Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '18

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
Okunma Sayısı
111
 

Susmayan Zihnine "Sus" Deme Zamanı!

Susmayan Zihnine "Sus" Deme Zamanı!
 

Yine işlerden kafamızı kaldıramadığımız günlerden birini yaşıyoruz. Sabah en geç 8.00'de başlayan mesaimiz, gece 00:00'a kadar hatta daha da geç saatlere kadar sarkıyor. İş temposu, stresi, evde yaşanan sıkıntılar, çocukların ödevleri, sınavları, maddi kaygılar, gecikmiş ödemeler, eşle yaşanan problemler, anne-baba sitemleri, kardeş kaprisi ve dahası... Monoton ve hep düşünceli, hep koşturmacalı bir hayat!!! Yatağa kendimizi attığımızda ise, tüm günün yorgunluğuyla sızıp kalan biz! Ve bir kaç saat sonra, tekrar alarmla başlayan güne hazırız!!! Bambaşka kıyafetler, bambaşka ayakkabılar giyilecek belki, saçlar da farklı taranacak ama geri kalan her şey aynı olacak, öyle değil mi? Düşünceler, duygu durumları, kaygılar, zihinden geçen onlarca sorun, ıvır zıvır kendinle konuşma halleri!!! Aslında yeni güne gerçekten hazır mıyız???

Koca bir haaayyyııııırrrrr!!!! Aslında bir önceki günün aynısını yaşamak, aynı sorunlarla ve aynı yorgun zihinle baş etmeye çalışmak, hiçbirimizin tercihi değil. Ama buna dur diyebilmek de öyle kolay değil. Düşünce kalıplarımız, inançlarımız ve daha çocuk yaşlardan öğrendiklerimiz sayesinde bugün hastalıklı bir ruh haline ve düşünce sistemine sahibiz. Zihnimizin gevezeliği hız kesmeden devam ediyor ve bu esnada tüm kaygı, korku, endişe, öfke, aşağılık hissi uyandıran duyguları bir arada yaşıyoruz. Tüm bunlar da önce ruhumuzu sonra bedenimizi zehirlemeye başlıyor yavaş yavaş ve sinsice.

O zaman ne yapmalı? Nasıl SUS demeli zihnimize?

Zihnimiz geçmişteki pişmanlıklarla, keşkelerle, yapmak isteyip de yapamadıklarımızla ve gelecek endişesiyle, korkularıyla ve "acaba nasıl olacak?" kaygılarıyla yaşamayı çok sever. İşte tam da bu sebepten vücudumuzdaki stres hormonları gereğinden fazla salgılanır ve her daim kaygılı, endişeli bireyler olarak yaşamaya devam ederiz.

Hadi şimdi, her gün için kendimize ayıracağımız bir zaman dilimi bulalım. 15-20 dakika yeterli. Başlarda bu zamanı yaratmakta güçlük çekiyorsanız, 5-10 dakikada uygun. Sonrasında zaten süreler biraz daha uzayacaktır. Sabah kalktıktan sonra ya da gece yatmadan önce, belki de günün tam ortasında... Ama her gün ve mümkünse her gün aynı zaman diliminde...

Kendi başınıza kalacağınız bir yere çekilin, hiç ses olmasın. Tercih ederseniz, fonda çok hafif, sizi rahatlatan bir müzik olabilir. Rahat oturabileceğiniz, sırtınızın dik bir vaziyette olabileceği bir yer olsun. İsterseniz bacaklarınızı bağdaş kurabilirsiniz. Ellerinizin içi yukarı bakacak şekilde, elleriniz dizlerinizin üzerinde...

Kendinizle başbaşa, sadece siz ve yine siz, ruhunuz, öz benliğiniz... Bir de size eşlik eden "NEFES"iniz... Hadi şimdi, nefesinizi izlemeye başlayın. Gözleriniz kapalı... Sadece nefesinizi takip edin. Burnunuzdan giren havayı hissedin. Havanın içinizde dolaştığını, nerelere uğradığını ve nasıl dışarı çıktığını fark edin. Bedeninizin her bölümünü hissedin.

Hadi şimdi, burnunuzdan daha derin bir nefes alın. Nefesi alırken karnınızı şişirmeye çalışın ve verirken, içinizin tamamen boşaldığını, hiç nefesinizin kalmadığını deneyimleyin. Bu alışverişi olabildiğince yavaş ve sakin yapın. Hiç aceleniz yok, kendinize ayırdığınız bu zamanın tadını çıkarın. Nefes alırken şiştiğinizi, içinizin ferahladığını fark edin. Nefesinizi verirken, avuç içlerinizden ve ayak tabanlarınızdan enerjinin çıktığını, havaya karıştığını ve gevşediğinizi hissedin.

Nefes alışverişi devam ederken, zihninizin bir süre sonra yine devreye girdiğini ve günün problemlerini aklınıza düşürdüğünü göreceksiniz. Bu çok normal. O anda tekrar nefesinize dönmeye çalışın. Sadece nefesinizi düşünmeye çalışın. Sadece nefes alıyorsunuz ve veriyorsunuz...

Bunu yapmak sizi zorluyorsa, zihin susmuyorsa, o zaman aklınıza en çok olmak istediğiniz yeri getirin ve orada yaptıklarınızı hayal edin. Bu esnada nefes alışverişleri aynı derinlikte, yavaşlıkta ve rahatlıkta devam etmelidir. Örneğin yemyeşil bir ormandasınız, her yer ağaçlarla kaplı, kafanızı yukarıya kaldırdığınızda, ağaçlar o kadar ihtişamlı ki, neredeyse gökyüzüne ulaşacaklar. Gökyüzünün o huzur veren mavisiyle yüzünüz buluşsun. Şimdi ağaçların gölgesinde yürümeye başladınız, toprağın yumuşaklığını, çiçeklerin kokusunu hissetmeye çalışın...

Kendinize ayırdığınız zaman diliminde sadece nefesinizle başbaşa kalabileceğiniz gibi, imajinasyon yaparak kendinizi bambaşka ortamlara, mekanlara da götürebilirsiniz. O ortamların huzuru, dinginliği gün içersinde size çok iyi gelecektir. Bir 10 dakika da olsa, sorunlarınızdan ve yoğunluğunuzdan uzaklaşmış olacaksınız. Bunu her gün yaptığınızda zihninizi daha rahat susturabildiğinizi göreceksiniz. Nefesinize dönmek alışkanlık haline gelecek ve gün içinde nefesinizi sık sık hatırladığınızı fark edeceksiniz.

Nefesinizi fark ederek, nefes akışınızı düzenleyebilir, hayat akışınızı değiştirebilirsiniz. Daha iyi, daha mutlu, daha huzurlu ve daha sağlıklı bir hayat mümkün...

Sevgiyle,

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 7
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 103
Kayıt tarihi
: 07.06.17
 
 

Nefesin mucizevi etkisiyle henüz tanışmayanlardansanız, doğru yerdesiniz! Nefes farkındalığını ge..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster