Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '20

 
Kategori
Spor
Okunma Sayısı
19
 

Sürprizler Güzeldir

Sürpriz...Literatürde hiç beklenmediği için insanı şaşırtarak sevindiren ya da insanın üzüntüsüne yol açan olaylara sürpriz adı veriliyor. Özellikle kadınlar tarafından çok sevilen ve sevdiği erkeklerden sıkça görmek istedikleri bu eylem sporun içinde de zaman zaman kendini gösterir ve heyecanın, ilginin artmasına neden olur. Ancak özellikle son 5 yılda kadınlar tenisinde yaşananlar için artık sürpriz ifadesini kullanmak pek mümkün değil. Erkeklerde uzun yıllardır Nadal, Federer, Djokovic üçgeninden nadiren uzaklaşan, hatta her zeminin favorisinin genellikle kazandığı bir düzen söz konusuyken, kadınlarda Serena Williams'ın dominant yıllarının sona ermesinin ardından neredeyse her turnuvada başka oyuncular ön plana çıkıyor. Son altı turnuvanın altısında da farklı bir raket zafere ulaşırken, süreci 15 turnuvaya uzattığımızda farklı şampiyon sayısının da 12'ye çıktığını görüyoruz. Zira Osaka'nın üç, Halep'in iki turnuvadan kupayla ayrıldığını ve onlar da dahil olmak üzere 11 farklı ismin ilk kez bu sevinci yaşadığını düşünürsek artık favorilerden birinin şampiyon olması sürpriz haline geldi diyebiliriz. 

Henüz geride bıraktığımız Roland Garros tenis turnuvasında geçen yılın sekiz çeyrek finalistinden hiçbiri bu yıl aynı başarıyı gösteremedi ve tamamen yeni isimlerden oluşan bir mücadele izledik. Aynı zamanda 1 ay önce Amerika'da yapılan US Open tenis turnuvasında da çeyrek final gören hiçbir oyuncu formunu bu turnuvaya yansıtamadı. Yani kort istikrarı sağlayabilen olmadığı gibi, form grafiğini 1 aya bile yayamayan kadın raketler izler olduk son dönemde. Bu bir yandan işin heyecanını arttıyor olsa da bu kadarı biraz fazla sanki. Çünkü bir Nadal-Federer-Djokovic rekabeti kadar olmasa da insanı heyecanlandıracak, geçmişten gelen bir hikayesi olan eşleşmeler aramıyor değiliz. Her ne kadar kadınlar erkeklere nazaran daha dezavantajlı bir fizyolojik yapıya sahip olsalar ve hamilelik gibi erkeklerin yaşamadığı zorlu bir süreçten geçiyor olsalar da geçmişte bu zorluklara göğüs gerebilen nice kadın tenisçiye tanıklık etti spor dünyası.

Henüz şampiyonluk ya da final göremese de son 3 yılda altışar kez son sekize kalma başarısı gösteren Elina Svitolina ve Johanna Konta elit seviyeye yakın isimler gibi gözükmelerine rağmen özellikle Konta bu yıl içerisinde büyük bir düşüş sergiledi. Bu iki raketin aksine 2016 US Open'da final oynama başarısı gösteren Karolina Pliskova ise son yıllarda adını sık duyduğumuz ama 2020'yi kötü geçiren isimlerden. Daha önce kendi ülkesindeki turnuvada finale çıkarak adını duyuran Amerikalı Madison Keys ertesi yılı da iyi derecelerle tamamladıktan sonra yükselttiği beklentileri karşılayamayanlardan. Keys'i 2017'deki finalde deviren Sloane Stephens, hemşehrisine benzer bir şekilde kariyerini devam ettiriyor. Oldukça geniş olan 2019'la birlikte düşeşe geçenler kervanına onu da ekleyebiliriz. Aynı durum Jelena Ostapenko için de söz konusu. Parlamasıyla sönmesi bir olan Letonyalıyı turnuvaların ikinci haftalarında görmek mümkün olmuyor keza Jelena daha ilk hafta maçlarında elenip, turnuvanın asıl önemli maçlarını televizyonundan takip ediyor.

 

2019 Roland Garros finaline çıkarken oynadığı oyunla herkesi heyecanlandıran Marketa Vondrousova, aynı turnuvada yarı final gören Amanda Anisimova, geçen yıl US Open kazandıktan sonra sakatlık problemlerinden kurtulamayan Bianca Andreescu ve onunla birlikte yarı final mücadelesine çıkan Belinda Bencic gelecek vaat eden isimler olarak ön plana çıkıyor. Ancak şimdiye kadar "Tek şarkılık müzisyenler" gibi tek turnuvada başarı elde edebilmiş bu z kuşağı temsilcisi oyuncular, ilerleyen dönemlerde adlarını süper starlar seviyesine yükseltmek istiyorlarsa önce her turnuvaya katılabilecek sağlıkta yaşamaları sonrasında ise elde ettikleri o turnuva başarılarının tesadüfi olmadığını kanıtlamak zorunda. Zira bir dönem bu yollardan geçen beş önemli tenisçi Azarenka, Wozniacki, Sharapova, Kuznetsova ve Radwanska tarihe altın harflerle adlarını yazdırma fırsatı ellerine geçmesine rağmen bir yere kadar başarılı olabilmiş isimlerdi. Yakın zamanda tenisi bırakan ve oyunundan çok dış güzelliğiyle popüler moda ikonu haline gelen Maria Sharapova'yı bu isimlerden ayrıştıranlar olabilir ama özellikle son dönemlerinde tur atlaması bile sürpriz sayılan yıldız isim yeteneğini tam olarak sergileyememişti. Belki güzellik açısından fazla ön plana çıkmıyor olsaydı daha iyi noktalara varabilirdi ama medyatik olmak onu suçu sayılmamalı. 

Sharapova başta olmak üzere bazı kadın tenisçilerin kariyerini olumsuz olarak etkileyen fiziki görünüm son Roland Garros'ta fırtına gibi esen ve hiç set kaybetmeden şampiyonluğa ulaşan Iga Swiatek'in lehine işleyebilir. Tüm gözlerin üzerinde olduğu final maçında bile kadın tenisçilerin yüzde 99unun tercih ettiği kısa etek yerine tayt ile mücadele eden, görsel anlamda pek bir albenisi olmayan genç oyuncu için spot ışıklarının üzerinde olmaması uzun vadede avantaj olacaktır. Çok genç yaşına rağmen mental anlamda bir eksiği yok gibi ve en heyecanlı anlarda bile soğukkanlı kalabiliyor. Şimdiden etkili olan forehand'lerini önümüzdeki yıllarda daha da güçleneceğini düşünürsek en önemli silahı haline getirebilir. Artık tecrübeli ve yıldız statüsünde olan Simona Halep karşısında bile çok rahat maç kazanabilen Swiatek hiç kuşkusuz 2021in en merakla beklenen maçlarını oynayacak. Maç sonrası röportajında titreyen sesi ve mahçup tavırlarıyla Naomi Osaka'yı da anımsatan Iga'dan beklentiler en azından bu iki oyuncu gibi suyun üzerinde kalabilen bir kariyer sunması yönünde. Kerber ve Muguruza gibi ara ara kendini gösterip, bazı turnuvalarda yokları oynayan tenisçilerden biri olsa bile kafi diyebiliriz ama gözler yeni bir Serena Williams aramıyor değil.

İlerleyen yaşı, hamilelik süreci ve bir tenisçi için fazla kalın vücut yapısına rağmen Serena hala reytingleri yukarıda tutmayı başarıyor. Son turnuvayı saymazsak gençlere taş çıkartmayı ve istikrarlı şekilde üst turlara kalmayı sürdürüyor 39 yaşındaki süperstar. Her şeyi kazanmasına aldırış etmeden ilk günkü hırsıyla mücadelesini sürdüren Birleşik Amerikalı için tek hedef en azından 1 grand slam daha kazanarak Margaret Court'a ait rekoru egale etmek. Son 5 yıldaki 19 turnuvada tam 64 farklı çeyrek finalist gören, artık adlarını bile ezberlemekte zorlandığımız oyunculara şahit olduğumuz tenis dünyasına artık kitleleri peşinden sürükleyecek kalıcı yıldızlar gerek. 19 yaşında turnuva kazanıp ömrünü o ünvanla geçirenlere değil o başarının üstüne yüzlerce galibiyet, onlarca şampiyonluk sığdıran Seranalara, Graflara, Navratilovalara ihtiyacı var bu oyunun.

 

 

 

 

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 24
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 58
Kayıt tarihi
: 07.09.20
 
 

Başta futbol olmak üzere çeşitli spor karşılaşmalarını takip eden, müziği, sinemayı, tiyatroyu, s..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster