Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Mart '09

 
Kategori
Doğal Hayat / Çevre
Okunma Sayısı
193
 

Şuurumuz yerinde mi?

Şuurumuz yerinde mi?
 

Girne dağlarında KKTC ve TC bayrakları


Düşünüyor muyuz acaba?


Yani durup düşünüyor muyuz?


Kimiz, neyiz? diye.


Olup bitenleri sorguluyor muyuz?


Kendimize güveniyor muyuz? Ne kadar birliğiz? Ne kadar güçlüyüz?


Ne kadar biliyoruz? Ne kadar dirayetliyiz? Hepsinden önemlisi biz ne istiyoruz?


Hala mücadeleci miyiz? Yoksa dirençsizleşiyor muyuz?


Yıldık mı yoksa?


İçimize sızan “şuursuzlaştırılma seferberliğinin” farkında mıyız?


Damarlarımızdaki asil kana enjekte edilen “belleksizleştirme serumlarına” niye izin veriyoruz?


Bunu özellikle yeni nesile, gençlerimize ve çocuklarımıza yapıyorlar. Farkında mıyız?


Bir zamanlar “her şey vatan için idi, şimdi her şey para için mi” oldu?


Benliğimizin, bize biçilen bir değere doğru sürüklenmesine neden izin veriyoruz?


Oysa “benlik”, insanın kendisini nasıl gördüğü, kendisine hangi değeri biçtiği, hangi konumda kabul ettiği ile ilgili özel bir tesbittir.


Milli benlik ve milli şuur, kollektif bir duygudur.


Özellikle de eğitim sistemimizin bize öncelikli olarak vermesi gereken, bu “bilinçtir”.


Hele de tarihi şuur da yoksa, geleceğimiz daha da tehlike altındadır. Çünkü her gün bir başka renge bürünmemiz için içimizde oynanan oyunların da farkında değiliz demektir.


Kendimizi her gün bir başka kimliğe bürünmüş toplum bireyleri olarak görürüz.


Nedense geçmişi daha az anımsıyoruz.


Adeta kimliksizleştirilmiş gibiyiz..


Topluma aşılanan “tüketim kültürü” gibi “kullan-at” ilkesini geleneksel kültürel değerlerimize yönelik, düşünceye, geçmişimize yani tarihimize yönelik olayları unutmaya, kısaca her şeyi kullanıp atma yani yaşayıp unutma gibi adeta bir virüs yerleştirilmiş kanımıza.


Ya şimdi uyanırız arkadaşlar, ya da bu uykudan uyanmamız mümkün olmayacaktır !!!


İnsan olan insan gerçekleri inkar edebilir mi? Ya da yaşananları yok sayabilir mi?


KKTC bugün varsa, Anavatan sayesindedir.


Hayatta oluşumuzu, huzur içinde nefes alışımızı, güvenliğimizi, özgürlüğümüzü, Anavatana boçluyuz.


Bu satırları yazabilme ve okuyabilme şansımız da Anavatan sayesindedir.


Bugünleri görebilme şansımızı da Anavatana borçluyuz.


KKTC bugün, günden güne gelişiyor ve devlet olmanın gereğini yerine getirebiliyorsa, Anavatan sayesindedir.


Kıbrıs Türk Halkı olarak vermiş olduğumuz mücadelede her zaman yanımızda yer alan ve bizi asla yalnız bırakmayan da Anavatanımızdır.


Her türlü alt yapımıza ve ekonomimize, yaşamsal katkı veren de Anavatanımızdır.


Atatürk ilkeleriyle zenginleştirdiğimiz belleğimizde, “Ulusal değerlerimizi, kimliğimizi, kültürümüzü ve benliğimizi besleyen atar damarımızdır Anavatan.


Maalesef; Bu bilince ve bu belleğe sahip olmayan birtakım çevreler, yeni nesilleri de bilinçsizleştirme, hedefsiz ve amaçsız nesiller yaratma gayreti içerisindedirler.


Bu şuursuzluk maalesef farkındalığımızı da yok etmiştir.


Oysa geçmişten günümüze bizi biz yapan; ne BM, ne AB ve ne de ABD fonlarıdır. Bizi biz yapan Anavatanımızın bize olan sonsuz desteğidir. Bu nedenle;


Önce kim olduğumuzu bileceğiz ve kimliğimize sahip çıkacağız.


Kıbrıs Türk Halkı, kendi ulusunu inkar edip yeni bir kimlik oluşturma gayreti içerisinde olanlara gereken cevabı verecektir.


Dinine, diline ve ırkına sahip çıkmayan bir toplum zaten saygın bir toplum olamaz.


Bütün iyi niyetli çözüm gayretlerimize rağmen görmüş olduk ki ; Rum tarafının tek bir hedefi vardır: O da Kıbrıs Türk halkının mümkün olabildiğince bilinçsizleştirilmesi ve bilinci zayıflatılmış Kıbrıs Türklerini azınlık statüsü içerisinde kolayca eritmektir.


Ey güzel KKTC halkı, senin arkanda 70 miyon TC halkı olduktan sonra;


Senin, üzerinde özgürce ve korkusuzca yaşadığın toprağın ve kurumlarından hizmet aldığın bir Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti devletin olduktan sonra;


Sen, yatağında huzur içinde uyurken, sınırlarının bekçisi, güvenliğinin garantisi ve ülkendeki barışın mimarları olan Türk Askerleri olduktan sonra;


Dıştan gelen, her türlü düşünsel, bilimsel, sanatsal ve yazınsal akımlara kapılmadan, üzerinde yaşadığımız ada gerçeklerinin farkında olarak; ulusal niteliklere değer vererek, bilincimizi zayıflatmadan, ulusal bilinç ve toplumsal belleğin güçlendirilmesine önem göstererek var olmak, hepimiz için bir görev değil mi?


Geçmişimizi de bugünümüzü de iyi bileceğiz. Kimsenin belleklerimizde dolaşmasına aklımızı bulandırmasına izin vermeyeceğiz.


İşte bir son örnek daha, KKTC- TC arasında 500 milyon dolar bir kredi anlaşması daha imzalandı...İşte bu gerçekleri de göreceğiz ve bileceğiz..


Bize daha ne yapsın bu Anavatan...??

Emine Sütcü


Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 62
Toplam yorum
: 8
Toplam mesaj
: 29
Ort. okunma sayısı
: 667
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster