Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Ekim '07

 
Kategori
Kitap
Okunma Sayısı
2086
 

Taif'te Ölüm - Hıfzı Topuz

Taif'te Ölüm - Hıfzı Topuz
 

Son günlerde milletçe çok üzüldük, öfkelendik, sokaklara dökülüp bağırdık ve çeşitli kampanyalar düzenledik. Bunlar demokratik toplumlarda taşkınlığa vardırılmadığı sürece olağan şeyler. Amacına ulaşır veya ulaşmaz, bu çok önemli değil. Zaten bir çoğu belli amaç güdelim, diye yapılmıyor, kendiliğinden gelişiyor ve genişliyor ve hatta bazen ipin ucu bile kaçırılıyor. Genişledikçe farklı çarketmeler," U" dönüşleri, çıkabiliyor. Çıkar çatışmasına, rant kavgasına dönüşebiliyor bizim masumane girişimler. Çatlak sesler çıkıyor her kafadan ve adına da çokseslilik ya da demokrasi deniliyor.

Velhasılı kampanya kampanyalıktan çıkıp gereksiz yeni kavgalara ve gülünç durumlara dönüşüyor. Örneği o kadar çok ki her alanda. Küçük girişimleri bile beceremeyen topluluklardan ülke savunması, işbirliği, topyekün hareket nasıl beklenebilir? Horozun çok olduğu yerde sabah geç olurmuş, işte öyle!

Birkaç gün sonra hiçbir şey olamamış gibi oluyoruz, hayat devam ediyor kaldığımız yerden, yine bol kahkahalı TV programları, yine içi boş kadın programları, ağlamalı salya-sümüklü gösteriler.

Oysa kitap okumanın modası hiç geçmiyor. Sıkıntılı iken farklı zevk alıyorsunuz, mutlu iken daha farklı. Ben de tanıtmak için bu günlere uygun bir kitap seçtim. Malum bugün yaşadıklarımızın geldiği bir dönem var, tarihin henüz aydınlatılmamış karanlık dönemleri var. Bugünü yorumlarken dünü de bilmek gerek, çok uzaklara gitmeden, çünkü tarih tekrarlardan oluşuyor. Her dönemde siyasetçi, halk, dalkavuklar, aymazlar, çıkarcılar, hainler, kahramanlar nankörler var. Değişen sadece koşullar.

Hıfzı Topuz, benim güvenilir bulduğum ve beğendiğim yazarlardan biri, gerek bilgisi görgüsü, gerekse kişiliği ve duruşu ile. Onun kitaplarını okurken sanki tarih kitapları okuyormuş gibi hissediyorum. Birkaç kitabını okuyun ya da söyleşisini dinleyin bana hak vereceksiniz!

Kitabı okuduğum zamanlarda saray konulu romanlar furyası vardı. Safiye Sultanlar, Hürrem Sultanlar, Kirazeler, Nurbanu'lar, Kenize Murad'lar, Hatice Sultanlar...vs. vs. Ben de o dönem onlardan epeyce okudum, Hıfzı Topuz'un neredeyse tüm kitaplarını. Sonradan iki kitap yazdı sanırım, onları henüz okumadım.

Bu kitabı da Osmanlının son dönemlerini kapsıyor. Severek okursunuz, eğer tarihten hoşlanıyorsanız...

Kitabın Konusu:

Osmanlı Sadrazamlarından Mithat Paşa (Asıl adı Ahmet Şefik) 1822 yılında İstanbul'da doğar. 13 yaşında hafız olarak Divan-ı Hümayun'da göreve başlar, burada Arapça, Farsça ve İslam Hukuku öğrenir. Çalışkanlığı dikkat çekince genç yaşlarda üst düzey görevlere getirilir. Naima Hanım'la evlenir ve bir kızı olur. Şam, Konya, Kastamonu ve İstanbul'da görev yapar. Yabancı dil bilmemenin ve yabancı kültürlerden eksik kalmanın ezikiğini hep hisseder ve dil öğrenmek için Avrupa'ya gitmek istediğini söyler.

Önce Fransa, sonra İngiltere'ye gönderilir. Avrupa kültürünü tanır ve bu yeniliklerin Osmanlıda da olmasını arzular. Padişahın devlet yönetimine, yargıya ve meclise karışmaması gerektiğini savunur. Fransız ihtilalinin en büyük savunucusu olur. Azınlıkların da çeşitli hakları olması gerektiğini savunur. Padişah bundan rahatsız olsa da 1868 yılında Şuray-ı Devlet kurulur ve Mithat Paşa başkanlığa getirilir. Açılış konuşmasında padişaha önceden Ali Paşa ile hazırladığı metni istemeyerek okuturlar. Konuşmada geçen sözler ve maddeler azınlıklarca büyük bir sevinçle karşılanır.

Bir süre sonra Mithat Paşa, Ali Paşa ile ters düşer ve Bağdat'a vali olarak gönderilir. Orada yeniden evlenir ve başarılı çalışmalar yapar. Bu arada hakkında dedikodular çıkar ve İstanbul'a geri çağrılır. Padişahın huzuruna çıkar. Mithat Paşa, tüm vatandaşların, din, dil, ırk gözetmeksizin eşit olması ve Osmanlı sayılması gerektiğini savunur. Padişah Sultan Abdülaziz bu görüşleri uygun görür ve onu Sadrazamlığa getirir. Sultan Abdülaziz tahtan indirilince yerine Sultan Murat getirilir ve Mithat Paşa ekibi yönetimde söz sahibi olur.

Fransız devrimi ve Özgürlüklerin etkisiyle yapılan çalışmalarla , beşyüz yıllık bir imparatorluğun geleneksel yapısını değiştirmeyi amaçlamaktadırlar. Tahtın isim değiştirmesiyle birlikte Mithat Paşa Adülhamit tarafından önce Girit, sonra Suriye valiliğine sürgüne yollanır. İstanbul'a davet edilir ve yolculuğu sırasında İzmir'de kendisine suikast düzenlenir ve Fransız Konsolosluğuna sığınır. İki ülke arasında pazarlık konusu olur ve İstanbul'a getirilir, yargılanır ve ölüme mahkum edilir. Ölüm cezası kaldırılarak, mahkum olarak Taif'e gönderilir. Burada işkencelere maruz kalır ve bir süre sonra boğularak öldürülür.

Okuduğum tarih:10-15 Nisan 2002
Taif'te Ölüm- Hıfzı Topuz
Remzi Kitabevi, 12. Basım,Haziran 2000 (İlkbasım-1999)

Yayınevi Notu:

Hıfzı Topuz, yakın tarihimize damgasını vurmuş, önemli kişilerin romanlarını yazmayı sürdürüyor. Taif´te Ölüm, bu kişilerin en önemlilerinden biri olan Mithat Paşa´nın hayatını, sadrazamlıklarını, sürgünlerini, Yıldız Mahkemesi´ni ve Taif Kalesi´ndeki ölümünü anlatıyor. Osmanlı tarihinin en vatansever, yenilikçi, tecrübeli devlet adamlarından biri olan Mithat Paşa, Abdülaziz´i devirerek ´Kızıl Sultan´ Abdülhamit´i tahta çıkarmasının bedelini çok ağır ödeyecektir. Meyyâle´nin yazarından son derece sürükleyici yeni bir roman…

Arka Kapak Notu:

Mithat Paşa, Batı'daki aydınlanma düşüncesi, Fransız Devrimi ve özgürlük mücadelesinden etkilenmiş bir avuç aydınla birlikte, 500 yıllık bir imparatorluğun artık köhnemiş zihniyetini değiştirmeyi ve çağdaş bir yönetim anlayışı getirmeyi amaçlamaktadır. Sultan Abdülhamit, Meşrutiyet ilan etme sözüyle tahta geçmiştir.Ama asıl niyeti başkadır. Giderek artan baskıcı bir yönetimle bütün ipleri eline almaya ve kendine karşı çıkan sesleri susturmaya kararlıdır. Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküş arifesinde bu iki güç karşı karşıya gelecek ve Türk tarihinin en gerilimli mücadelesini taşayacaklardır. Taif'te Ölüm, çöken bir imparatorluğun çağdaşlaşma sancılarını son derece akıcı bir dille anlatırken, dönemin baş aktörlerinin bireysel trajedilerini de başarıyla gözler önüne seriyor. Romanı okurken, Mithat Paşa'nın siyasal-bireysel yaşamının, dostluklarının ve aşklarının yanı sıra, günümüzdeki demokrasi savaşının tarihimizdeki kökenlerineve bugünün siyasal ayak oyunlarına taş çıkartan saray entrikalarına da tanık olacaksınız.

 

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ne güzel de anlatırmış benim arkadaşım...ben bu günlerde Zülfü Livanelinin mutluluk kitabını okuyorum...birkaç sayfa sonunda uykum geliryor...yaşlanıyorum sanırım.. yada gözleirm çok yorgun.. sevgiler sultanım benim

Halide 
 26.10.2007 21:29
Cevap :
Teşekkürler gülom...Mutluluk romanını ilk basıldığında okumuştum,güzel...Ben de Leyla'nın Evi'ni okuyorum,uykum gelsin diye...sevgiler  27.10.2007 9:36
 

Geçmiş tarih sevdalısı,skain,rahat...öyle yazıyor yazıalrını,populeriterlikten uzak...Yani abartmayayım da,edebiyatı bir tarih olarak önümüze sürüyor.Nerdenmi biliyorum? Meyyale,Çamlıcanın üç gülü...

yekruseha 
 26.10.2007 11:03
Cevap :
Haklısın canım...akşam haberlerde baltalı zagor hafizeyi izlerken seni düşündüm,niye yazmadı acep dedim..sevgiler..  26.10.2007 12:40
 

Güzel ve kapsamlı bir tanıtım. Kaleminize sağlık. 2002'de okumuşsunuz. Okuduğunuz kitapların bibliyografya şeklinde ajandanıza kaydettiğiniz anlaşılıyor. Profesyonelce.. Bu terör olayları ve ülkemiz için en büyük tehlike olan ırkçılığa dayanan milliyetçilik bir Fransız İhtilali sonucudur. Ben bu ihtilali hiç sevemedim. Avrupa için kurtuluş bizim için kaos ve bela... Selam ve sevgiler..

murat ertaş 
 25.10.2007 22:14
Cevap :
Teşekkürler.2000 yılından beri not alıyorum,öncekileri yazmadığıma bin pişmanım,ne güzel kitaplar okumuştum ...saptamanızda haklı olabilirsiniz,tartışmalı bir konu, selamlar  25.10.2007 23:07
 

bir kaç kitabını okudum. Meyyale Çamlıcanın Üç Gülü şimdi hatırladıklarım. Kitaplarında tarihi olaylar gerçekçi biçimde anlatılıyor. Bu tür de yazılan romanların en iyi örneklerini O'nun kitaplarında bulabiliyoruz.Keniz Murad' da iyi. Sevgi ve selamlar. Okumaya devam. Bu aralar Emin Çölaşan'ın kitabını okudum. tavsiye ederim.

oya 
 25.10.2007 20:56
Cevap :
Teşekkürler,Çamlıcanın Üç Gülü'nü okumadım,diğerini okumuştum...Saraydan Sürgüne de çok etkileyici... sevgilerimle...  25.10.2007 23:09
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 480
Toplam yorum
: 2957
Toplam mesaj
: 478
Ort. okunma sayısı
: 2016
Kayıt tarihi
: 27.03.07
 
 

Üstkimliği ile insan, altkimliği yeterince kalabalık birisi; Eş, anne, öğretmen emeklisi. Doğa, H..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster