Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '20

 
Kategori
TV Programları
Okunma Sayısı
647
 

SURVIVOR 2020

  

                Medeniyet, bütün toplumların varoluşundan itibaren ulaşmak istediği en yüksek katman oldu. Keşifler, icatlar, araştırmalar, bilim, kültür ve sanat aklımıza gelebilecek her bir unsur da hayatı kolaylaştırmak ve zevk alma zemini üzerine kuruldu. Bu arzu ve hayallerin ölüm gerçeğine yenik düşmeden gerçekleşebilmesi umuduyla uğraşılıp didinildi, didinilecek de. Peki bir insan nasıl bir ruh haliyle kısa bir süreliğine de olsa vazgeçer önemsediği her ne varsa.

                Peki hangi duygu hali,  kısa süreliğine de olsa tüm sevdiklerini, alışkanlıklarını, bağımlılıklarını, ona sunulan kolaylıkları geride bıraktırıp,   başına ne geleceğini bilmediği bir mecraya yelken açtırır insana?

 

·         İçsel bir yolculuk mu?

·         Dışa açılma arzusu mu?

·         Herşeyden vazgeçerken daha çoğunu yakalama dürtüsü mü?

·         Kendini bulmak için bir arayışa çıkış mı?

·         Bulunduğu ortamdan sıkılıp uzaklaşma hissiyatı mı?

·         Tamamen serüven, andrenalin olayı mı?

·         Şöhret olma hayali mi?

·         Zaten şöhretli ise kendini yenilemek, tazelemek mi?

·         Bambaşka kapılar açılma varsayımı mı?

·         Özgürlük mü?

·         Gücünü ölçme deneyimi mi?

 İşte tam da bu sorular uçuşuverdi zihnimde SURVIVOR 2020’yi izlerken ve her bir yarışmacıyla  empati kurmaya çalışıp, kendimce cevaplar bulma arayışına girdim.  Bunun adını her ne koyarsak koyalım bence tam açılımı üstün cesaret, risk alma ve kendini ispat edebilme başarısıdır.

                Kendine has doğası, iklimi ile çok uzaklarda sessiz sedasız bakir bir ada Dominic. Belki de insanın ütopyası kimliğinde. Zamanın bir diliminde birbiriyle kıyasıya yarışmak için adaya gelen iki grup; şehir, bitki, hayvan, meyveden oluşan bir coğrafyada büyük bir boşluğu dolduruyorlar. O boşluğun  adı ise hayatta kalma, ayakta durma ve her koşulda kazanmayı hedeflemiş “insan”  faktörü.

                Hal böyle olunca da; özlem, sevgi, hırs, nefret, aşk, kıskançlık, bencillik, ego, entrika gibi pek çok insana has özellik gövde gösterisi yapıyor. Dolayısıyla yağmuru bol adaya bu defa da sevinç ve elem gözyaşları düşmeye başlıyor.

                Kuralları var SURVIVOR’ın bir de Konseyi  haklarında kararlar alan. Başarılarının akabinde kazandıkları ödüller, kaybettiklerinde maruz kalacakları mahrumiyet, açlık, sevdikleriyle iletişim yoksunluğu, gezi ve eğlencelere katılamama gibi faktörler var. Onlar takım ya da bireysel zaferlerinin sarhoşluğunu da yenilginin hezimetini de birebir yaşıyorlar halkın önünde ve tepkileri de oldukça gerçekçi oluyor doğal olarak.  Oyunları kaybetseler de  edindikleri kazanımlar  hiç bir maddi güçle kıyaslanamayacak büyüklükte.

                Sivil hayatta varken konfor olduğu farkedilemeyen her bir nesne özlem olup çıkıyor buralarda. En basiti ayna. Kendilerini göremiyorlar adada. Ayaklarının altında tüylü hali değil çakıl, kum, toprak serili. Uzanıp TV izlerken yudumladıkları kahvenin yerini çoğu zaman kokonat alıyor. Gece uyurken börtüböcek, kurbağa, yılan, kertenkele uyandırabiliyor onları.  Ya da sürü halinde geçen inekler… Korku ile uyanıp geri kapatıyorlar gözlerini yarının bir an önce olması dileğiyle. Çünkü vakit geçmiyor yarışma sonrasında. Dünyada olup bitenden bihaber , aile özlemiyle yanıp tutuşuyorlar. Sevdiklerinin kıymetini daha çok anlıyorlar. Seslerini, kokularını, birlikte geçirdikleri anları özlüyor, yeni anılar biriktirirken geçmişin anılarını da hep taze tutuyorlar. Düşünmek için çok zamanları var.

                Pek çok ödül içinde en fazla duygu seline kapıldıkları anlar iletişim ödülü kazandıklarında oluyor haklı olarak.

                Bir Acun ILICALI imzası taşıyan ve oldukça başarılı bir yapım olan SURVIVOR’ı başından beri ilgiyle, heyecanla hiç kaçırmadan izliyorum. Monteigne’in deyişiyle burada duruş değil geçiş yaşanıyor ve “Her insanda insanlığın bütün halleri vardır” sözü doğrulanıyor günbegün.  Yarışma süresince  insanın değişken ruh haline ekrandan şahitlik ediyoruz. Bu hallerin çok doğal olduğunu düşünüyorum. Zor koşullar insanı farklı bir kişiliğe dönüştürebilir. Eskiden önemsiz ne varsa önemli, önemli buldukları ise zerre kadar yer işgal edemez hale gelebilir.

                Şahsi düşüncemi sorarsanız bu yarışmayı sadece bir Reality Show olarak değerlendirmek büyük yanlış olur. Bir kere bedensel güç, konsatrasyon yeteneği, el becerisi, algı, mantık, farkındalık, hız, zamanı kendi lehine çevirebilme yetisi, elindekiyle yetinebilme, zeka  zincirin en değerli halkaları arasında. Zaman zaman şans da önemli bir faktör olsa da asıl faktör; cesaret, sabır, inanç ve özgüven, iyi yüzebilmek, dalış tekniği, hızlı koşabilmek, atışta hedefi doğru yakalamak, puzzle parçalarını eliyle koymuş kadar hızlı yerleştirmek, denge gibi pek çok yeteneği içinde barındırıyor. Kolay değil bir survirvor olmak.

                Yazıyı kaleme aldığım an itibariyle finale kalan 7 yarışmacımız var her biri birbirinden güçlü performans sergiliyor. Mavi takımda Cemal Can, Nisa, Berkan ve Barış kendi tabirleriyle “Yenilmezler”,  Kırmızı Takımda ise Elif, Sercan ve Yasin. İlk takım duygusallığıyla başarıyor diğer grup ise profesyonel düşünceyi baz alıyor kendilerine. Hangisi kazanırsa kazansın gönülleri fethettiler, çok emek verip, ter döktüler. Yeri geldi hedefleri uğruna sakatlandılar ama yılmadılar. Çünkü kazanmak için geldiler.

                Medeniyetten uzak, ilkel koşullarda yaşadıktan  ve zor olan başardıktan sonra normal hayata dönüşte kuşkusuz her yarışmacının hayat felsefesi değişecek ve kendi mottoları olacak yaşama dair.

                Açıkçası çok merak ediyorum şampiyon kim olacak? İster Enerji Bakanı Berkan ister sempatik DJ kaptan Cemal Can, basketçi ve oyuncu Barış, futbolcu kaptan Sercan, profesyonel atlet  Elif, Masterchef Yasin isterse adanın en küçük en şirin yarışmacısı Nisa şimdiden hepsi gönüllerin şampiyonu oldular bile.

                Buradan yaptığı her işe yüreğini koyan Acun Ilıcalı ve ekibine, bizlere güzel vakit geçirten yarışmacılara en içten duygularımla teşekkürlerimi sunuyorum. İyi ki varsınız. İyi ki ailemizin bir ferdi oldunuz ve güzel vakit geçirtiyorsunuz bizlere. Özellikle pandemi sürecinde hayatı sizinle eve daha güzel sığdırdık. Bir kez daha teşekkürler. 

             

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 331
Toplam yorum
: 399
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 467
Kayıt tarihi
: 22.03.10
 
 

1966 doğumluyum. Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Iki çocuk annesiyim. Edebiyatın hep okuyucu t..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster