Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Temmuz '10

 
Kategori
Ben Bildiriyorum
Okunma Sayısı
931
 

Tabii ki kadın - erkek eşit değil; Daha doğrusu: Farklı

Tabii ki kadın - erkek eşit değil; Daha doğrusu: Farklı
 

Sinir olduğum manasız, içi boş laflardan biri (diğerlerini başka zaman yazarım). Eşit değil. Tabii değil. Daha doğrusu FARKLI. Ama hangi alanda? Anatomik olarak evet farklıyız detaya gerek yok. Beynimizin yapısı ve ürettiği kimyasallar bakımından da farklı. Bu, kadının ezilmesini, örtülüp eve tıkılmasını, istihdamda az yer almasını haklı mı kılar? Bunu gerektirir mi? Böyle mantık olur mu? Bazı erkeklerin ve H Avşar gibi bazı kadınalrın ikide bir "kadın - erkek eşitliğine inanmıyorum" demesi ne kadar da anlamsız, mantıksız, zavallı bir beyanat.

Recep Bey'in bir salon dolusu kadına bu lafı etmesinin hiç üzerinde durmuyorum. Bir laf etti ya basınımız hemen birkaç gün bunun üzerinde konuşur, tartışma programları yapılır. Ne gereksiz. Kendisinin fikirlerini biliyoruz zaten. Bir sene sonra da bunları pek de fazla duymak zorunda kalmayacağız.

İlk bloglarından birinde KADIN BEYNİ adlı kitaptan söz etmiş, herkese okumasını tavsiye etmiştim. Bırakın kas gücü farklılığımızı (20 kilolok bir nesneyi kadın ya kaldıramaz ya zor kaldırır, erkekse daha kolay kaldırır ya) beyinlerimiz tamamene yakın biçimde farklı. Beyin görüntüleme teknikleri geliştiğinden beri yapılan araştırmalarla bu ispat edildi.Duygulanımlarımızda, belirli olaylara tepkilerimizde beyinlerimizin çalışması (uyarılan bölgeler, üretilen nöro taşıcıyı kimyasallar) çok farklı. Kitabı okuduğumda kadınla erkeğin anlaşabilmesi, birbirini anlayabilmesi imkansız demiştim! Bu da 1-2 seneden daha fazla süre evli ama mutlu çift sayısı azlığını açıklar.

Peki böyle olması, erkeklerin kadınlara dövmesini, sövmesini, kadının her alanda ezilmesinin, parlamentoda ve iş kollarında az yer almasını haklı kılar mı? Böyle akıl yürütme (muhakeme) olur mu? Bana göre akıl'ın a'sının olmadığı, kompleks sahibi ve öfkesine hakim olamayan erkeklerin kas gücü avantajından yararlanıp garip bir nefretle kadınlara yaklaşımı... Bizim toplumda çok.. Sebebini anlayamıyorum.

Dünyada ve ülkemizde kadın - erkek oranı yüzde 50 - yüzde 50. Buna göre parlamentoda vekillerin yarısı, şirketlerde çalışanların yarısı kadın olmalı (zaten, kadının öfke kontrolunu beyninin salgıladığı nörokimyasallarla daha iyi yapabildiği, aynı anda bir kaç işi erkekler yapamazken yaptığı bilimsel ve giderek herkesce malum olan gerçek bilgiler ki bu da kadınların şirket yönetmede olsun ülke yönetmede olsun erkeklerden daha farklı ve bence daha iyi olacağının su götürmez kanıtları, en azından daha az savaş çıkacaktır ya da çıkmayacaktır....)

Her alanda yüzde 50 kadın olmadıkça; bu başarılmadıkça, DEMOKRASİ olmaz. Ülkenin yarısının evden başka hiç bir yerde olmadığı, yok varsayıldığı, örtülüp (kızlara bunun İNANÇ olduğu dayatılıp, inandırılıp, kabul ettirilip aslında eve tıkıldığı - en az 3 çocukla (neden 3?) bir ülkede demokrasi olur mu? Demokrasi bir kaç senede bir eş dost, arkadaş, takip edilen tv kanalından alınan fikirlerle, nasıl sayıldığı da hiç belli olmayan kağıtları sandıklara atmak değildir. Herkesin her alanda temsili ve düşünce ve ifade özgürlüğüdür ki bunlar bizde var diyen varsa şaşarım....

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bu ülkede başkalarının giyimine karışan, "sağını solunu göremez, öyle bağlamasınlar" diyen insanlar varken demokrasiden, düşünce özgürlüğünden bahsedebilmenin mümkün olmadığını ben de biliyorum.

mertyildirim 
 12.11.2010 17:20
Cevap :
Ne dediğimi hiç anlamamışsınız. neyse...  14.11.2010 15:57
 

Bloğunuza yazdığımız yorumlara cevap yazmadınız, doğrusu merak ettim.Net ortamınız mı yok, çok mu meşgulsünüz, yoksa yanıt gereği mi duymuyorsunuz.Böyle ise yorumumu silin lutfen.

Gülpembe 
 01.08.2010 20:46
Cevap :
Merhaba, kinayeli yazmanıza gerek yoktu. Gelen yorumlara cevap yazma diye bir zorunluluk yok. Ancak gelen hemen her yoruma cevap veriyor ve versem de vermesem de fikrine katılsam da katılmasam da muhakkak yayımlıyorum, benim yaklaşımım bu. Neden kızdınız anlamadım.... Şimdi yazayım: Ademin kaburgası yaratılma kısmı hariç (benim böyle bir inancım yok) diğer yazdıklarınıza tamamen katılıyorum.  02.08.2010 12:18
 

Dini inanca göre kadın Adem'in kaburgasından yaratılmamış mı? O zaman, tek bedenden türeyen iki canlı nasıl olur da eşit olmaz? Cinsiyet açısından eşit olmaz, fiziksel açıdan eşit olmaz. Zaten biz kadınların da, ille erkek gibi güçlü olalım gibi bir derdimiz yok:)) Bunların dışında, eğitim fırsatı verilen her kadın hayatın her alanında erkekten daha başarılıdır. Eşitsizliğe aileler başlar, 5 yaşında erkek çocuğu oturturlar arabanın direksiyonuna, aynı yaşta kız çocuğuna da aptal aptal bebek elbisesi dikme görevi verilir.Bu sorun, dünyanın her yerinde hemen hemen aynıdır ve asla çözülemez. Akıcı ve hoş bir anlatımdı yazınız, kaleminize sağlık.Selam ve sevgilerle..

Gülpembe 
 28.07.2010 14:59
 

Başbakan belki de denkliği sağlayabilmek için Anayasa'da kadına olumlu ayrımcılık yapma hukukunu meşrulaştıran bir değişikliği Anayasa Değişiklik paketine eklemiştir. Kadın erkekten hem farklı kalmalı hem de eşit olmalı. Bu yüzden "kadın erkek tabi ki eşit değildir " bir genelleme algılaması yaptığı için yanlıştır. Tıpkı kadın ve erkeği fiziksel karşılatırmada eşitleyen zihniyet gibi, "tabi ki değildir" bakışı da yanlıştır. Kadın erkek tüm zihinsel ve sosyal yaşam hukuku önünde eşittir. Tarih içinde kadın erkek hizmetinde ezilmiş olduğu için ona bir manevi tazminat misali olumlu ayrımcılık yapılması bu eşitlik görüşüme aykırı değildir. sevgiler selamlar

Muharrem Soyek 
 22.07.2010 19:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 71
Toplam yorum
: 108
Toplam mesaj
: 25
Ort. okunma sayısı
: 1160
Kayıt tarihi
: 24.08.07
 
 

Çevremizdeki kalite(sizlik) ile ilgili yazılarım. Çevremizi kuşatan beton binalar, insanlar, iliş..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster