Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Ocak '19

 
Kategori
Aşk - Evlilik
Okunma Sayısı
107
 

Susmuş Adam

Ben seni hiç dökemedim ki dudaklarımdan, sadece yüreğime ılık ılık akıttım tabiat bakışlı gözlerini. Seni en güzel kalemim anlattı hep bana. Şimdi zaman her zamanki gibi yokluğun, mekan sessizliğin tam ortası, yazan ben, yaşayan ben ama bir tek hissedilenin sen olduğu bir zaman dilimine sıkıştım yine.

Her bir hücreme bahşedilmiş derin sessizliğine kutsandı yüreğim. Susmayı denedim yine suskunluğumun bana denk gelen zaman diliminde. Her defasında su misali akıttım varlığını yüreğimin yeni yetme filizlerine. Çocukluğumun siyah beyaz resimlerine düştü hecelerim yine. Öyle masum öyle yalnız bir görüntüm varmış ki sakallarımın yeni terlemeye başladığı o gençliğimin zaman diliminde, hayat denen mabedimde ağırlarken misafirleri yanan yüreğimin ateşi kıyılarına ulaştı. Aslında kısacık bir an için olsa da benimsin dediğimde bir ömür sürecek kaybetmişliğim ve suskunluğum başlamıştı, oysa bir hayaldin sen masmavi.

Bugün daha iyi anlıyorum yıllar önce adamım dediğim babamın bana ne için evlat "AŞK gitmektir bir kalpten bin kalbe, bir akşamüstü karanlığa karışıp yok olmaktır, geceyi üzerine çekip saklamaktır gözyaşlarını ve ask tutulmaktır bir ipek saçlıya, asılmaktır her birine idama çekilir gibi, tel tel ölmektir o yüreğin saçlarında" deyişini.

Vakit yine susma vaktidir o zaman. Bu hayatın bana öğrettiği en güzel şey belki de susmak kimseye açıklama yapmak zorunda kalmamak. Debisini yitirmiş bir nehir kadar yaralıyken benliğim ben seni yaşamadım ki, sadece gözlerinden bir cümle kurdum hayat romanına. Ben seni saramadım ki,  sadece gülüşlerinden bir bahar çizdim tertemiz hayat sahnelerine. Bunun içindir belki de yaşadığım şehrin sokaklarında dolaşırken, kimi işi için kimi okulu için telaşla hareket eden insanların arasında ağır ağır yürüyüşüm. Adımlarım bana küs sanki ve ruhum onca gürültüye inat susmaların esiri. Bir tek yazarken kendimi huzur dolu hissedebiliyorum kimselere söyleyemediklerimi hatta kendimden bile gizlediklerimi avazım çıkana kadar yazıyorum işte. Bazen de yazmadığım zamanlarım oluyor susuyorum. Yaşarken olduğum gibi yazarken de susuyorum, sanki ben sustukça öç alıyorum yaşam mabedimin misafirlerinden tıpkı hayat, nasip, kader denen acımasızlığın benden öç alması gibi.

Vakit yine susma, yine susama vakti o zaman. Firuze kokulu mendiller sallıyorum artık ardım sıra, korkularım ve hasretlerimle dövüyorum hayatı yokluk süreceğim ekmeğime tuzsuz bibersiz ve sessiz bir yokluk. Dudaklarımı kanata kanata yazacağım yine damdan düşer gibi ansızın dökülecek kelimelerim sayfalarına. Öğüt vereceğim gökyüzüne, lacivert bir dolunay isteyeceğim ondan .Kurumuş gül yapraklarım bulutlara ahkam kesecek .Sarı bir çöl karanlığında, beyaz ay ışığının seraba dönmüş kenar uçlarını, yemyeşil bir çayıra dönmesi umuduyla susacağım gözlerin için ve toprağı kuma teslim ederek yokluğumla yokluğunu ısıtacağım. Ben neyle yaşarsam yaşayayım derin sessizliğimle bu diyardan çekip gideceğim

Sevgiyle kalın

      GÜLENDAM . . .

 

CÜNEYT KALYONCU

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 9
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 109
Kayıt tarihi
: 16.01.19
 
 

MERHABALAR   ÖNCELİKLE TEŞEKKÜRLER MİLLİYET tıpkı deniz gibidir HAYAT ... bugun yine üstü kapalı ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster