Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '17

 
Kategori
Deneme
Okunma Sayısı
146
 

Şuursuz hareketlerdeki artış

Şuursuz hareketlerdeki  artış
 

Resim net.ten alıntıdır. Akıl firarda, mantık hapiste, şuuru tedavide ve düşünme yetisi de kaybolmuş adamın yaptığı ne olabilir?


Son zamanlarda toplum olaylarını duyup da şaşırmamak mümkün değil.

Dengesi kaymış bir çoğunun, ne istediklerini kendileri de bilmez olmuşlar.

Akıl firar etmiş, mantık hapiste, şuur tedavide olunca beden, âmâ yayın balığı gibi sağa sola çarpıyor.

Adana'da son bir kaç gün içinde vuku bulan olayda;

Kimsesiz ve evsiz 22 yaşındaki kadını bir aile altı ay evvel evlerine almış. Güzel bir hareket takdir etmek lazım. Bu ailenin beş yıldır mutlu bir evliliği olan oğlu, eşi ve iki çocuğuyla ara sıra anne-babasını ziyaret etmekte.

Minik bebek 2 aylık, ablası ise 3,5 yaşında sevimli bir kız. (internetteki görüntüsüyle)

Olay günü ziyarette, altı aydır aileye sığınan bayan 3,5 yaşındaki ablayı 12. kattaki daire balkonundan aşağıya atıyor ve hiç bir şey olmamışçasına guruba dönüyor.

Yokluğu fark edilen küçük kız aşağıda bulunduğunda maalesef yaşamını yitirmiştir. (12. kat yüksekliği)

Çelişkili ifadelerinden suçlu tespit ediliyor cinayet suçu ile yargılansa da bizler ne söyleyebiliriz?

Masum kız çocuğuna üzülmemizin bir anlamı da yok artık...

İki ailenin tarifsiz acıları...

Çok yeni 17 Mart 2017 tarihli http://blog.milliyet.com.tr/huzur-bozan-insan-tipleri/Blog/?BlogNo=556794 yazımda ele almıştım kaybedecek hiç bir şeyi olmayan insanların tehlikeli insanlar olduğunu ve bu insanlara uzak olmak gerektiğini...

Aile iyilik sever, evlerine almışlar kadını...Peki kadının yaptığına ne demeli? Sebebi biz bulabilir miyiz?

Müthiş bir kıskançlık, mutlu ve varlıklı kişileri görmekte, kendinde bir şey yok, onların da  acı çekmesini isteyen vahşi duygular içinde bulur kendini acımasızca uygular.

Burada şuur nerede?

Bu olay medyaya yansıyanı... Kim bilir daha ne olaylar var bizim duymadığımız!

Ekim 2015 tarihinde Ataşehir'de ünlü bir lokantanın oyun alanında oynayan  3-4 yaşlarındaki erkek çocuğun yüzüne yakın mesafeden sülfirik asit fışkırtarak bir gözünün tamamen, diğer gözünün kısmen görme yetisinin kaybolmasına ve yüzünde yer yer yanıklar oluşmasına sebep olan enişteye ne demeli?

Savcılıkta küçük çocuğun çok sevildiğini, ona çok ilgi gösterildiğini bu yüzden kıskançlık sebebiyle bu olayı yaptığını itiraf etmiş. Küçük bir çocuk, olayı takip eden beş aylık sürede, 100 ü aşkın genel anestesi ve tıbbi müdahale, çekilen acılar, kararan gelecekler...

Diğer mühendislerin yüz karası, mühendismiş adam...Nasıl bir kıskanma küçücük bir çocuğu, onun mutluluğunu... Akıl-mantık kabullenemiyor bu davranışı...

Böyle bir suç ile kendi geleceğini de karartmakta olduğunu nasıl düşünemez bu koca adam!

Burada da şuur nerede?

Güzel ülkemde şuursuz hareketler artmakta. 

Bazen görüyorum sokakta kendi kendine konuşanları, kendi kendine gülenleri...

Bazı arkadaşlarımızın yazılarında okumuştum "Türkiye açık tımarhane oldu" diye...

Peki neden?

Cumhurbaşkanımız da fark etmiş bir kaç ay öncesinde "biz ne ara böyle olduk" diyordu televizyonlarda.

Toplumların refahı, mutluluğu, beden ve ruh sağlığının yönetimle ilişkisi olabilir mi? Devletteki birimlerin konuyu ele aldıklarını veya alacaklarını düşünmek istiyorum.

Bir kaç gün sonra anayasamızın 18 maddesinin değiştirilmesi için referandum yapılacak. Bu, partilerin canhıraş çalışmalar, kampanyalar, reklamlar ve mitingler yapmalarını gerektirecek bir olay değil çünkü parti konusu değil. Bizler bu referandumda anayasa maddelerinin değiştirilip değiştirilmemesini oylayacağız yani özet bir ifade ile yetkilerdeki değişikliği içeren rejim değişikliğine evet mi diyeceğiz hayır mı? Bunu oylayacağız.

Halkımız maalesef kendini geliştirmiyor bu pazar falan partiyi destekliyoruz, ona göre mührü basacağız demekteler...

Burada da akıl firar etmiş, mantık hapiste, şuur tedavide...

Allah sonumuzu hayır eylesin, duamız böyle...

Selam ve saygılarımla,

Yurdagül Alkan.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Eskiden telefon yok,televizyon yok, radyo köyde bir-iki kişide.....Akşam haberlerine acans denirdi o zamanlar. Acansı, çevrede tek radyosu olan komşuya gider de orada dinlerdik. Ya şimdiii... Televizyonlarda bir tek olumlu, sevindirici, içimizi rahatlatıcı bir haber var mı... Sevgiler selamlar...

Recai Şahin 
 15.04.2017 10:15
Cevap :
Eski günlerde de olumsuzluklar vardı muhakkak sayın hocam ama iletişim araçları olmadığından duyulmuyordu. O zaman insanlarının daha mutlu olduklarını düşünüyorum kendi dar çerçevelerinde...Şimdi öyle değil, olayları bildikçe, duydukça ve kültürel anlamda bilgilendikçe daha mutsuz oluyor hayatlar, yanılıyor muyum sayın hocam? Hürmetlerimle...  15.04.2017 18:21
 

Millet zil takıp oynamanın eşiğinde Yurdagül hanımcım:( Enflasyon artmış, pahalılık almış başını gitmiş, TL her gün değer yitiriyor, adalarımıza Yunanistan el koymuş, bütün komşularımızla ve Avrupa’yla ilişkilerimiz kötü, ekonomi uzun zamandır alarm veriyor, milyonlarca esnaf kepenk kapatmış, turizm diye bir şey kalmamış ve biz tüm bu olumsuzluklar ışığında pazar günü seçimimizi yapacağız; kişileri-partileri değil, rejimi oylayacağız. Sevgilerimle.

Elçin Oltulu Şahin 
 14.04.2017 8:38
Cevap :
Olumsuzlukları öyle güzel özetlemişsiniz ki Elçin hanımcığım, üstüne bir söz fazladan gelecek. Neresinden tutsak lime lime dökülüyor her durum. Arıyorum ne zamandır iyi-güzel bir şeyler ama yok, yok. Bizde iyimserlik o da yok...Yalnızca selam ve sevgiler var yorumcumuz Elçin hanıma...  15.04.2017 18:15
 

Ülkemizde her gün ne dramlar yaşanıyor. Bazıları yansıyor, çoğu da kol kırılır yen içinde misali duyulmuyor. Ruh sağlığı bozuk bir toplum olma yolunda hızla ilerliyoruz Yurdagül Hanımcığım... O haberi ben de izlemiştim. Çok üzücü durumlar çok...Selamlar, mutlu kalın.

Ayşegül HAYVAR 
 13.04.2017 19:09
Cevap :
Ruh sağlığı bozuk bir toplum olduğumuz kesin Ayşegül hanım, düşünemeyen, akıl yürütemeyen, iyilik ve güzellikleri fark edemeyen insanlar çoğalırken bunların arasında sakin ve huzurlu yaşamak da zorlaşıyor, selam ve sevgi ile...  15.04.2017 10:23
 

Bilinçsiz hareketler arttı.. Ama neden? Sonunda millet taksim gezilerine çıkıp: "Bizi siz delirttiniz...!" diye bağıracaklar.. Hata kimde, suç kimde.? Teşekkürler. Saygılar.

Erdal Ceyhan 
 13.04.2017 16:38
Cevap :
Bilinçsiz hareketlerin artmasını onaylamıyoruz sayın hocam ama şartlar da müsait şuur kaybına. Sakin, huzurlu ve mutlu bir yaşamı sağlayacak bir unsur kalmamış, herkesin farklı konularda dertleri çok, psikiyatrlara çok iş düşer bu şartlarda, selam ve saygı ile...  15.04.2017 10:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 267
Toplam yorum
: 5227
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1648
Kayıt tarihi
: 09.04.09
 
 

Özel bir finans kuruluşundan emekliyim. Hayatın her aşamasını acısıyla tatlısıyla yaşamış biri ol..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster