Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Nisan '12

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
268
 

Suriye ve yarın!

Suriye ve yarın!
 

Güney komşumuz Suriye'de olaylar bir türlü durmak nedir bilmiyor; "arap baharı'nın" en son  ve en sarsıcı sahnesi  Şam hattında devreye girdi desek yeridir.

Başta Ortadoğu ve arap coğrafyası olmak üzere tüm Dünya'yı etkisi altına alan isyan hareketlerinin Suriye süreci tüm beklentilerin aksine oldukça zorlu ve çetin geçiyor.
15 mart 2011 yılında "facebook" üzerinden örgütlenip meydanlara dökülen asilerin 23 mart 'ta " Daraa'da"  Esed rejimine karşı gösteriler düzenlemesi ve  muhaliflerin iddiasına göre 100'den fazla kişinin yaşamını yitirmesi ile özellikle ülkenin kuzeyindeki  Halep, Hama, Humus ve Daraa'daki  şehirler alev alev yanmaya başladı.
 
Türkiye sürece anında müdahil oldu, tavrını daha bir sene öncesinde Ankaraya davet ettiği, en iyi şekilde ağırladığı Esed'den yana kullanmayıp rejime karşı silahlanan muhaliflerden yana kullanmayı tercih etti, olaylar ivme kazandıkça Suriyeden Türkiyeye mülteci akını başladı, iki ülkenin istihbarat teşkilatları adeta adam kaçırma yarışına girdi, bu gün itibari ile Suriyeden 27.000 kişinin sınırı geçip ülkemizdeki mülteci kamplarına yerleştirildi.
 
Tüm bunlar yaşanırken AKP iktidarı başta elektrik, doğalgaz ve akaryakıt ürünlerine "fahiş" miktarda zam yapmak zorunda kaldı, kuşkusuz bir  çok kişinin dikkatinden kaçmış olmalı ki bu ani ve yiksek zamların gerekçesini kimse sorgulamdı ama sanırım Türkiyeye akın akın gelen Suriyeli mültecilerin ikamesi için kurulmaya çalışılan yepyeni bir kentin ekonomik dengeleri sarstığını ve bu sarsıntıyı en aza indirmek için zamlara yüklenildiğini düşünmeden edemiyor insan.
 
Ne gariptir ki Van'da çadır dahi bulamayıp kendi imkanları ile kurdukları derme çatma çadırlarda yanarak can veren insanlar dururken; kendi yurttaşlarının acılarına derman olmayıp, başka bir ülkeden kaçıp gelen insanlara tüm imkanların seferber eden bir gerçekle karşı karşıyayız.
 
Kuşkusuz Suriyede yaşanan olaylara üzülmemek elde değil lakin kendi gerçeklerimizin daha öncelikli olduğunu düşünüyorum.
 
Suriyede yaşananlara dönecek olursak; Şam  kuzey komşusunun tavrına karşı şaşkın, Türkiye kamuoyunun büyük bir kesimi tepkiliydi; lakin Suriye'den tv ekranlarına ve gazete sayfalarına düşen haber ve görüntüler kafalarda  acaba burnumuzun dibinde tam olarak neler oluyor ve bu yaşananlardan ülke olarak biz nasıl etkileniriz sorularının oluşmasına neden olmuyor değil.
 
AB ülkelerinin ekseriyeti, ABD ve Türkiye rejime karşı ayaklanan ve kendilerine "özgür  suriye ordusu" adını veren milislerin yanında taraf olurken başta İran,Rusya ve Çin Esed rejiminden yana tavır koydu; zaten Suriye'de rejimin tüm bunca çalkantıya rağmen hala zerre miktarınca geri adım atmamış olması arap baharının önceki kurbanları Tunus, Mısır ve Libya 'dan daha farklı bir konumda olduğunu göstermeye yetiyor, diğer bir farklılıkta Suriye rejimi adı geçen diğer ülkelerdeki rejimlere göre daha liberal ve daha yüzü batıya dönük olduğundan halkın rejimin yıkılması yönünde çoğulcu bir birliktelik göstermeyeceğini gösterir gibi.
 
Evet Suriyede yaşananlar karşısında hükümetin muhaliflerden yana tavır koyması Suriye cephesinde tepki ile karşılandı, Türkiye Şam büyük elçiliğini kapattı ve  bu ülkedeki yuttaşlarının bir an önce Türkiyeye dönmeleri yönünde çağrı yaptı, bu gerilimli sürece İran'ın da dahil olması ile işler adeta çığrından çıktı.
 
Geçtiğimiz  ay muhaliflerin İstanbul'da bir otelde bir araya gelmeleri ile artık iki ülke arasında iplerin tamamen kopmasına neden oldu.
 
Suriye muhalefetinin tüm yaşananlardan sonra  en kritik noktasını sanırım özellikle ülkenin kuzeyinde yaşan ve 2 milyon'a yakın Kürt nüfusu oluşturuyor.
 
Kürtler muhalefette daha etkin ve söz sahibi olmayı istiyor, lakin muhalif gruplar içinde bu isteme tepki gösterenler olunca Kürtler'in Esed rejiminden yana tavır koymaları endişesi oluşumda tüm planların alt-üst olmasına yetti.
 
Esed rejimi geçmişte seçme ve seçilme hakları dahi sorgulanan Kürtler için adeta gasp edilen hakların ve özgürlüklerin kapılarını sonuna kadar açtı; Irak'ta yakın tarihte yaşananlar ve Saddam'ın Kürtlere karşı uyguladığı acımasız ve yıkıcı politikalar Kürtlerin köfez savaşlarında rejime karşı ayaklanıp ülkenin kuzeyinde "Kürdistan" özerk bölgesini kurmaları kendileri için dikkate değer olmalıydı.
Yakın zamanda Güney komşumuzda yaşananlardan ülke olarak çok etkileneceğimiz bir gerçek, Esed rejimi kalırsa bir zamanlar Yunanistanla yaşadığımız gerilimli politikanın aynısını yaşayacağımızdan hiç kuşkunuz olmasın, eğer Esed giderse özellikle Suriye'de yaşayan Kürtlerin tavrı bizi de oldukça etkileyecektir.Umarız süreci en az hasarla atlatırız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba, Sırf emperyalistlerin emirlerini yerine getirmek için komşumuzla kötü olduk ve ekonomik olarak bu bize çok pahalıya patladı. Bu uşaklık politikalarımız bitmeden bizim durumumuz hep kötüye gidecektir. Saygı ve selamlar...

izmirli doksanyedi 
 11.04.2012 12:49
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 166
Toplam yorum
: 82
Toplam mesaj
: 11
Ort. okunma sayısı
: 528
Kayıt tarihi
: 02.09.09
 
 

Batmanın Beşiri ilçesinde doğdum, Mersinde yaşıyorum, edebiyata ilgi duyuyorum, yerel ve ulusal d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster