Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Nisan '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
701
 

Tabutta Röveşata!

Tabutta Röveşata!
 

Yoğun bir günün sonrası okuldan eve dönüş yolunda Avrupa yakasına geçiyordum. Yine köprüden her geçişimde olduğu gibi, eşsiz Boğaz manzarasını ilk kez görüyormuşçasına burnumu arabanın camına dayamış enfes görüntünün hafızama kazınmış siluetine yeni bir enstantane eklemeye çalışıyordum. Bu ruh halinde ilerlerken bir an, belki de bir andan daha kısa bir süre bir çift mavi gözle karşılaştı gözlerim. Gördüğüm manzara karşısında bir an irkildim. Çünkü bir an gözlerimizin kesiştiği bu kişi bir cezaevi arabasındaydı. Cezaevi arabasının küçücük, tel kafesle örülü yüksekçe penceresinde umutsuzca bakan bir çift mavi göz vardı.

Eve gelene kadar yolda tekrar tekrar bu gözler gözümün önüne geldi. Özgürlüğünü kaybetmiş bir insan pırıl pırıl bir bahar gününde umutsuzca, dışarıda devinen hayatı görmeye çalışıyor. Hayatın içinde ama o hayata dokunamadan yaşamak, çok acı olmalı. Sonra duruma diğer taraftan baktım. Cezaevindeki bu kişi belli ki bir veya birkaç kişinin canını yakmış olmalıydı. Cinayet mi? Tecavüz mü? Gasp, eroin kaçakçılığı, yoksa terör mü? Kendisi dahil kaç ailenin hayatını alt üst etmişti acaba?

Hayat ne tuhaf değil mi? Yaşarken bin bir koşturmaca içinde acaba hayatımızın kıymetini ne kadar biliyoruz? Hep böyle, hayat elimizden gittikten, özgürlüğümüz yok olduktan, ya da amansız bir hastalığın pençesindeyken anlıyoruz yaşamın değerini. O zaman biliyoruz ki her gün önünden geçtiğimiz erguvan ağacı mis gibi kokuyormuş, balkondaki kuş yuva yapmış, annemizin yemekleri dünyanın en pahalı lokantasından daha lezizmiş, her alınan nefesin değeri paha biçilmezmiş…

Şimdi hayal etmeye çalışın. Öldünüz. Gömülmek üzeresiniz ve mezarın içinde üstünüze toprak atılıyor, hissedin bunu! İşte o an geldiğinde, yaşarken bilerek veya bilmeyerek ıskaldığınız şeyler için pişmanlık duyacak mısınız? Yoksa hayatımı dolu dolu yaşadım, huzur içinde gidiyorum mu diyeceksiniz? Hayatta kariyer, para, statü, menfaat için kalbini kırdığınız onca insanı mı düşüneceksiniz? Hep bir bahaneyle gidemediğiniz, göremediğiniz yerleri, dostlarınızı mı düşüneceksiniz?

Maalesef hayatımız tek, iadesi yok, muadili yok. Kendi hapishanemizi yaratmadan doyasıya yaşamanın keyfini alın hayattan, çünkü bu film sadece tek seans! Tabutta röveşata şansımız yok!

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Keşke demeyecek gibii yaşıyoruz... O zaman, koşmak istiyorsak koşuyor, çiçek koklamak istiyorsak, kokluyoruz ve seviyorsak bunu söylüyoruz... Sevgiyle...

Barış 
 27.04.2007 18:15
Cevap :
Selamlar Barışcığım,dolu dolu yaşayalım bu hayatı,daha ne isteriz ki...  28.04.2007 1:11
 

Gerçektende yok. Sevgiler.

Ayrıntıda gezinmek 
 25.04.2007 20:34
Cevap :
Umarım hayatın her anında bunu hatırlayabiliriz.Sevgiler...  26.04.2007 17:55
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 44
Toplam yorum
: 90
Toplam mesaj
: 59
Ort. okunma sayısı
: 1482
Kayıt tarihi
: 22.08.06
 
 

Hayat akıp giden upuzun bir ırmak, bu ırmakta bazen bir akıntıya koyveriyoruz kendimizi, nereye çarp..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster