Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
309
 

Taka!

Taka!
 

Saklanbaç oynardık. Çok severdim. En sevdiğim oyundu. Bir çok sebepten. Bir kere kızlar ve erkeklerin beraber oynayabileceği bir oyundu. Belki de tek bu sebepten. Bilemiyorum.

Deniz diye bir kız vardı mahellede. Annesi onu sokağa bırakmıyordu. Bütün gün balkondan bizi izliyordu. Çocuk o kadar sıkılıyordu ki, bizim oyunumuzu bozuyordu. Sürekli saklandığımız yerleri bağırıp duruyordu;

"Semra ağacın arkasında, Serkan bahçe duvarının yanında duruyor, Kerem ağaca çıkmış, aa Kerem ağaçtan aşağı işiyor..." gibi....

Acayip sinir olurduk, çok sevimsiz gelirdi bize. Ne rahat rahat oynayabilir ne de eve gitmeden işemenin tarifsiz tadını yaşabilirdik.

Artık böyle insanlara sinir olmuyorum. Büyüdüm mü nedir... Hepimizin kendisine göre sorunları var. Bahçede olmak, beraber olmak, oynamak, sarılmak, düşmek kaklmak, dizlerinin yara olması, hiç tanımadığın insanlar keşfetmek... Güzel şeyler bunlar. Özgür olmak güzel şey, yapmak istediklerini yapmak ve gerçek tatminler bulmak güzel şeyler. 5. katın balkonundan borazan gibi bağırmak... Kim böyle olmak ister ki... Yazık...

***

Kendini ciddiye almak ve işini ciddiye almak ne kadarda birbirlerinden farklı şeyler. Kendini ciddiye aldığın noktadan diğer noktaya doğru gidebilmek ya da gidememek. İşte budur bütün mesele.

***

Rapunzel? Olmaz. Bir saç teli 12 metre. Her yerden çıkar o saçlar, tiksinirim.
Uyuyan güzel de bana uygun değil. Erken kalkar erken yatarım, uyuşukluğu pek sevmem.
Kül kedisinin elleri çamaşır suyu kokuyordur hala.

Pamuk prenses en iyisi gibi duruyor. Fakat o da ben çocukken annem kadardı, yaşlanmıştır şimdilerde. Kraliçedir artık o. En son prensle öpüşürlerken ben uykuya dalmıştım. O öpücük daha ileri gitmiştir belki. Belki olur mu, kesin gitmiştir. Pamuk prensesin bir çocuğu olmuştur, bir ihtimal kızı. Benden beş altı yaş küçük olmalı şimdi. Annesine benzemiş midir? Benzemiştir tabi ya. Huyu da benzediyse eğer kesin istetmek lazımdır o kız. Nasıl da hamarattı Pamuk Prenses. Cücede olsa 7 tane adamı çekip çevirmek kolay mı? Boyları cüce bunların, huyları değil ki. Aksıranı var, tıksıranı var....Elle, dille taciz yapanı var(dır kesin, masalda anlatmazlar. Erkek milleti değil mi?)

Hem ben de yedi cüceye bedel olabiliyorum bazen. Neşem de yerinde olabiliyor öfkem de burnumda. Evet, evet. Ben buldum gelin adayımı. Pamuk prensesin kızı.

"Anneee!! Ben çiçek yaptırmaya, çikolata almaya gidiyorum. Sen ara Kraliyet ailesini. Hayırlı bir iş de. Anlar onlar.... "

Nereden bulacaklar benim gibisini...

(Dilenci vapuru # 6 "Düş işleri bakanı" http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=46611 )

***

Ben bir kıza aşıktım. Sonrasında mektupla ayrıldım diye anlatmıştım. Her neyse. Ben bu kıza aşıktım. Ama gidip konuşamıyorum. Ne diyeceğimi bilemiyorum. Sınıfın penceresinde kamp kurup okul bahçesinden geçişini izliyordum. Servisi yanaşırken oralarda takılıp gelişini takip ediyordum. Bir şeyler yapıyordum yani, sonuç odaklı olmayan şeyler. Belki de sevdiğim şey kız değil de o hallerimdi. Herneyse.

Bizi o zamanlar bir müzik gurubumuz vardı. O gurubun solistine de söyleyivermiştim yanlışlıkla. Neden yapmştım böyle bir şey bilmiyorum. "Ben senin için gider konuşurum" dedi. Ne gerek vardı, bilemiyorum. "Tamam ulan" dedim.

Çocuk ertesi gün geri geldi. Üzgün bir ifade ile "oğlum, kız benden hoşlanıyormuş yaa" dedi.

Kötü oluyor insan. Gerçekten kötü oluyor. İlk defada başıma gelmiyordu bu. Ama yalan söylediğini hisettim. Gidip tanıştım kızla. "Böyle böyle..." diye anlattım. Güldü. Sonra arkadaşımın dediklerini de anlattım. Bu sefer kızdı.

Çok yetenekli bir müzisyen adayıydı. 14 yaşındaylen Elvis söylerdi. Hem de çok iyi söylerdi. Güzel besteler yapardı. Bazı şarkıları hala aklımda.

Yetenekli bir müzisyen olabilirdim. 16 yaşındayken Hendrix çalardım. Fena besteler yapmazdım.

Güzel bir guruptuk. Çok küçüktük, çok şevkli, çok heyecanlıydık. Tarihe karıştık.

***

Uzaktan bir kız "naber yaa" diyor. Ama tanımıyorum. Bana mı diyor, yanımdaki kızlardan birine mi diyor anlamıyorum. "Allah'ım inşallah bana demiyordur" diyorum. Çünkü hiç mi hiç hatırlayımıyorum.

Bir şarkı yazıyorum kafamdan şu şekilde ;

Üç kadeh papazkarası.
Çok değil biliyorum
ama çabuk sarhoş oluyorum.
Üç kadeh papazkarası.
Şaşı papaz gibi bakıyorum.

....
.......
.........
...
.
.



Taka dedik vapur oluyor bu yazı. Olmaz. DV / (K.)eriz'i hazırladım. yukarıdaki öykünün devamı da orada. Çok komik oldu. Hele bir de migrosta bana salatalıkların yerini soran kocaman kulaklı bir teyzenin öyküsü var, sormayın gitsin. Ama DV cuma dedim. Hep bozuyorum bu prensip kararlarımı olmuyor. Olamıyor.
DV cuma. İnşallah. Dayanabilirim yani. İnşallah da seversiniz efendim. Efendim dedim, ne kadar da kibarım. Adios amigos!

K.

Dilenci vapuru her cuma sadece milliyet blogda. Neden MB peki? Seviyorum işte, var mı diyeceğin!

Dilenci vapuru (#1) http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=39979
Tüm Dilenci vapurları http://blog.milliyet.com.tr/Arsiv.aspx?SayfaNo=1&4&UyeNo=553997&GrupNo=4651

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

olur da birgün kız olarak gelirsen dünyaya sorarım ama sana ha bilesin :))

beenmaya 
 06.11.2007 17:29
Cevap :
ben bir daha doğmak istemiyorum yalnız...  07.11.2007 8:42
 

bu müzik gruplarında falan genelde herkes soliste aşık oluyor öyle değil mi. hatta ne kadar çirkin olursa olsun ön planda durduğu için midi, şarkı söylediği için mi bilmiyorum ama hep solistlerdir aşık olunan. bende hep geride kalanlara mesela davulcuya, yada bascıya falan takılmışımdır. rekabet ortamı da az ya en azından :))

beenmaya 
 06.11.2007 14:16
Cevap :
soliste aşık olmak kolaycı bir yaklaşım olurdu. davulcu zurnacı örneği vardır bir de. zurnacının uzun parmakları ve nağmeleri genellikle kendisini davulcunun önüne atar. kızlar ikiye ayrılır diyecektim sana. yorumunun ortasında gelmişti aklıma. kızlar ikiye ayrılır; solisti veya gitaristi sevenler olmak üzere. ama işte görüyorum ki her enstrumanı çalanlar farklı tipler. herkeşe göre bir ekmek var bu hayatta. Sanıyorum önemli olam ekmeği bulmak. Bn kız olsam hayatta soliste aşık olmazdım ama. Bunu da buraya yazdım. K.  06.11.2007 14:27
 

Ben bir çocuğa aşıktım.Sonrasında telefonla ayrılmıştık.Çevremdekiler,bu güzel sesli,iyi beste yapan ama yalan söyleyen,çevresinde çok insan olan, ama arkadaşlarını üzen çocuğa niye aşık olduğumu anlamamıştı.Ayırmaya çalıştığı esas oğlan da sonrasında mektupla ayrıldığı esas kızla birlikteydi. O zamanlar “onda sizin gördüğünüzden farklı bi şey görüyorum,eğer yoksa bile kesin yaratırım” adı verilen ve hemcinslerimde de görüldüğnü sonradan öğrendiğim sendroma sahiptim.Ergenlik ve delilik hengamesinin arasında hiçbiriniz aşkımızı anlamıyorsunuz tavrına girdiğimizin üstünden az zaman geçmişti, başkasına aşık olduğunu söyleyip gitti. Kötü oluyor insan.Gerçekten kötü oluyor. Sonra geri geldi.Sonra geri gitti.Sonra yine.Sonraları o kadarda kötü olmuyor insan.Kötü olmak küçük ve şevkli olma haline mahsus bir duygu olarak kalıyor. Büyüyor ve unutuyorsun.Sonra esas oğlan bir yazı yazıyor. Puslu bir günde, her anın nasıl zihnine geri gelebiliyor olduğuna şaşırıorsun.Güzel yazı:)Formdasın...

özgün 
 06.11.2007 14:00
Cevap :
speechless!!!  06.11.2007 14:05
 

Vapur, taka, kayık ne güzel pupa yelken yazıların hep böyle güzellikleri okumak için sabırsızlanıyorum Sevgili kerem

Meral Yağcıoğlu 
 06.11.2007 11:48
Cevap :
Hoşgeldiniz, özlettiniz kendinizi. Elimden geldiğince yazıyorum. Anlatacak ne çok şey varmış...Sevgilerimle. K.  06.11.2007 12:41
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 295
Toplam yorum
: 3950
Toplam mesaj
: 280
Ort. okunma sayısı
: 714
Kayıt tarihi
: 28.09.06
 
 

Bugün ölseniz mesela, ya da hafifletelim biraz hadi, bu giriş çok karamsar oldu. Bugün ortadan kay..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster