Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ocak '13

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
309
 

Suss...tumm

Suss...tumm
 

Susmak…

Susabilmek…

Ne büyük bir meziyet aslında. İçinde fırtınalar koparken, sözcükler yüreğinden diline, oradan dudaklarına taşınırken kendini sessizliğe mahkum etmek, edebilmek!

Susmak bir edep işi. Herkes beceremiyor. Lafına sözüne sahip olabilmek, kalitesinden ödün vermeden yaşamına devam edebilmek adına belki de en önemli ilk adım bence.

Susmak sanıldığı gibi korkmak, sinmek, duyarsız olmak değildir. Yeri geldiğinde yapılması gereken gerçekten zor bir davranış şeklidir.

Her susuş aslında kocaman sözcüklerle anlatmaktır pek çok şeyi.

Tabii sadece anlayana…

Oysa ki, tarafınıza yapılan onca ağır ve çirkin söze, tavra ve hatta yazıya karşın sadece tebessüm ederek ve hiç yokmuş gibi davranmak kolay değildir. Hele hele gururunuzu kıran, inciten sözcüklerle size alabildiğine yüklenenler varsa karşınızda ne kadar zordur o anlar… Suskun kalmak, yokmuş gibi davranmak, duymamak, görmemek, okumamak belki de yazılan tüm o hakaret dolu sözcükleri.

Halbuki bakın ‘’Kendi Kendine Düşünceler’’ adlı on iki eserlik kitabıyla ünlü Roma İmparatoru Marcus Aurelius ne der ve ne kadar doğrudur aslında;

?"Eğer bir dış etken sizi üzerse, duyduğunuz acı o şeyin kendisinden değil, sizin ona verdiğiniz değerden geliyordur; onu da her an ortadan kaldırma gücünüz vardır."

İşte bu kadar kolay, önemli olan kendi gücünüzün farkında olmanız o kadar.

Elbette siz susarsınız sabırla ama karşınızdakiler durur mu? Hayır. Siz o susuşla tavrınızı koyarken bunu anlayamadıkları için daha da yüklenirler; üstünüze üstünüze gelirler. Adeta sabrınızı denerler.

Peki neden? Ancak o şekilde rahatladıkları için mi acaba? Tüm kinlerini, tüm öfkelerini en çirkin kelimelere sığdırarak içlerini boşalttıklarını sandıkları için mi?

Gerçekten rahatlar mı böylesi insanlar işte onu bilemem. Hiç mi vicdanları sızlamaz, geceleri yastıklarına başlarını koyduklarında hiç mi uykuları kaçmaz? Yoksa tam tersini mi düşünürler, ‘’ne güzel hak etmişti tüm o kötü sözleri, hatta fazlasını’’ diyerek daha mı rahat dalarlar uykulara.

İnsanlar yapıları gereği hep karşılarındaki insanlar tarafından anlaşılmak, ister. Yanlış anlaşıldıklarında ise adeta dünyaları kararır. Kendilerini doğru ifade edememenin iç yangınıdır bu. Olsun… siz kendinizi biliyorsunuz ya başkası hakkınızda ne düşünürse düşünsün önemli olan sizsiniz, sizin düşünceleriniz, sizin tavırlarınız ve hayata karşı dimdik cesaretle duruşunuz. Bu nedenle de suskun kalmak,  her şeye rağmen kaliteyi korumak gerek diyorum ben.

Ve İlahi adalete sığınmak… vakti saati geldiğinde sabırla susmanızın karşılığını fazlasıyla göreceksiniz, bundan hiç kuşkunuz olmasın lütfen.

Belki biraz zaman alacak, belki siz tam da artık unutmuşken olacak ama olsun. Gün gelecek her şey sizin lehinize dönecek hem de asaletinizi bir dirhem olsun bozmadan. Ve bu noktada kazanan siz olacaksınız.

Buna değer mi? Bence değer. Şöyle düşünelim mi? Zaten karşınızda sizi anlayacak birisi olsaydı o hakaretleri yapmaz, sakince sizi en azından bir kez dinler, değer verdiğini, önemsediğini gösterirdi bir şekilde. Madem dinlemeden üstelik bir de canınızı gururunuzu yakacak kadar ileriye gitti, susmak ona verilecek en ağır cezadır aslında.

Susmak, susmayı becerebilmektir asıl olan. Dengeleri korumak, karşınızdakinin daha fazla çirkinleşmesini görmemek, hatta ortamı daha fazla germemek adına da olsa önemli bence ve bir tarafın bunu yapması gerekiyor.  İşte ben diyorum ki bunu yapan taraf hep siz olun, hep bizler olalım. Ve her ne olursa olsun kalitemizden, asaletimizden ödün vermeyelim.

Tam bu noktada H. Jackson BROWN’un sözlerine kulak verelim mi? Şöyle diyor Amerikalı yazar;

‘’Yüreğinin büyüklüğü kadar yardım et ve SUS!

  Sus…

  Susabilmek öyle bir erdemdir ki…

  Son sözü söyleyen sen olsan da

  Sadece sen bil ve kendine fısılda

  Bırak seni kim nasıl bilirse öyle bilsin yüreğince insan ol

  Ve insan olabilmenin erdemini yüreğinde yaşa!...   ‘’

Erdemli, edepli, saygın olabilmek her şeye değer. Adam gibi adam olabilmek ve bunu yaşantımızın her noktasında bizzat göstermek ise kaliteli yaşamın en önemli anahtarı. Ben susmaktan yanayım. Yanış anlaşılmasın, susup içime atmaktan değil. En kısa sürede unutarak; yaşama kaldığım noktadan tebessümle devam etmek adına şimdi SUSTUMMM ve son sözü Mevlana’nın çok sevdiğim sözlerine bıraktım;

"Suskunluğum asaletimdendir, her lafa verecek cevabım var ama bir lafa bakarım laf mı diye, bir de lafı söyleyene bakarım adam mı diye."

Sevgiyle kalın.

Belgin ERYAVUZ

28.12.2012

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

bazen bilerek yapılır bazen istemeyerek ...karşındakiyle arada olan samimiyete güvenerek söylersin belkide..aslında kırıldığını bile anlamzsın..kim susarak istediğini elde etmişki ..ben dostlklrda yada ilşiklerde küsmenin yok saymanın karşı taraftaa sadece kine kendinden soğutmaya ayrılıklara alışmaya sebep olcgını düşünyrm herkesin iletşm dili farklıdır siz susarsıınız kızdığınızdaa belkide kırmmk yada kırılmamak için karşındaki susmaz kafasındakine çözm bulmak için konşr siz üstüme geliyr olarak alglarsnz ama onun derdi sadece çözm bulmak içindir

savas barka 
 14.01.2013 16:18
Cevap :
Tamamen bakış açısıyla alakalı öyle değil mi?Şimdi siz böyle söyleyince hak vermemek elde mi? Madalyonun hangi tarafından baktığımızla ilgili. Ama çözüm bulmanın yolu yine de karşındakini kırmak incitmek aradaki saygı duvarını yıkmakla olmamalı bence. Çünkü o duvarı yıkınca yeniden yapmak zor belki de imkansız. Öyle değil mi Savaş bey? Sizinle bu konuda uzun uzun yazışabiliriz gibi ve bu ne kadar güzel... çok teşekkürler yorumuma yorum kattığınız, beyin fırtınası yapabildiğimiz için. Sevgiyle kalın. belgin  14.01.2013 17:22
 

siz bilirsiniz ama bunu yapamak bi anlamda ayrılığa alıştırmaktır her zaman istediğiniz sonucu vermez

savas barka 
 13.01.2013 14:54
Cevap :
Dediğiniz gibi Savaş bey, bu da bir anlamda son şans vermemektir belki... ben de size hak veriyorum ve herkes son bir şansı hak eder diye düşünüyorum. Ama o susmalar da belki de karşıdan yaptığını anlayıp özür dilemek için bir bekleme süresidir demeden de geçemiyorum. Düşüncelerinizi benimle paylaşmanıza çok mutlu oldum. Teşekkür ederim. Sevgiyle kalın. belgin  14.01.2013 7:08
 

susmak çözüm değildir neden kırıldığını söylersen hatasını anlar

savas barka 
 13.01.2013 8:50
Cevap :
Ben sizin gibi düşünmüyorum Savaş bey, susmak en güzel cevaptır o ANda, hatasını anlamak isteyen bu susuşlardan anlayacaktır zaten, tabii anlamak isterse... Yorumunuz için teşekkürler. Sevgiyle kalın. belgin  13.01.2013 11:07
 

Sevgili Eryavuz, gerçekten susa bilmek bir erdemdir, çok doğru bir söz.Atalarımız :"sükut altındır" demişler, ne doğru bir söz.Güzeldi, sevgiler.Nahide Çelebi

NAHİDE ÇELEBİ 
 12.01.2013 23:11
Cevap :
Kesinlikle, çok zor olsa da yeri gelip susabilmek bence de en büyük erdemlerden bir tanesi. Keşke uyanlarımızın sayısı çok olsa da o kalp kırmalar o gönül yaraları azalsa.Teşekkür ederim. Sevgiyle selamlar olsun ... belgin  13.01.2013 10:38
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 437
Toplam yorum
: 256
Toplam mesaj
: 16
Ort. okunma sayısı
: 514
Kayıt tarihi
: 09.04.11
 
 

Makine mühendisiyim, bir kız annesiyim. Okumayı, yazı yazmayı, yazarak paylaşımlarda bulunmayı, insa..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster