Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Şubat '13

 
Kategori
Genel Sağlık
Okunma Sayısı
198
 

Tad alma duygumuzmuş meğer hayatı anlamlı kılan

Tad alma duygumuzmuş meğer hayatı anlamlı kılan
 

Farkların farkına varabilmek ne yüce bir yetenek


  Tad alma duygusunun ne kadar önemli olduğunu anlamak için onu kaybetmiş olmam gerekiyormuş. Yaşamın anlamı için hep nefes almanın yeterli olduğunu düşünmüşümdür felsefe olarak. Evet yaşamımızın var olması ve sürmesi nefes almamıza bağlı, o olmazsa olmazı varlığımızın. Ama yaşanılan hayattan zevk almayı, mutluluğu sağlamada nefes almak yeterli değilmiş. Tad alma duygunuz yok olduğunda ya da her yediğiniz gıdanın tek tip aynı garip bir tada dönüştüğünü hissettiğinizde yemek yemenin de yaşamın da anlamı kayboluyor, boşluklar içinde dönme başlıyor.
Sizin için artık yemek yemek, vücut beni besle sinyali verdiğinde plastik bir boruya gıda parçaları atmaktan başka bir anlama sahip değil. Ne mercimek çorbası içmişsiniz ne üzüm şırası, ne beyaz peynir yemişsiniz ne sebze, ne palamut ne lüfer, ne cevizli baklava yemişsiniz ne dondurma, hepsi aynı, hepsi farksız.
Sevemiyorsunuz artık ne yemeği ne de hayatı, kayboluyor yaşamın tadı tuzu.. Yenilen her meyvenin, sebzenin, her içeceğin ayrı ayrı tadını alabilmekmiş meğer hayatı mutlu kılan.Bu  sadece dil ile de bağlantılı değil midenizde sanki taştan yada çelikten bir kazan, lezzet ve zevki olmadığı gibi hücrelerinizde yararını da hissedemiyorsunuz yediklerinizin. Bir makine gibisiniz  sadece, çalışması için arada kazanına gıda parçaları atılan, insani her zevkten, tatdan kopmuş. Sanki öldükten sonra dirilmişsiniz  görüyorsunuz, duyuyorsunuz, yürüyorsunuz, konuşuyorsunuz, oturuyorsunuz bütün motor hareketleri yapıyorsunuz ama hissedemiyorsunuz, ruhunuz yok, içiniz kaskatı.
Bu duyuyu bir gün için bile kaybetmediyseniz eğer, bunun nasıl bır yoksunluk olduğunu anlayamıyorsunuz. Bu duyuyu yeniden kazanmak ise hayatı yeniden kazanmak gibi geliyor.

 
Tad alma duygusunun ne kadar önemli olduğunu anlamak için onu kaybetmiş olmam gerekiyormuş. Yaşamın anlamı için hep nefes almanın yeterli olduğunu düşünmüşümdür felsefe olarak. Evet yaşamımızın var olması ve sürmesi nefes almamıza bağlı, o olmazsa olmazı varlığımızın. Ama yaşanılan hayattan zevk almayı, mutluluğu sağlamada nefes almak yeterli değilmiş. Tad alma duygunuz yok olduğunda ya da her yediğiniz gıdanın tek tip aynı garip bir tada dönüştüğünü hissettiğinizde yemek yemenin de yaşamın da anlamı kayboluyor, boşluklar içinde dönme başlıyor.

Sizin için artık yemek yemek, vücut beni besle sinyali verdiğinde plastik bir boruya gıda parçaları atmaktan başka bir anlama sahip değil. Ne mercimek çorbası içmişsiniz ne üzüm şırası, ne beyaz peynir yemişsiniz ne sebze, ne palamut ne lüfer, ne cevizli baklava yemişsiniz ne dondurma, hepsi aynı, hepsi farksız.

Sevemiyorsunuz artık ne yemeği ne de hayatı, kayboluyor yaşamın tadı tuzu.. Yenilen her meyvenin, sebzenin, her içeceğin ayrı ayrı tadını alabilmekmiş meğer hayatı mutlu kılan.Bu  sadece dil ile de bağlantılı değil midenizde sanki taştan yada çelikten bir kazan, lezzet ve zevki olmadığı gibi hücrelerinizde yararını da hissedemiyorsunuz yediklerinizin. Bir makine gibisiniz  sadece, çalışması için arada kazanına gıda parçaları atılan, insani her zevkten, tatdan kopmuş. Sanki öldükten sonra dirilmişsiniz  görüyorsunuz, duyuyorsunuz, yürüyorsunuz, konuşuyorsunuz, oturuyorsunuz bütün motor hareketleri yapıyorsunuz ama hissedemiyorsunuz, ruhunuz yok, içiniz kaskatı.

Bu duyuyu bir gün için bile kaybetmediyseniz eğer, bunun nasıl bır yoksunluk olduğunu anlayamıyorsunuz. Bu yeteneği yeniden kazanmak ise hayatı yeniden kazanmak gibi geliyor.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 5
Toplam yorum
: 0
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 199
Kayıt tarihi
: 26.01.13
 
 

Ortadoğu Teknik Üniversitesi Sosyoloji Bölümü mezunuyum. İstanbul'a döndükten sonra branşım doğru..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster