Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '20

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
77
 

Suriye’nin artan maliyeti

 

Suriye’de devam eden savaş neticede Suriye komşularından Türkiye’yi fazlasıyla siyasi, askeri ve ekonomik alanda zorlamaktadır. Suriye iç savaşı karışanları ile birlikte Ortadoğu’da, çaresi bulunmayan, olumsuz etkileri görmezlikten gelinen bir  kriz olarak devam etmektedir.

Dünya’da savaşlar ilk tahmin edilenden daha fazla süre devam etmekte ve maliyetler de ilk hesaplanandan oldukça fazla olmaktadır.

Üç veya dört (3-4)  ay süreceği sanılan Birinci Dünya savaşı dört yıl sürmüştür.  ABD hariç savaşı kazanan ve kaybeden ülkeler yıllarca ekonomik bunalım içinde kalmıştır. Savaşı kazanan İngiltere terhis ettiği askerlerine iş bulamamış, Dünya Üretim Merkezi liderliğini kaybetmiştir. Zaman içinde kolonilerini elinde tutacak askeri gücünü kaybetmiştir. Savaşı kaybeden Almanya savaş tazminatı, yüksek enflasyon ve işsizlik ile uğraşmış, ABD’den aldığı kredilerle ekonomisini canlandıramamıştır.

ABD’de olan 11 Eylül 2001 terörist saldırısından sonra 2-3 bin teröristin öldürülmesinin maliyetinin dört veya beş yüz (400-500) milyon dolar tahmin edilmişken Afganistan ve sonrasında  Irak’ın  işgali 2 trilyon doları aşkın bir maliyeti bulmuştur

Türkiye, Suriye iç savaşında  zarar eden ülkelerin başında bulunmaktadır. 4 milyona yakın Suriyeli’nin bir kısmı barınma kamplarında, çoğunluğu muhtelif şehirlerimizde dağınık olarak ve bir kısmı da Türkiye sınırına yakın Suriye topraklarında yaşamaktadır. Uluslararası toplum göçmen durumundaki Suriyelilere karşı duyarsızdır. Sorundan uzak durmaktadırlar.

Rusya, ABD, İran ve İsrail Suriye’de vekalet savaşları yapmaktadır.

Türkiye’nin Suriye tarafındaki güvenliği yedi yılı aşkın süredir 2013’den beri tehlikededir.  Türk sınır şehirlerinin intihar bombacıları ile ve roketlerle, top atışlarıyla  saldırılara uğraması,  Türkiye’nin göçlere maruz kalması, PKK’nın Kuzey Suriye’de yapılanarak devlet kurmaya çalışması Türkiye’nin sıkıntılarını artırmaktadır.

Suriye geleceğe yönelik Ortadoğu planlarının uygulamaya konduğu vekil güçlerin savaştığı bir alandır. Türkiye’nin (1) Suriye’den güvenliğinin tehdide uğramaması,  (2) Gelecekte Türkiye güvenliğine karşıt bir varlığın oluşmaması  (3) Göçlerin oluşmaması (4) Göç etmek durumunda kalan Suriyelilerin yaşayabileceği bir alan sağlanması hedeflerinden hiç birisi tam olarak gerçekleşmemekte ve  Türkiye Kuzey Suriye’de askeri güç bulundurma masrafına katlanmakta ve can kaybına uğramaktadır. Bazı yazarlar bu duruma Suriye’nin muhatap alınmamasının sebep olduğunu söylemektedir. Olayların büyüme sebepleri için teşhisler çok sayıda fakat çözüm uzaktadır. Suriye için yeni bir Anayasa ve seçim yapılması konusu da ilerleme göstermemektedir.

Yenilen veya  yenen taraf açıkça belirgin olmadığından,  bölgedeki ilgili güçler sonucu kabul etmediğinden,  kalıcı çözüm olmamaktadır.

Suriye rejimi Rus desteği oldukça ayakta kalacak durumdadır. Hakimiyetini tekrar tüm Suriye’de sağlamak istemektedir.

Türkiye için muhtelif hareket tarzları vardır.

Birinci alternatif: Esat yönetiminin muhatap alınmamasıdır.  Bu davranış binlerce yurttaşını öldüren Esat’ı muhatap almamak esasına dayanmaktadır. . Davranış etik sayılabilir. Fakat Türkiye’ye maliyeti yüksektir.  Muhalifler veya Suriye’yi terk eden halk  için Suriye’de belirli bir alanın elde tutulması, korunması, o alanın yaşanabilir duruma getirilmesi maliyeti Türkiye için gittikçe artmaktadır.

Örneğin dört (4)  milyon Suriyeli için dört kişilik bir aileye 1 milyon ev yapılması, 2+1 basit daire olsa tanesi 30 bin dolardan, maliyeti 30 milyar doları bulmaktadır. Bu kaynağı sağlamak için ABD veya Avrupa Birliği (AB) ilgisini sağlamak mümkün olmamaktadır.  Para bulunsa bile bu alanı korumak, güvenlikli tutmak için askeri ve idari masraflar yine milyonlarca doları aşacak ve Türkiye için maliyet devam edecektir. Uluslararası toplum bu çözümü desteklemek noktasında değildir.

İkinci alternatif Esat yönetiminin muhatap alınmasıdır. Bu davranış Suriye’nin terörist kabul ettiği fakat Türkiye’nin yaşatmaya çalıştığı muhalefetin uzun dönemde yok edilmesini kabul etmektir. Uzlaşma olursa Kuzey Suriye’deki YPG/PKK oluşumu da zayıflatılabilecek ve Suriyelilerin bir kısmı da Türkiye’den Suriye’ye af veya başka özendirmelerle dönebilecektir. Rusya’nın bu tür bir yaklaşım için Türkiye’yi destekleyeceği umulabilir.

Üçüncü alternatif:  İsrail ve ABD ile işbirliği yapmaktır. Türkiye’nin menfaatleri yönünden İsrail’e düşmanlık etmesinin rasyonel gerekçeleri azdır.

Örneğin Osmanlı Devleti Birinci Dünya savaşında  9 Aralık 1917’de Kudüs’ü İngilizlere bırakmıştır. 1917’de Haç, Hilali yenmiş ve Kudüs’ü almıştır.

Terkedilen Kudüs’te, Şam’da veya Halep’te kim kuvvetli ise zaman içinde onlar iktidarı sahiplenmiştir. 1967’den itibaren de fiili olarak Kudüs’ün sahibi İsrail’dir.  1910’larda Musevilere toprak satan,  Filistinlilerdir. Kutsal yurt diyerek yerleşmişler ve 1948’de İsrail’i kurmuşlardır.  Araplar istemese de İsrail, İngiliz desteğiyle kurulmuş ve zamanla Arapları yenmiştir. Bizim terk ettiğimiz Kudüs için 103 yıl sonra harp edecek durumumuz yoktur.  Ayasofya Müzesini Hıristiyanlar nasıl ziyaret ediyorsa,  Kudüs’ü kutsal sayan Müslümanlar da aynı şekilde ziyaret edebilir.   

Ayrıca, Filistin Türkiye’yi Suriye işinde bile desteklemiyor. Bu unutulmasın.

İsrail ile işbirliği yapılırsa uzun dönemde Suriye Esat rejiminin çökertilmesi ve Suriye’nin daha küçük parçalara bölünmesi söz konusu olabilir.  Rusya etkisinde olacak biraz küçülmüş bir Suriye, Güney’de sınırları düzeltilmiş, terör saldırısından uzak bir Türkiye ve  Filistinli’lere de yerleşecekleri, mali destekli bir yurt çıkarılabilir. Türkiye içiin İsrail ve ABD ile anlaşarak karşılığında Suriye’deki Kürt oluşumunun yok edilmesi bir pazarlık konusudur ve belki de rahatça yapılabilir. İsrail mevcut sınırları içinde Filistinsiz  hakimiyet istemekte ve güvenli olabileceğini planlamaktadır.

Bu üç alternatif kıymetlendirilirse Türkiye için katil rejim saydığı Esat ile ilişkilerin tesisi, Rusya’nın desteğinin alınması, Kürt oluşumunun yok edilmesi muhtemelen  en az maliyetli olanı ikinci alternatiftir.

Birinci alternatif Esat ve Rusya desteği alınmadıkça Türkiye için problemin ve artan maliyetlerin devam etmesidir.

Üçüncü alternatif uygulanabilirse Ortadoğu’da tüm dengeleri değiştirecektir.  Rusya’ya Doğu Avrupa’da Kırım’ı katmasına razı olmak tavizi verilebilir. Ukrayna ambargosu kaldırılabilir. Tüm bu pazarlıklar ABD katkısını gerektirecektir. Pazarlık yapılabilirse, doğal olarak bir yerde alma, başka bir yerde verme olmalıdır. Böyle bir oluşum uzun dönemde İran’da dinci, İran halkının refahını düşünmeyen iktidarın değişmesini bile sağlayabilecektir.

İhtilaflar müttefiklerle kazanılır. Müttefiki olmayan, yalnız güçsüz kalabilir. Müttefiklik biraz da uzlaşmadır. Hep benim dediğim olsun diyerek kazanılan ve devam ettirilen zaferler yoktur.  

Netice olarak; Pratik sınırlamalar olmakla birlikte düşünsel bazda çözüm olasılıkları mevcuttur. Türkiye’nin Suriye’de bulunmasının maliyeti nedir, faydası nedir maliyet/ fayda analizi iyi yapılmalıdır. Sorun devam etmektedir. Bu analizde en az zarar yazan uzun vadeli çözümler tercih edilmelidir.

Komşulardaki yangın Türkiye'ye mutlaka maliyet olarak yansımaktadır. Ayrıca, hatırlanmalıdır ki emperyal güçler için Ortadoğu’da barış olması istenmeyen  bir durumdur. İhtilaflar devam etmeli ki petrol geliri silah satışlarıyla geri döndürülsün.

Türkiye, Ortadoğu coğrafyasında kendisi için hep zarar hanesini çalıştırmaktan kurtulmanın yollarını aramalıdır.

 

 

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 146
Toplam yorum
: 9
Toplam mesaj
: 1
Ort. okunma sayısı
: 1773
Kayıt tarihi
: 14.10.12
 
 

Elektronik Y.Mühendisiyim. Teknik alan dışında Tasarruf ve tutumlu yaşam, Kişisel Finans Yönetimi..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster