Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Ekim '17

 
Kategori
Yetenekler
Okunma Sayısı
334
 

Takdir Etmeyi Bilen, Başarının Üstadı Olur

Takdir Etmeyi Bilen, Başarının Üstadı Olur
 

Çalışanın motive edilme şekli!!!!!!!!!!!!!!!!!!




Beğenilmek güzel bir duygu.

Değerlendirilmek, değer olduğumuzun bize bildirilmesi ise belki de yaşadığımızı,  hissetmenin en güzel anı.

Kendimizi değerlendirebilmek, değerlerimizin farkına varmak ise insanın belki de en güzel marifeti.

Bu marifet ile insan kendi gerçeğine ulaşır.

Bu kadar güzel, bu kadar özel bir mekanizma takdir etmek.

Değerlendirmek, değer vermek, ölçmek, ölçebilmek muhteşem beceriler. Maliyeti sıfır, katma değerinin de sınırı yok.

Bu becerinin çok az bir kısmını bile öğrenebilsek;  birçok kırgın dostluk, aile, batan şirket, gelişmeyen belde ,şehir, ülke kalmayacak.

Takdir etmek aslında insana verilmiş en kuvvetli inisiyatif yetkisi.

Doğruyu, gerçeği, tercih edebilme becerisi.

Elbette doğru yönde ve amaçta kullanılırsa.

Bilinçli, bilgiye ve deneyime dayalı, kuvvetli gözlemi içeren bazen çok zaman alabilen bir duruş , irade.

Analitik bakış açısı,  derin muhakeme ve tevazu ile sadece anlık değil evrensel sonuçlar doğurabilecek yetenek.

İnsanı, doğru kullanınca kemalata götüren, insanı , insanlık makamına oturtabilecek bir özellik.

Elbette bunun için biraz zahmet gerekiyor.

Kendimize ve çevremize dikkat kesilmemiz, çevremizle uyumlu hale gelmemiz gerekiyor.

Takdir edebilmek, hangi sonuçları doğurur?

Mesela en basitinden evcil hayvanları eğitirken, atları, köpekleri, kuşları, hatta ayıları, kartalları ; onların gösterdiği performans karşılığında sevip okşayıp, ödüllendirince  istediğimiz şeyleri yapıyor.

İyi bir ilk okul  hocası, okula yeni başlayan çocuklara okuma öğretirken zaman zaman güzel sözler, şefkatli davranışlarla, ve onların da kendisini ölçe bileceği ödüllerle okumayı özendiriyorlar. Mesela Hoca, her öğrenci için çizilip panoya asılan elmaları, okuma gerçekleştikçe kızartarak öğrenciyi hem bir hedef hem bir ödülle teşvik etmiş oluyor.
Sonunda takdir edilen öğrenci daha büyük başarılara yöneliyor.

Burada öğrenci yanında hocanın tevazusu,  bilgisi öğrenciye telkin ettiği güven çocuğun gelecekteki kariyerine muhteşem bir başlangıç yapmasını sağlıyor.

Takdir etmek, burada olduğu gibi hayatımızın her evresinde mükemmel itici güç.

Okulda öğrenciyi, evde evladı ve eşi, belediyede  çalışanı ,siyaset arenasında  politikacıları takdir etmek;  insana en önce yaşama sevinci ve azmi aşılar. Tabi ki doğru taktir etmek.

Elbette etik değerleri, performansı, liyakati, samimiyeti ,yaptığı işe bakış açısını dikkate alarak.

Yoksa, içi boş bir davranıştan öte,gitmez.

Bazen diyorum ki, her köy, beldede, ilçe şehir, Büyük kent kendi içinden çıkmış insanların özelliklerini değerlendirebilseler, takdir etseler,  memleketimiz muhteşem olurdu.

Mesela, burada en büyük engelin,  bölgesel güç mücadelelerinin , kısır politik çekişmelerin olduğunu,  düşünüyorum.

Kendisinden yetenekli insanların göreve gelmesinin,  önünü kapıyor.

Bu ailede, devlet kurumunda, her türlü organizasyonda ve şirketlerde maalesef güç mücadelesine kurban ediliyor.

Biz takdir edilmeyi, seviyoruz da ; takdir etmeyi beceremiyoruz , yapamıyoruz.

Bu, belki de olgunlaşmamızın eksikliğinden, eksik kalan yanlarımızdan, öz güven duygumuzun gelişmemesinden olabileceği gibi,

Doğru  hedefi oluşturamamak, içinde bulundurduğumuz potansiyeli, doğru değerlendirememek, dolayısı ile geleceğe yönelik etkili plan ve projelerimizin olmamasından kaynaklanıyor.

Doğru hedef olmayınca, yani gerçekte bulunduğumuz şartlardan ne istediğimizi net konumlandıramayınca sonuç olarak odaklanma sorunu da yaşıyoruz.

Doğru odaklansak bile hedefe götürecek ekibi doğru yönlendiremiyoruz. Motive edemiyoruz

Sonuç olarak ortaya sürpriz başarısızlıklar çıkıyor. Sevineceğimiz yerde mutsuz bir yaşamımız oluyor.

Aslında insanların yaşama, işe katkılarını doğru değerlendirebilir, onların performanslarını doğru ölçebilirsek, onlara kariyerine dair gerçekçi hedefler koyabilirsek , insanın;  bulunduğu ortama bakış açısı tamamen değişecektir.

Bu elbette eleştirilmemek anlamını taşımıyor, doğru eleştiri de bir takdir edilmedir, gelecekteki daha büyük bir başarısızlığın önlenmesidir. Yapıcıdır.

İyi davranışlar ödüllendirip, başarı takdir edilerek verimlilik ve mutluluk büyütülürken, eksik yanlarımız azaltılarak yine başarıyı ödüllendirmiş oluruz.

İnsanlar;  içinde bulundukları ortamda, geleceğe dair düşler kurabiliyorsa, bu konuda içinde bulunduğu ortamla ortak paydalar geliştirebiliyorsa;  o  zaman o kişi bulunduğu ortama odaklanabiliyor demek.

Endişeleri kaybolmuş veya azalmış insanların  düşünebilme kabiliyetleri ve kapasitesi artar. Bakış açısı genişler.

Hatta insan kendi bilmediği yeteneğini,yönlerini  keşfeder,

Kendi özgüvenine ulaşan insanın keşif kabiliyeti gelişir.

Ya insan sadece takdir edilmek istiyor, taktir etmek aklına gelmiyorsa ,sadece kendi beklentilerini düşünüyor, başkalarına empati kuramıyorsa;

Bu insan ailede, okulda, devlette, siyasette, şirkette nerede olursa olsun yönetici ya da işin maliki ise, sorumluluk altında olduğu kurumun önündeki en büyük engel haline giliyor.

Hem sorumluluk altında bulundurduğu yeri, hem de kendisini, uçuruma doğru sürükleyen, insan konumunda olduğunu bilmeden, ya da yaptığı doğru kabul ederek yaşamına deavm ediyor.

İnsanın kalbine dokunabilmek, onu ruhen işini yapabilir hale getirebilmek, onu kendi işi ile ruhen buluşturmak demek; bu da insanın  keşif noktasını harekete geçiren, en büyük liderlik ve yöneticiliktir

 

 

 

 
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 51
Toplam yorum
: 4
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 61
Kayıt tarihi
: 29.09.09
 
 

Her yerliyim. AÜ. SBF İşletme Bölümü mezunuyum. Değişik sektörlerde düzey yönetici olarak çalıştı..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster