Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

07 Temmuz '19

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
53
 

Susuyorsam Bir Bildiğimden...

      Her şeyini geçmişe gömmeyi görev edinmiş, içindeki buhrandan çıkamayan bir adamdır Necip.Yalnız kalmayı marifet bilmiş  fakat kimsesiz kaldığından bihaber bir herif. Böyle adamları görmeyi bileceğiz sevgili okur. İçerdeki fırtınayı öğreneceğiz, öğreneceğiz ki geçmişine bizi de hapsetmesin.

 

       Yeni taşındığı evin terası tütün izmaritleriyle doluydu. Lambanın solmuş sarı ışığı bir ölü evi vehmi veriyordu ortama. Ruhuna işkence ettiği köşesi eski bir sinagog ile plazanın arasından doğan güneş ile aydınlanmak üzereydi.Günlerden ağustos sonu eylül başı. Yastığına yapışmış yaşlardan kurtulup terasa yol aldı. Karanlıkta terliklerini bulamayıp sendeledi, kapı eşiğine çarptığı ayağını kalaylamayı da ihmal etmedi suratsız adam. Günün aydınlanmasına az kalmıştı. Aydınlanıyor da kime ayıyor bu güneş diye iç geçirdi. Gündüz güneş aydınlatmıyor içimi, geceleyin ise ay diye bi laf etti bizimki...Yine saçmalamaya başladı...

 

    Sandalyesine kurulur kurulmaz köşe başından gelen sesler tırmaladı kulağını. Evin çıkmaz sokağa bakan çöplük sayılabilecek kısmında kendi halinde Halil diye bir ihtiyar vardı. Gece yarısı olur olmaz radyosundan sesler yükselmeye başlar, karanlığı kedere boğardı. Her gece de facto bu alışkanlığını sürdürürdü. Sürekli bu saatleri seçmesinin bir sebebi olmalıydı fakat kimsenin bunu sorgulamadığı aşikardı. Bu durum aslında hoşuna gitmiyor değildi bizimkinin. Çalan şarkıyı duyunca haline acır tavırla bir gülümseme belirdi  Necip'in yüzünde.Kesmeye erindiği sakallarını sıvazlayıp'' Yine ruhumuzu s*kt*n Halil ağabey!’’ çal bakalım! diyerek kafasını önüne eğmekten kendini alamadı...

 

       On saatlik yolculuğun ardından aradığı eve ulaştı. Yorgun hissetmiyor, bir an önce onu görebilmeyi hayal ediyordu. Eski evini bilmesine rağmen hala aynı yerde oturduğundan bile şüpheliydi ama denemeye değerdi.Gururundan bir kez bile arayamamıştı. Sarıya boyalı evin balkon kapısı açıktı, evde kimin olduğunu bilmese bile umut doldu bir anda içi. Evin çaprazındaki 31-F/6 nolu dükkanın köşesine karaoğlanı park edip beklemeye başladı. Konuşacağı yoktu, orada olduğunu belli edemeyecek kadar pişmanlık duyacağı bir gurura sahipti. Saatleri saymadı ama hayli vakit geçse de evde hiçbir hareket olmadı.Sigarasını yakar yakmaz eli teybe uzandı. Gelmeyecek oğlum saçma şeyler yapıyorsun diye söylenip yavaşça uzaklaştı. Onunla karşılaşabileceği her yeri gün gün dolaştı.Nefret ettiği insanları gördü, gitmekten hoşlanmadığı mekanlara hevesliymiş gibi gitti.Arkadaşlarıyla sohbet ederken bile gözlerini etraftan alamadı. Sadece göz göze gelmek içindi her şey, belki buralardadır hissi...

 

        Arayamaz, karşısına çıkamazdı Necip. Tatil dediği şeyi onu görme çabasıyla geçirdi. Evine dönmekten başka çaresi yoktu artık, bundan sonraki ihtimal terasında düşüne düşüne kendini bitirmekti. Sokağa girer girmez yolunu değiştirdi. Onu hiç görmemiş, namını duymuştu. Sese doğru giderse bulması zor olmayacaktı. Gece yarısı korkunç sokakta arkasına baka baka ilerledi. Bugün biraz fazla sessizdi buralar derken köşede bir hareket gördü. Konteynırın arkasındaki ateşi fark etti. Işığa doğru yönelip kafasını o yöne çevirir çevirmez bir ses yükseldi;

  - Kim var orada, Sende kimsin be adam!

 Halil sen misin diye sordu bizim çaresiz Necip.

  - Benim, benim de hayırdır neden arıyorsun beni?

  - Rahatsız etmeye gelmedim sana ihtiyacım var Halil ağabey sesi biraz daha açar mısın bu gece?

 

       Pasaklı ihtiyar bunun çaresizliğini, yüzündeki acıyı gördü ve yavaşça başını sallayarak cevap vermekle yetindi. Arkasını dönüp elleri cebinde başı yerde girdi evinin sokağına.

 

        Anahtarı çevirip tekmeyi vurdu kapıya. Öfkesi kendine de olsa kendi dahil bir şeylere zarar vermek huydu onda. Terasa çıkar çıkmaz yine güldü kendine . Ne yazın sıcağı ne de sokaktan gelen çöp kokusu rahatsız etti bu deliyi.İhtiyar sesi açmış bizimkini kırmamıştı. Arkasına yaslanıp uzandı yine medet umduğu sigarasına...

 

     Öyle bir ümitsizlik çökmüş ki dünyama  yalnız kalacağım diye kırıp döküyorum. Bence bana başka bir yaşam gerekli Halil ağabey... Ya sihirli bir değnek ya bir mucize... Bu kafayı değiştirecek yeni bir ömür lazım bana sevgili dostum. Bir ömür daha...  

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 4
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 47
Kayıt tarihi
: 24.09.18
 
 

Hayal ettiğimiz insanlığı özleyen biriyim. Nezaket, rica ve saygı temennisiyle.. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster