Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Mayıs '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1270
 

Suriye'de Türkiye - İran Savaşı

Suriye'de Türkiye - İran Savaşı
 

Ortadoğu coğrafyasında dengeler artık bir kuyumcu terazisi kadar hassas.

Özellikle iki yıldan fazla bir süredir Suriye’de süregelen kanlı savaştan bu yana bu hassasiyet daha net ortaya çıktı diyebiliriz.

Suriye’deki iç savaş sıradan ve alışılageldik bir ülkenin iç sorunu olmaktan çok çok öte bir sorun haline gelmiş durumda.

Kıtalar arası bir büyük kaos ve çatışmayı tetikleyebilecek bir ivme kazanmış durumda; özellikle Rusya ve ABD’yi iki farklı cephede mevzilenmiş olarak düşünecek olursak bu iddiamızın yabana atılır bir iddia olmadığı daha net anlaşılacaktır.

Yaşanan karmaşanın bölge üzerindeki etkisi kuşkusuz bizim için daha öncelikli bir durumda.

Suriye iç savaşının taraflarının bölge içerisinde üstlenmiş oldukları roller özellikle Türkiye ve İran’ın etrafında yoğunlaşmakta olan bir mezhep savaşına doğru hızla yol almış gidiyor.

Geçtiğimiz günlerde Hizbullah lideri Hasan Nasrallah’ın Suriye savaşında Şam yönetiminden yana tavır alması özellikle Türkiye açısından beklenmedik ve sarsıcı bir hamle olarak gündeme düştü.

Hizbullah’ın daha düne kadar AKP iktidarı ile çok iç içe ve yakın olduğu gerçeğini hatırlarsak Nasrallah’ın bu çıkışının ne denli yıkıcı olduğunu daha net anlamış oluruz.

Peki ne oldu da Hizbullah böylesi bir hamle yapma gereği duydu?

Ortadoğu coğrafyası hakkında azıcık bir bilgisi olan bu çıkışın ne anlama geldiğini daha iyi anlamış olurlar.

Özellikle Hizbullah’ın İsrail ile dişe diş savaşabilecek kadar kendini güçlü görmesinin temelinde Suriye ve İran’ın olduğunu göreceklerdir.

Hizbullah, Şam rejiminin düşmesi halinde hem en büyük destekçilerinden birini kaybetmiş olacak ve hem de Tahran ile arasındaki lojistik desteği sağlayan köprünün yıkılmasının önüne geçemeyeceği gerçeğini gördüğü için böylesi bir cephe açma gereği duydu.

Hizbullah’ı aslında endişelendiren en büyük faktörlerden biri de Şam rejiminin düşmesi ile sonraki hedefin İran olabileceği endişesi ve en son olarak kendisinin Lübnan’dan kovulabileceği korkusu dersek yanlış bir saptamada bulunmuş olmayız.

Bölgede istemesek ve kabul etmesekte Şii ve sünni cephe diye iki karşı cephe oluşmuş durumda.

İran, Suriye, Hizbullah’ın ve Merkezi Irak yönetiminin oluşturduğu Şii cephenin karşısında Türkiye, ÖSO, Suudi Arabistan ve Katar ittifakı ile sünni cephe oluşmuş görünüyor ve bu cepheleşmeler önümüzdeki dönemde bölge dengeleri açısından çok ciddi sonuçlar doğurabileceğinin sinyalini veriyor.

Onun için Suriye iç savaşı iki blok arasında adeta güçler savaşı gibi algılanabilir.

Bütün bu karmaşanın içinde direkt olarak savaşa dâhil olmayıp sadece elde ettikleri kazanımları koruma güdüsü ile hareket eden ve henüz herhangi bir tarafta yer almayan Kürtlerin ise bu hassas terazide çok önemli bir pozisyonda olduklarını sanırım hem kendileri ve hem de iki karşı cephe de bunun farkındalar.

Başta PYD ve Irak Kürdistan bölgesel yönetimi ile diğer Kürt fraksiyonları kendi aralarındaki sorunları çözüp güç birliği yaparlarsa bölge üzerinde ileride çok etkin bir konuma gelmeleri içten bile değil.

Zaten Erbil anlaşması bu amaç için imzalanmış bir anlaşma.

Evet tüm bu hengamenin içinde Ortadoğu’nun yarınlarını neyin beklediğini şimdiden kestirmek güç, ama umarız ki her şey barışla olur.

  

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 519
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster