Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Haziran '12

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
538
 

Taciz, tecavüz, Türkiye…

Taciz, tecavüz, Türkiye…
 

Hangi gün, hangi gazeteyi açarsanız açın birçok taciz, tecavüz ve istismar haberleri görüyoruz. Okurken içimizin parçalandığını hissediyoruz. İlginç bir tespitte olayı hangi yazar daha dramatik vermişse o daha çok okunuyor. Sanki yapılan tecavüz değil de anlatılış biçimi daha çok ilgi çekiyor.

Bir araştırmaya göre, toplumların dişil doğurganlık yetenekleri yerine eril yıkıcı becerilerine dayanması sonucunda, erkek egemenliğinin ve kadınları zorla denetim altında tutma eğiliminin arttığını ileri sürülüyor. Cinsel şiddeti, dişil yetenek ve becerilerinin küçümsenmesine bağlayan araştırmaya göre cinsel saldırı, şiddet kültürünün bir unsuru ve erkek egemenliğinin ifadesidir.

Türklerin tarihine baktığımızda erkek ve kadının daima aynı çizgide etkin ve değerli olduğunu görürüz. Hatta birçok tarihçiye göre dişil yeteneğinden dolayı kadın üst düzeyde tutulmuştur.

Yakın tarihte erkek egemenliğinin bütün toplumları sardığı görülse de bunu inatla sürdüren en belirgin toplum Arap toplumu olmuştur. Bu konuda Arapların bu günkü eğilimlerine bakarsak bin yıl evvelinden beri bir arpa boyu yol gitmediklerini görürüz.

Şu methede ede bitiremediğimiz “Arap Baharı”na bir bakalım. Mısır’da Mübarek döneminde bütün dünyadan tepki alan ‘kadın sünneti’ uygulaması bir önceki nesildeki kadınlar için her 100 kadından 90’ını sakatlamıştı. Evet, yanlış okumadınız 100 kadından 90’ının! Ve bahsedilen şeyin sadece adı sünnet! Gerçekte kadının cinsel organının  bazı bölümlerinin kesilerek onların cinsel haz alma kapasitesinin azaltılması amaçlanıyor ve çoğu kere ciddi bir sakatlık anlamına geliyor. Mübarek rejimi gitti ve  Tahrir Meydanı’nı temizlemeye kararlı  askeri yönetim en sert  saldırıları kadın göstericilere uyguladı. Fena halde dövüldüler. Yetmedi, hemen hepsi zorla bekâret muayenesi adı altında kendine doktor adı veren kişilerce bir cins gizli tecavüze  - cinsel organlarına rızaları hilafına  el ve parmak sokmak-  uğradılar. Ne askeri rejim ne de  şimdiki parlamentoda çoğunluk olan çeşitli İslami partiler ‘kadın Sünneti’ni eleştirmiyor. Mısır’daki Müslüman Kardeşler ‘in kadın kollarının başındaki kadının bizzat kendisi kadınların eylemci ve protestocu olmasından artık rahatsızlık duyduklarını ‘kadınların protesto yürüyüşlerine katılmalarına gerek olmadığını, onların adına kocaları ve erkek kardeşlerinin yürüyebileceğini’ belirtti. Nasılsa rejim değişmişti ve artık kadınların yardımına ihtiyaç kalmamıştı!

Yemen sokaklarında cinsel taciz üzerine çalıştığını belirten bir araştırmacı, devrimden sonra tacizin artığına dikkat çekerek, yapılan bir araştırmada cinsel tacize uğrayan kadınların yüzde 98 olduğunu söyledi.

"Devrim sırasında birçok kadın ve erkek sokaklarda yan yana mücadele etti. Kadınlar haklarını istedi. Bundan rahatsız olan cumhurbaşkanı uzman tacizciler görevlendirdi. Devrimi durdurmak için sokakları tacizcilerle doldurdu."

Ya Libya’ya ne demeli? Kaddafi rejimini Batı yardımıyla ortadan kaldırdıktan sonra  yeni rejimin ilk icraatı erkeklere çok kadınla evlenme hakkını getirmek oldu. Arap Baharı’nın başladığı Tunus’ta ise şu anda yeni kurucu mecliste çoğunluk olan İslami Ennahde Partisi çok eşliliği yasaklayan eski medeni kanuna uyacağı sözünü vermişti. Gerçekten de henüz Tunus’a bunu ortadan kaldırmak için bir yasal girişim söz konusu değil. Fakat sokaklarda asıl girişim devasa boyutlarda başlamış. Başta üniversite öğrencisi kadınlara ve aslında sokakta ‘hicap’ denen çarşafı giymeyen tüm kadınlara yönelik saldırılar inanılmaz ölçüde artmış.

Anadolu toprakları bir yandan eski Türk, bir yandan da Arap gelenekleriyle sarılmış durumda. Osmanlı özellikle bin beşyüzlü yıllardan sonra dini siyasette kullanma adına dilde ve kültürde giderek Araplaşmış, son dönemlere gelindiğinde “Türk” kelimesi bir küfür olarak algılanır olmuştu. Başlangıçta Osman, Orhan olan padişah isimleri bile sona doğru Abdülmecit, Abdülhamit gibi isimler halini almıştır. Bu değişimin önemli nedenlerinden birinin de ardı arkası kesilmeyen savaşlar sonucu Anadolu da giderek azalan Türk nüfusunun yerini Arap kökenlilerin alması olmuştur. Ülkemizin adı Türkiye Cumhuriyeti olmasına rağmen yöneticilerimizin göğsünü gere gere ben Türküm diyememeleri bu durumda pek de şaşırtıcı değildir. Ülkemizde ardı arkası kesilmeyen, azalacağına giderek artan tecavüz, taciz, istismar olaylarının bir de bu açıdan incelenmesi gerektiğini düşünüyoruz.

Medeni dünya günümüzde bu tür olaylar için çok sert yaptırımlar uygulamaktadır. Bizde ise kanunların nasıl uygulandığı veya uygulanmadığı ortadadır. Taciz, istismar zaten adı var kendi yok suç kapsamındadır. Tecavüzde ise nerdeyse tecavüz edilen suçlu sayılacaktır.

Bu yetişkinlerde böylede çocuklarda farklı mı? Dünyada çocuk istismarı %1 ila %10 arasında değişirken, Türkiye'de bu oran %10 ila %53 arasındadır.

Ancak yasalarımız dünya standartlarının oldukça altındadır. Türk ceza Kanununun 414. maddesine göre, 15 yaşından küçük bir çocuğa zor kullanarak, tehditle tecavüz edilmesi 10 seneden az hapis cezası verilemeyeceğini iletir; fakat bunları yapmadan tecavüz edilirse beş seneden az hapis cezası verilemeyeceğini bildirmektedir. Kanunlar bunu diyor ama gazetelerden bu tür durumlarda ne kadar ceza veil(m)ediğini okuyoruz.

Görülüyor ki kanunlarımız da Arap kültürü ile modern dünya kültürü arasında sıkışmış durumdadır. Bu hesaba göre de başımıza Arap kültürü ile kanun yapanları seçtiğimiz sürece, taciz, tecavüz, istismar gibi durumlardan yakınmamamız gerekmektedir.

İzmir 2012-06-12

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Merhaba Osman Bey. Aslında verilen istatistikler, ülkemizin ne hale geldiğini, ahlak bekçilerin toplumu ahlaksızlaştırdığını gayet açık gösteriyor. Selamlar...

Mesut KARİP 
 16.06.2012 15:39
Cevap :
Merhaba Mesut bey, yorum ve katkınız için teşekkür ederim. Saygı ve selamlar...  16.06.2012 22:57
 

Kıacası anası olan kadını algılamayan, en galiz küfürleri kadın üzerine kuran, uçkur konusu harici düşünmeyen, hayvan kadar bile olamayan içgüdülerinin esiri yaratıkların oluşturduğu toplumlardan önemli gelişme beklemeniz bence hata. Bu gelişmeyi istemiyorlar ki. Saygılar...

hssensoz 
 16.06.2012 6:31
Cevap :
Merhaba, Hocam, değindiğiniz gibi büyük kalabalıklar gerçekten gelişmekten yana değil. Zira gelişmek çaba ister. Hareket ister, okumak, düşünmek ister. Ne gereği var değil mi? Saygı ve selamlar...  16.06.2012 22:44
 

Kadına bakış açısındaki sakatlık korkunç. Tecavüz girişimcilerinin kimliğine bakar mısınız? Daha çok yol katetmemiz gerekiyor. Selâmlar...

İsmail Hakkı CENGİZ 
 14.06.2012 16:23
Cevap :
Merhaba, Çok haklısınız. Gittiğimiz yolun da doğru yol olduğunu düşünmüyorum. Saygı ve selamlar...  14.06.2012 19:27
 

Dost,"kadın" tüm dinlerde şeytanla eşdeğer tutulmuştur. (Adem'i kandırması nedeniyle...) Hıristiyanlık,cadı savıyla az kadın yakmamıştır. Sanayi devrimi sonrası dinde reform üzerine reformla ancak çağdaşlaşabilmişlerdir. İslam'ın 13 yy da başladığı reform hareketleri (Sina, Haldun vb) Gazali ile durdurulunca,zaten İslam'da pek yeri olmayan kadın; ancak cinsel meta olarak algılanmıştır... Doğuştan "abaza" doğu toplumu erkekleri,dinin de kendilerine verdiği hakla kadın üzerinde alabildiğine hakimiyet kurmuşlardır... Burjuva demokratik devrimi yapmış, tek İslam ülkesi olan Türkiye'mizde bile bizi on yıldır yöneten kafalar, maalesef bu "gazali islamı" kafasında olanlardır... Dost; ama bizim kadınlarımız pek erkeklerimize benzemez. Bir "gayrık yeter..." dediler mi dünyayı ayağa kaldırırlar.. "Kürtaj" la tam da iktidarı köşeye sıkıştıracaklardı, CHP, iktidarı "kürt sorunu" ile kurtardı...Ama fitil ateşlendi... Başbakanın kadınlarla kavgasında "kadınlarımız" kazanacak... Saygımla...

UFUK KESİCİ 
 13.06.2012 9:57
Cevap :
Merhaba, Dost, kadınlarımızın kazanacağına ben de inanıyorum. Üstelik kazanmalılar da. Bu gün onlar kazanırsa yarın ülkenin kazanacağı kesin. Saygı ve selamlar...  13.06.2012 16:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1508
Toplam yorum
: 5843
Toplam mesaj
: 265
Ort. okunma sayısı
: 1678
Kayıt tarihi
: 16.07.08
 
 

Yetmişiki yaşında iki çocuk ve iki torun sahibi bir erkeğim.. Lise mezunuyum. Uzun yıllar esnaflı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster