Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Eylül '19

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
26
 

Suriye'den Bize Ne Kalacak?

Türkiye son on yılını sınır komşusunda yaşanan iç sorunların bir şekilde Türkiye’ye yansıması ile yaşadı. Suriye konusunda gelinen noktada Amerika orada, Rusya orada kendi paylarını alırken Türkiye’ye de kovulan halklara ev sahipliği yapmak kaldı.

Kimse açıkça itiraf etmese de tıpkı Irak'ta olduğu gibi Suriye’de de bu savaşın kaybedeni emperyal emellerle oraya akın eden ne Rusya, ne Amerika, ne de Çin veya Avrupa ülkesi olmayacaktır.

Hiçbir adı geçen devlet söz konusu bölge ile sınır değildir. Adı Birleşmiş Milletler denen ucube sistem başta Amerika'nın çıkarını korumak üzere tezgahlanan bir sözde yapıdır. Bu durumu görmemek ve duruma uygun bir takım klişelerle hareket etmek doğrusu siyaseten kendi halkını yanıltmaktan ziyade başkalarını yanıltma stresini izleyen güçlerin normal yol olsa da aslında hemen her paylaşım savaşında olduğu gibi alanların alacakları bellidir ve büyükler paylarında anlaştıklarında onlara kırıntıları toplamak düşer. Korkarım biz kırıntı toplayan ve aslında bedel ödeyen aynı zamanda paylaşılan taraftayız.

Dünyanın hemen neresine gidilirse gidilsin devlet bir şekilde zenginlerin devletidir ve zenginler de günümüzde uluslararası bağlarla birbirleriyle ticaret yapan, güçlü bağlarla birbirleriyle mücadele halindedirler. 1947 sonrası oluşan yapının as elemanları herkesin bildiği gibi Amerika öncülüğünde Nato ülkeleri, İngiltere, Fransa, diğer tarafta ise Rusya ve Çin’in başını çektiği beşli yapıdır.

Rusya ve ABD’nin garip bir şekilde düşman olduğuna inananlar var. 1. Dünya Savaşında ve 2. Dünya Savaşında müttefik olan iki ülke aslında birbirleriyle asla düşman olmadılar.

İyi polis kötü polis oyunun mükemmel oynayan ikili arasına Suriye’de sıkışan Türkiye özellikle Suudi ve Müslüman bir devlet olan bizlerin de her yıl milyarlarca dolarla bir şekilde Hac gelirlerine katkı yaptığımız SUUDİ ARABİSTAN kuvvetle muhtemel, Kuzey Suriye’de bize karşı tezgâhlanan ordu ve milis gücünün hem maaşını hem de silahlarını ödüyor. Bağımsızlık güçle ve silahla, daha da açık şekilde kaba kuvvetle olduğundan ve ABD devletinin kaba kuvveti ile var olabilen İngilizler tarafından kurulan diğer Arap devletleri gibi Suudilerin de ciddiye alınır tarafları olmamakla birlikte düşman olarak kabul edilmeleri kaçınılmazdır, çünkü kendi iradesini kullanma gücüne sahip olmayan devletin dostunu da düşmanını da ona hükmeden belirler ve görüldüğü kadarıyla ABD ve İsrail bölgedeki hemen hemen her gücü kontrol altında tutma becerisine sahip oldukları gibi yönetimlerinden, üretimlerine kadar hemen her şeyi kontrol altında tutuyorlar. Daha doğrusu Suriye’deki iç savaş dolayısıyla bunu kesinleştirdiler.

Rusya sonradan geldi oyuna dâhil oldu, o da payını alıyor. Alacak bize kalacak olan göründüğü kadarıyla Irak tecrübesinden de biliyoruz.

Peki biz bu zamana kadar ne yaptık denilebilir? Suriye'den bize ne kalır? Irak'tan ne kaldıysa o kalır...

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1236
Toplam yorum
: 230
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 202
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster