Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Haziran '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
1112
 

Susuzluğun Çaresi: Deniz Suyu

Susuzluğun Çaresi: Deniz Suyu
 

Daha önce burada hep dile getirdik ve yazdık. Dünyanın enerji ve su anlamında mevcut doğal kaynakları bitiyor. Bunun için, “elde kalanları iyi kullanmalı ama alternatif enerji, alternatif kaynaklar peşinde koşmak gerekir “ demiştik. Yazmıştık da.. Bu konu ile ilgili de bazı araştırma sonuçları ve bazı haberler gazetelerde, televizyonlarda çıktı. Çıkmalı da !. Çıkmalı ama birilerini nasıl harekete geçireceğiz. Davul mu çalmak lazım acaba?

Bundan iki ya da üç yıl önce, İzmir’deki özellikle göçmen kuşların uğrak yeri olan ve çok sayıda kuşu barındıran Tuzla bölgesinin, yani kuş cenneti ve havalisinin kurumaya yüz tuttuğu ve bir şeyler yapılması gerektiği haberi üzerine, kimse elini taşın altına koymuyor, orası kurtarılmıyor diye yazmıştım. Sonraları, belediye ve bazı kuruluşların çabasıyla orada “kurtarma operasyonu” başlatıldığını okudum gazetede. Sevindim tabiî ki ama ilk etapta taşıma suyla yapmaya çalışacaklardı bu operasyonu! Bu garipti.

Bugünlerde, hava sıcaklıkları ile oldukça sıkıntılı günler geçiriyoruz. Ve küresel ısınmanın bir sonucu olarak, yağmur yağmaması ve buna bağlı olarak da nehirler ve göllerin kurumaya başlaması, çevresel felaketin ötesinde başka bir belayı kapımıza dayadı: Susuzluk..

Yıllarca, topraklarımızdan doğan ve gümbür gümbür akan sularımıza hoyratça kullandık, istenildiği gibi değerlendiremedik ve sular ya kirletildi, ya denize akıp gitti. Yetmeyince, arazilerin üzerinde yüzey sondajlanarak kuyular açıldı ve yeraltındaki suları da tükettik. Şimdi, özellikle İstanbul ve Ankara tehlike sinyalleri veren barajların, su seviyesinin kritik seviyenin altına düşmesinden dolayı, önümüzdeki aylarda da yağış olmaması durumunda, musluklardan tıssss sesini duymaya başlayacak. Ve maalesef ki bu durum geçici olmayacak ve sıra diğer illere ve bölgeler gelecek. İzmir sırada bekliyor. Diğer bölgeler de potansiyel kuraklıkla karşı karşıyalar.

Küresel ısınmaya ve getirdiklerine çare aranıyordur umarım ama ne kadar çare aransa da yapısal değişiklik yapılması bundan sonra çok zor. Mesela, buz dağlarını yeniden oluşturabilecekler mi? Ya yağmur ormanları, ya kuruyan nehirler, göller. Burada yaşamları sonra eren hayat formları. Yazık bunlar artık bitti. Asıl bundan sonrası için bir şeyler yapılmalı. Ülkemizde bu zorluğu aşılmak için neler yapılıyor bilmiyorum ama İstanbul Büyükşehir Belediyesi, kenti susuzluktan kurtarmanın formülünü bulmuş. Kentin muhtelif yerlerinde sondaj yapılacakmış ve açılacak kuyulardaki su barajlara pompalanacakmış. Belki de tankerlerle taşırlar? Sonra kaç milyonm3 su çıkar, orası meçhul.

Önceki yazılarımda “doğal kaynak alternatifleri çoğaltılmalı” diye bahsetmiştim. İzmir’deki kuş cenneti’nden yola çıkılarak, “deniz suyu arıtılarak, arıtılmış su bu havzaya pompalanabilir “ demiştim. Çok zor bir yöntem de değil bu. Önünüzde sonsuz ve bedava bir kaynak var. Neden kullanılmasın ki ? Sonra, deniz suyunun arıtılıp, içme ya da sulama suyu elde edilmesi olayı yeni bir olay değil. Bunun örnekleri birçok ülkede mevcut. Mesela yanlış hatırlamıyorsam, dünya da kişi başına düşen su tüketiminde ABD ve Kanada’dan sonra 3. sırada olan Birleşik Arap (BAE) emirlikleri böyle bir denemeyi başarı ile gerçekleştirdi ve suya kavuştu. Bugün %60-70’i çöl olan bu ülkede 100 milyon civarında ağaç dikilmiş ve bu tip bir sulamayla çöl bir vadi halini almış. Bugün ayrıca BAE’de ve Suudi Arabistan’da yapılan arıtma projeleri ile ile günde minimum 20 milyon galon (yaklaşık 90.000 m³) su arıtılabilmektedir.

Deniz suyundan sulama suyu elde etmek çok kolay ve bu işte kullanılacak sistemin maliyeti daha ucuz. Eğer içme suyu elde etmek istiyorsanız bu daha gelişmiş sistemler kullanmanızla mümkün ve daha pahalı elbette. Bu sistem, ilk önce çekilen suyun içindeki katı atıkları temizliyor, filtre ediyor. Daha sonra yaklaşık 30–100 bar aralığında, ters ozmos denilen bir sistem ile sudaki tuz miktarı ayrıştırılıyor ve tuzu alınan suyun klor ve ph’ı (sertlik derecesi) ayarlanıyor ve mineral tankından geçirildikten sonra içme suyuna yakın bir su elde ediliyor. Yaklaşık olarak da 100 litrelik deniz suyundan da 70 litreye yakın temiz su elde ediliyor. Bu bir ton’da en az 500 litre temiz su demektir.

Deniz suyundan içme suyu elde edilmesi alternatifi önemli bir alternatif ama bu sistem şuanda Türkiye’de yok. Bunu bilen bazı şirketlerde Türkiye’de bazı makamların kapısını aşındırmaya başladılar bile. İlk gelenler 2 milyon Avro’ya size bu sistemi kurarız demeye başladılar. Arıtma sistemlerinin fiyatları yaklaşık 2–3 bin Avro’dan 1 milyon Avro’ya kadar çıkabiliyor. Bu sistem 50–60 tona kadar deniz suyu arıtabiliyor. Bu sistemin küçük olanlarını özellikle otel ve tatil köyleri için üretmişler. Ama bir barajlara, göllere ya da nehirlere su pompalayacak bir sistemin maliyeti 500 bin Avro’dan aşağı olmayacaktır sanırım.

Şimdi böyle bir yatırımla, barajlara, nehirlere hatta tarıma ve kuş cenneti gibi yerlere gerekli suyu verebilir misiniz, veremez misiniz? İsteseniz de istemeseniz de yakın zamanda bu sistem kullanılabilir olacak? Demedi demeyin !..

../..

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 671
Toplam yorum
: 745
Toplam mesaj
: 86
Ort. okunma sayısı
: 2508
Kayıt tarihi
: 26.06.06
 
 

Anadan doğma bir İzmirliyim ve bu şehirli olmaktan gurur duyuyorum.. Hem bu şehirde doğmuş, hem b..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster