Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

19 Mayıs '18

 
Kategori
Siyaset
Okunma Sayısı
45
 

Tahammül

Tahammül
 

Son günlerde, hararetli seçim öncesi ortamında; meselelere çok yönlü bakabilmek için, internette her türlü görüşten pek çok gazeteyi okumaya başladım. Açıkçası, haber altı yorumlar haberlerden daha çok dikkatimi çekti. Yorumlardaki üslup sertliği, her şeyin katı biçimde, siyah ya da beyaz olarak görülmesi; rakip görülen  Cumhurbaşkanı adaylarına adeta Mars' tan gelmişler ya da kesinlikle düşmanlarmış gibi tavır alınması. Bazı okurlardaki katılık, karşıt  fikirler üzerinde  görüş bildirilirken, basit, küfre varan  çirkin kelimelerle saldırılması, tahammülsüzlük   beni ümitsizliğe sevketti.

Türkiye'de en son yapılan 2017 Nisan referandum sonuçlarına göre, yeni Cunhurbaşkanlığı Hükümet sistemini onaylayan ve onaylamayanların yani "evet" ve "hayır" diyenlerin oranı birbirine  yakın çıkmıştı. Toplumumuz;  çok yakın sayda seçmenden oluşan  iki yarıya bölünmüştü. Elbetteki "evet"ler kazanmıştı ancak aradaki fark rakamsal açıdan çok fazla sayılmazdı...

Bu da şu anlama geliyordu:  sizden farklı yönde oy kullanan en az 20 milyon seçmen vardı. Bu insanlar; kendi ailenizden akrabalarınızdan  birisi olabileceği gibi,  komşunuz, damadınız, köşebaşındaki kasabınız, geçen gün saçınızı kestirdiğiniz kuaförünüz vb.. idi. Yani  akrabalarınız, hemşehrileriniz, yakınlarınız arasında  bulunan;  tanıdığınız- tanımadığınız pek çok kişi  sizden farklı yönde oy kullanmış olabilirdi bu da doğaldı. Çünkü malum ki bizler  zebra, kaplumbağa ya da kartal  vs. değil  insanız. Muhakeme, analiz yeteneğine ve iradeye sahibiz. Ayrıca neticede; hepimiz de çok değişik  aile yapılarında yetişmiş; eğitim, coğrafi koşullar, kişisel hayat deneyimlerimiz nedeniyle de değişik düşünce ve inançları benimsemiş bireyleriz. Politik-sosyal açıdan, her zaman her konuda benzer düşünmemiz zaten mümkün değildir.

 Bu noktada; tabii ki şunu da düşünmeli herkes;

"Türkiye'de benim gibi düşünmeyen  100 000 değil,  1 milyon değil, en az yirmi milyon vatandaş  var o halde? Bu insanlar da bu ülkenin  birer gerçeği değil mi? " Huzur, yani  3 kuruş kazancını ağız tadıyla yiyebilmek, ülkemizde güven içinde rahatça gezip dolaşabilmekten güzel ne var? Kaostan,  aşırı gerginlikten hiçbirimiz kazanmayız ancak  -Allah korusun-  ülkemiz ve bütün vatandaşlarımız kaybeder.

 Eğer 24 Haziran seçimleri öncesi gergin atmosfere, günlük kısır politik söylemlere,  bazı yazarların çok agresif  üslubuna kapılır da bizim gibi düşünmeyenlere, siyasi tercihi değişik olanlara karşı husumet geliştirir,  onları düşman olarak görürsek,   ülkemize sosyal -ekonomik anlamda çok büyük  kötülük etmiş oluruz. Çünkü; bence  huzur, sağlıktan sonra en büyük ikinci nimettir. Ekonominin de temelidir ve bu nedenle bir kaos ortamı yerleşirse, huzur bozulursa, turizm de yatırımlar da -Allah korusun- dibe vuracaktır çünkü malum; yabancı  turistler ülkemize uğramayacağı gibi, yatırımcılar da,  kaosun "K" sından bile ürküp  kaçarlar ve nerdeyse; " üste para verseniz"  yıllarca dönüp gelmezler. 

Hiç unutmamamız gereken bir konu da; 24 Haziran'da oy kullanıp geldiğimizde  yine aynı mahallede, aynı apartmanda yaşayacağımız ve farklı düşünen kimselerle aynı hayatın içinde olacağımızdır.  Onlar,  bizim asgariden bir  selam vereceğimiz, bazen  iki çift lakırdı edeceğimiz, akşamın  geç vaktinde evde  tuz olmadığını farkettiğimizde kapısını çalacağımız insanlardır. Siyasetçiler  ne derse desin bence biz vatandaşlar olarak;  ülkemizin bu zor günlerinde nefret ve ayrıştırma söylemlerini bir kenara bırakalım,  sevginin diliyle konuşamıyorsak ta; en azından; farklı da olsa "yaratılanı,  yaratandan dolayı saymanın, hoşgörmenin " dilini konuşalım. Bizim gibi olmayana tahammül etmeyi öğrenelim.

Bakın Avrupa'ya: Orada da seçimler yapılıyor. Siyasi yelpazedeki  her görüşten partiler seçimlere katılıyor.  Hristiyan Demokrat, Cumhuriyetçi, Sosyalist, aşırı sağ uçta partiler var bazen birisi, bazen diğeri seçimleri kazanıyor, yönetime geliyor. Bu partilere oy verenler de yenilince  birbirlerine saldırmıyor, "dünyanın sonuymuş gibi" davranmıyor, kabulleniyorlar. Sonraki seçimlerde de  yine  demokrasi içinde  mücadele ediyorlar. Bizlere  de  onlarca seçim geçirmiş büyük bir ülkenin mensupları olarak; olgunluk ve hoşgörü yakışır elbette. Her ne tepki verilecekse mutlaka hukuk içinde demokrasi içinde verilmelidir. Sağduyu, sukunet ve hoşgörüden hiç kimse, hiçbir ülke  zararlı çıkmaz.

İnsanları hainlikle suçlamak çok ciddi ve ağır bir  ithamdır. Her konuda, her beğenmediğimiz ya da eleştirel yaklaşan şahıs hakkında  bu tür ithamlar kolayca kullanılmamalıdır. Aksini düşünmek yani farklı düşünen aileleriyle birlikte en az 30-40  milyon  vatandaşı hain görmek -Allah korusun- zaten mantıki zeminden yoksundur ve yeterli -hukuki somut deliller olmadan hainlikle suçlamak ta sadece iftiradır. İftira ise  bilindiği üzere;  vebali -cezası çok ağır bir günahtır ve kul hakkına girer.

Eğer elimizde bir insanın ülkemiz aleyhine  suç işlediğine dair  somut- ciddi- hukuki deliller varsa zaten durumu  savcılığa bildirmek vatandaşlık vazifemizdir ancak, ortada hiçbir delil olmadan sırf  dedikodu üzerine  insanları suçlamak ve "çamur at izi kalsın "mantığıyla asılsız bir konuyu ortalığa yaymak, kesinlikle iftira atmak olur.

Hatırlamamız gereken bir konu da seçimlerin seçen ve seçilenden  ibaret ikili  bir mekanizma olmasıdır. Yani içlerinden birisini " seçmek"  için ortada birkaç aday seçeneğinin var olması, isteyenlerin de gerekli hukuki kriterleri taşıyorsa seçilmek için aday olması söz konusudur.  Seçilmek için kanuni yollardan aday olan kişinin hedefi de elbette ki  doğal olarak, seçim yarışını kazanmaktır.  Demokrasi böyle bir şeydir..

Soğukkanlı, mantıklı, hoşgörülü  davranışlar içinde geçireceğimiz;  ülkemiz için hayırlara vesile olacak bir seçim diliyorum.

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 158
Toplam yorum
: 210
Toplam mesaj
: 58
Ort. okunma sayısı
: 401
Kayıt tarihi
: 21.09.07
 
 

Merhaba...  Üniversite mezunu Kamu İdaresinde  çalışan bir bayanım. Ankara'da iki oğlumla yaşıyor..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster