Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

26 Şubat '19

 
Kategori
Türkiye Ekonomisi
Okunma Sayısı
37
 

Süt Tozu…

(Marshall yardımı ???…)

Yaşı 55’şi geçmişler için Marshall yardımı “süttozunu” anımsatıyordur, eminim. Ben ilkokula 1970 yılında başladım. Okula başladığım yılda marşall yardımı ile tanıştım. Teneke sobalı, elektriksiz sınıflarda okuduk bizler. Hanay evlerimizin altları haydan damıydı. En az bir evde üç-beş inek olurdu. Camızı, danası cabası.

Sanki köyde süt yokmuş gibi okulda her gün Amerika'dan gelen ABD malı süt tozu içtik, hem de zorla içirildik. Biz birinci ve ikinci sınıflarda adına süt tozu denilen, su katılarak çoğaltılan ve yanında birde saydam bir hap şeklinde balık yağı katkısı olan bu süt kokulu mereti iki sene içirdiler. Bizden önceki nesil ilkokul bitene kadar bu mereti içmek zorunda kaldı. Oysa o sınıflarda bize Türkiye’nin kendi kendine yeten tarım ve hayvancılık ülkesi olduğu da öğretilirdi…

Amerikan yardımı un, şeker, süt tozu, bembeyaz margarin yağ ve yuvarlak teneke kutularda turuncu renkli vita yağları vardı. Bu kutuların üzerinde tokalaşan iki el resmi vardır. Sahte, kanserojen, hasta eden, aflatoksin içeren, üretim artığı, doğal olmayan bu ürünleri anneler pasta börek yapsın, güya çocuklarını beslesinler diye, bizleri yedirdiler... Hakikaten de milletçe 25 seneye yakın Marshall yardımını yedik…

Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Bu yardım –yada ABD formülü, ABD dışişleri bakanı George Marshall’ın 5 Haziran 1947 günü Harward Üniversitesi’nde yaptığı konuşma ile ortaya atılmış. Marshall Planı olarak adlandırılan konuşma 16 Nisan 1948’de Avrupa İktisadi İşbirliği Teşkilatı’nın (OECD) kurulmasını sağlayacaktır. Marshall Planı, 2. Dünya Savaşı’nda yıkıma uğramış Avrupa ülkelerine ekonomik yardım yapılmasını öngören bir plandır.

ABD savaşta yıkılan, toprakları bombalarla delik deşik edilen, ekin ekilemediği için aç kalmış Avrupa uluslarını besleme planıdır güya.

-Peki, Türkiye savaşa girmiş miydi?

-Hayır.

-Peki, Anadolu toprağı, çalışanı aç mı bırakıyordu?

-Hayır.

-Öyleyse neyin nesiydi bu ABD yardımları?

3 Nisan 1948’de Dış Yardım Kanunu’nu çıkaran Amerika Türkiye’ninde aralarında bulunduğu İngiltere, Fransa, Belçika, İtalya, Portekiz, İrlanda, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lüksemburg, İsviçre, İzlanda, marshall-planını imzalar…

Amerika Birleşik Devletleri, Türkiye’yi Marshall Planı’na dahil etme kararından sonra, söz konusu yardımdan yararlanabilmesi için ayrıca altına şerh düştüğü bazı şartları ek madde olarak ilave ettiği anlaşmayı 04 Temmuz 1948 tarihinde ABD ile Ekonomik işbirliği Anlaşmasını imzalatır.

Marshall Yardımları çerçevesinde ABD 1949 yılından 1951 yılına dek Türkiye’ye ekonomik yardımlar yapar. Bu süreç içerisinde Türkiye ve ABD ilişkileri gelişirken, Batı yanlısı politikalar izleyen Türkiye yardımlarla ABD’nin müttefiki haline gelir. ABD’den tavuk bile satın alan Türkiye hibe adı altında borç batağına çeken Marshall yardımıyla ekonomik darbe yer.

Marshall Planıyla, Türkiye’de 1923 yılından beri süre gelen Mustafa Kemal Atatürk’ün hazırlattığı zirai ve sınai kalkınma biçimini sonlandırılıyordu. II. Dünya Savaşı ile Atatürk’ün ekonomi ve tarım politikası zaten kesintiye uğramıştı.

Marshall Planı’nın Türkiye ekonomisindeki en önemli sonuçlarından biri devletçilikten liberal ekonomiye kaymadır. Devletçilik ilkesinin, Marshall Planı’na dahil olmada Türkiye’nin önünde bir engel teşkil ettiği düşünülüyordu. 1946-50 dönemi, devletçiliğin tasfiye yılları olmuştu. Bu tasfiye, devletçilik kavramının resmen ve aniden reddedilmesi şeklinde değildi. Adım adım hareket edilmişti. Devletçiliği niteleyen bütün yorumlar ve iktisat politikası özellikleri, teker teker reddedilerek tasfiye gerçekleşmişti.

Türkiye’de bu planın onaylanmasıyla, DP ve CHP milletvekilleri, bakanları hep bir ağızdan bu yardımı kutsamıştır. Dönemin Dışişleri Bakanı Hasan Saka ve CHP milletvekili Kasım Gülek’de bu antlaşmanın, ortak bir dille bağımsızlığımıza asla sekte vurmayacağını bilakis bu antlaşmanın sadece Türkiye ve ABD arasında değil bütün dünyada barış ve demokrasiyi güçlendirici bir belge olduğu iddia etmişlerdir.

Böylece Marshall Planı ile ülke halkının tüketim alışkanlıkları değiştirilmeye başlanarak, ABD ekonomisine gelecek yaratıldı. ABD ise, yapılanları yardım amaçlı gösterip, birçok ülke halkına sevimli göründü.

Türkiye'nin yardım planı geri çevriliyor…

Türkiye, hazırlamış olduğu ekonomik kalkınma programını gerçekleştirebilmek için ABD’den kendisine 615 Milyon $ yardım yapılmasını ister. Ancak Amerikalı uzmanlar, Marshall Planı’nın ülkelerin kalkınma programlarının finansmanı için değil savaştan yıkılmış olarak çıkan Avrupa’nın kalkınması için hazırlandığı gerekçesiyle Türkiye’nin yardım talebini geri çevirirler. Kafalar biraz tin eder ama tam değil.

Amerikalı uzmanlara göre, Türkiye’nin altın ve döviz stoklarıyla dış ticaret dengesi diğer 15 Avrupa ülkesine göre daha iyi durumdadır, öyle derler. İkinci Dünya Savaşı’nın sebep olduğu ekonomik krizler Avrupa’yı etkilerken dolaylı olarak ABD’yi de etkiler. Bu kriz ortamında ABD mallarını kime satacaktır???

Ayrıca ABD’nin bir amacı da fakirlik ortamında gelişmesinden korktukları komünizme engel olmaktır.

Türkiye’ye Marshall Planın asıl amacını anlar ama iş işten geçmiştir.

İnönü’nün Nedameti;

Yıllar sonra bu anlaşmayı imzalayan İsmet İnönü pişmanlığını ifade edecektir ama iş işten geçmiştir.

Rahmetli Adnan Menderes, döneminde de, Türkiye ve ABD ilişkileri gelişir. Batı yanlısı politikalar izleyen Türkiye yardımlarla ABD’nin müttefiki haline gelir. Menderes’in ”Küçük Amerika” olacağız, demesiyle Türkiye’yi, hibe adı altında verdikleri dolaylı yardımlarla borç batağına çekerler. Marshall Yardımlı’yla ekonomimiz darbe üstüne darbe yer.

Yardım yaparken, neyi, nasıl, ne kadar üreteceğimizi de dayatılmıştır. Tahribatı ağırdır. Türkiye de fabrikaların açılması önlenir. Hatta elde bulunan fabrikalar kapatılır. Sanayileşmekten vazgeçilir, demiryollarına yatırımı durdurulur. 1952 yılında Türk sanayisi için bir dönüm noktası olan THK Uçak ve Motor Fabrikaları kapatılır.  

ABD’den tavuk bile satın alan bir hayvancılık ülkesi olan Türkiye ABD’den dana sığır satın alır. Tavukların yumurtalarının içinde sarısı yoktur. Beyazımsı su vardır. Danalar 3-4 yaşına gelince ölür. "Sonora" adını verdiği hayvan ve bitki genetiğini değiştirme sonucu, üretimi arttırma deneme planları Türkiye’de uygulanır.

1966 yıllarında ABD’den ekonomik kalkınma yardım alımları hızlandırılır. ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını Türkiye’yi yapmayı keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biride Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.

Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.

Türk insanı tereyağı ve zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Halbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.

Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi “Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…” diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.

Katı yağ/margarine mahkum edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hale getirilir.

1974 yılında, Kıbrıs’a askeri müdahalede bulunmak için Amerikan yardımıyla gelen silahları kullanmak istediğimizde izin verilmez. Daha ABD, gerektiğinde bu yardımla gönderdiği silah ve malzemeyi geri alma hakkına da sahiptir…

Marshall yardımları denince belki hafızalarda yer eden başlıca maddeler arasında süt tozu ve peynir gelir ama işin aslı görünen ve görmezden geldiğimiz Türkiye ekonomisinin baltalanması vardır. Bugünkü bağımlı Türkiye'nin temelleri o yıllarda atılmış, ne yazık ki üretimi sıfırlanmış bir Türkiye yaratılmıştı.

Kuru incir, kuru üzüm, kuru soğan yiyelim ama böyle sütü bozukların oyunlarını yemeyelim….

Küçük Amerika değil de, Büyük Türkiye olalım…

Recep ASLAN

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Toplam blog
: 28
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 171
Kayıt tarihi
: 18.01.18
 
 

Denizli Valiliği Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünden emekli. Denizli'de Merkezde Yaşıyor. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster