bu görüş gelecekte ulus devletlerin güçsüzleşeceğini, yeni düzenin denemesinin gerçekleştirildiğini savunmaktadır. Teknoloji, yeni düzenin denetim mekanizmasını oluşturacaktır. Komplo teorileri kimi zaman akıl yürütme konusunda yararlı olabilse de daha somut gerçeklere bakmaktan yanayım. Söz etmek istediğim İkinci görüş Yuval Noah Harari'nin görüşüdür. Harari, teknolojinin diktatoryal denetim mekanizması olacağı konusunda ilk görüşle birleşmektedir. Ayrıldığı nokta bu mekanizmayı devletlerin kullanacağıdır, küresel güçlerin değil. Harari'nin görüşlerini batan neoliberalizm sisteminin kurnaz çırpınışları olarak değerlendirdiğimi belirteyim. Farklı görüşler kişilere daha geniş bir bakış açısı sunar. İlk yazımdaki düşüncelerimi bu bakış açısıyla sürdürmeye çalışacağım. 

Yazar Yavuz Alogan'ın bir yazısındaki şu paragrafı paylaşmak istiyorum:

Doğaya uyumlu yeni bir dünya düzeni, yoksul halk kitlelerinin ve ezilen ulusların kapitalizme ve emperyalizme karşı kendiliğinden mücadelesiyle başlayacak, öncü grupların hakikati keşfedip, derin uykulara dalmış tarihsel belleği uyandırarak bu mücadeleye programatik bir yön kazandırmasıyla kurulacaktır. Aksi hâlde insanlık salgınlarla, savaşlarla, nükleer bulutlarla, iklim döngülerinin bozulmasıyla muazzam bir kaosun parçası olarak sonsuz zamanın içinde yok olup gider.

Bu değerli satırlar bana Marx'ın görüşlerini anımsattı; insanlık tarihi sınıflar arasındaki savaşımların tarihidir. Tarihi, proleteryanın diktatörlüğünü kurması sonlandıracaktır. Ancak Marx proleteryanın devriminin kesin olarak gerçekleşeceğini savunmuyordu. Gerçekleşmeme olasılığını da göz önünde bulunduruyor, insanlığın ilkel bir karanlık içinde yitip gidebileceğini düşünüyordu. Corona salgını veba gibi salgınlarla karşılaştırıldığında çok daha ufak çaplı olabilir ancak böyle süreçlerde insanlığın tutumu bize dünyanın geleceğiyle ilgili fikir vermektedir.

Sağlık sistemi büyük oranda özel girişimlerin elinde olan ülkelerin yaşadığı zorlukları izliyoruz. Daha küçük bir örnek öğrenci yurtları. Hac ibadetinden gelen yurttaşlarımızın devlet yurtlarında karantinaya alınması kamu mallarının önemini bir kez daha göstermiştir. 

Bu zor günleri ülkemizin ve dünyamızın daha çabuk atlatması umuduyla...

 

Kaynakça

1- https://veryansintv.com/molekul-bize-ne-soyluyor/

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bugün kaçımızın evinde deprem sığınağı var ? Oysa bir kaç ülkede sığınaksız ev yapılması bile yasak , bir ülkenin nükleer sığınağı bile var .Üstelik 8.5milyon vatandaşına yetecek kadar. Vatandaşın üzerinden ağır bedelleri indirmeyen devletler umarım uyanırlar. Örneğin buna güneş enerjisiyle başlarlar.Düşünseniz ya elektrik bedava..Buna adım atan ülkelerden niye feyz almıyoruz..vb. Aslında geri dönüşümle bile çok zengin olacak kapasiteye sahibiz. Umarım insanlar uyanışa geçer . Gerçek devrim kendinde başlayandır. Kendinde yoksa o ancak yok olma olur..sevgiler

jale kasap 
 17.04.2020 6:41
Cevap :
Sanırım insanların devlet için değil, devletin halk için olduğu anlayışı çoğu soruna daha doğru yaklaşmamızı sağlayacaktır.İnsan sağlığı, geleceği her şeyden önce gelir. Selamlar.  17.04.2020 13:38
 

Evet yDuysal arkadaşım yine bu süreçte kamu hastaneleri ön planda. Kaleminize ve emeğinize sağlık.

Dr Atanur Yıldız 
 10.04.2020 12:16
Cevap :
Sağolun.  10.04.2020 15:42
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 10
Toplam yorum
: 23
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 122
Kayıt tarihi
: 04.05.19
 
 

Her telden, bam teline basmaktan çekinmeyerek yazılmış yazılar... ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster