Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ağustos '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
218
 

Suriye ile savaşmak ve korku.

Suriye ile savaşmak ve korku.
 

Başımıza geldikten sonra değil, gelmeden korkalım.


Bu yazıyı 10 Ağustosda yazarken, sayın Can Dündarın bugün milliyetteki yazısından haberim olamazdı. Daha o gün altını çizdiğim için kendimi seviyorum.

Bazen bir kaygı, endişe; bazen de bir tasa; bazen bir yardım çığlığıdır korku, imdat demektir. Bazen de dikkat çekmektir. Arap Baharının esasen bir ortadoğu baharı olduğunu anladığımda, üstelik  dizayncı devletlerin işimizi bitirmek, sınırımızı değiştirmek ve kanımızı akıtmak için içimizden birilerinden faydalandıklarını, onları pohpohlayıp kullandıklarını gördükçe çok korkuyorum.

Çoğumuzun aklından geçeni İran genel kurmayı açıkladı: Sıra Türkiyeye geliyor.

İranı halletmek için birinci adım Suriyeyi bitirmek; bunun için yine aynı yol: Türkiyeden yardım almak.

Bu aşamada Türkiye, dindaşlığı öne sürerek, biraz da İsraile haykırarak İrandan yanaymış gibi davranacak ki; İran ''Suriye gitse bile Türkiye var yanımda'' desin ve suriyeye yardımı gevşetsin. Suriye bitince sıra İranı bitirmede. Yine Türkiyeden yardım alınacak. Sonrasında sıra bizde ve hiçkimse yardımcımız olmayacak. Suriyede ve İranda davullar çalınarak bizim iç savaşımızı seyredecekler, devlet karşıtı olan herkesi destekleyecekler. İran oyunun farkında: Suriye önemli bir direniş cephesi, bu direnişin kırılmasına izin vermeyeceğiz'' diyor. Bilmekte ki Suriye gittiği gün sıra iranda.

Suriyedeki, Libyadaki, Mısırdaki, Iraktaki iç savaşları gördükçe; sıranın yaklaşmakta olduğu ülkem için çok korkuyorum.

Bugün ABD nin ortadoğu projesine yardım edebilmek için uyku bile uyumadan çalışanlar, o gün yani ülkem iç savaşa girince başarılarını Filedelfiyada mı kutluyor olacaklar, Newyorkta mı?

Korkuyorum; bizim anne-baba ve çocuklar hangi ülkeye sığınırlar acaba?

Korkuyorum; üst kattaki Kürt komşumun oğlu ile yan binadaki yozgatlı amcanın oğlu sokakta birbirlerine mi sıkacaklar? İç savaş çıkartmadan da bölemezler ki... Öyleyse korkuyorum; yeni sınırlar bizde de kanla çizilecek.

Büyüklerimiz de korkuyor olsalardı keşke... Onlar korkmaz, korksalardı benim gibi küçük olurlardı, büyük değil... Büyükler de korksalardı keşke: çocuklarımız Suriye, Irak ve İrandaki gibi kan gölünde boğulmasınlar diye birşeyler yaparlardı barış adına. Bugünden çözüm için ciddiyeti takınırlardı.

 Savaşla bulunan en iyi çözümden daha iyidir; barışla, müzakere ile bulunmuş en kötü çözüm.

Müzakere ile bulunan çözümdeki hatalar yine aynı metodla düzeltilir, ya savaş? Suriyedeki, Iraktaki gibi bir iç savaşın ülkemizi, yaşam standartımızı, ekonomimizi kaç yıl geriye, ne kadar berbat bir çıkmaza götüreceğini düşününce korkuyorum, ruh hastasımıyım?

Demokratik ve insani her türlü hakkını kazanmış, herkesin sadece insan hakkı temelinde eşit sayıldığı için bir arada, bölünmeden yaşayan onlarca toplum var, biri de ülkemiz olabilir. Korkmayınız; evrensel insan haklarını, tüm vatandaşlarına adilce tanımış, ama kaybetmiş bir ülke, bir lider yoktur; hepsi de kazançlı çıkmıştır.

Halkını iç savaşa sokmayan, birbirine kırdırmayan komutan; en az, vatanını işgalden  kurtaran komutan kadar kahramandır.

Demokratik ve laik bir cumhuriyet geleneğine sahip oluşumuzdan dolayı, savaşmadan, medenice sorunlarımızı çözüp, Arap ülkelerinden farklı olduğumuzu ortaya koymak zorundayız. Aksi halde bu kumaştan; bir şeriat, bir Kürt, bir Alevi bir de Türk kumaşı kesmek için makas oynatanlar kazanacak.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sayın yazarım, korku, şartlara göre değişen bir psikoz durumdur, gelip geçicidir. İçinde bulunulan şartların ilgililerine, (yönetime) güvenin artmasıyla korkular yok olacaklardır. Korkunun çözümlemeye yardımcı ve yapıcı bir tarafının olmadığını bile bile bazen aynı duyguları yaşıyoruz. Hepimiz için sükunet güzeldir sayın yazarım. Selam ve saygılarla.

İpek Çevik 
 11.08.2012 16:57
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 30
Toplam yorum
: 51
Toplam mesaj
: 8
Ort. okunma sayısı
: 1272
Kayıt tarihi
: 11.11.11
 
 

İyi-kötü, kendimize göre bir Fırat idik, ama artık okyanusa karıştık, emekli memurum. Dünyada..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster