Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Şubat '08

 
Kategori
Haber
Okunma Sayısı
495
 

Takke, cübbe almaya gidiyorum...

Takke, cübbe almaya gidiyorum...
 

Fotoğraf:www.milliyet.com.tr


Şu <ı>“Teknoloji” denilen şey, her ne kadar insanı yoruk yoruk yorsa da, çoğu zaman da insanı rahatlatıyor.

Alıyorsunuz önünüze <ı>“Laptop”unuzu, yani Türkçe deme ile diz üstü bilgisayarınızı, bağlanıyorsunuz <ı>“İnternet” denilen yere, birkaç dakika içinde, isterseniz dünyanın her tarafını dolaşıyorsunuz. Tabi <ı>“Dil” bilmek de çok önemli. Ama dil bilmeseniz de, bir de bakıyorsunuz ki <ı>“Messenger”da bir tanıdığınıza rastlıyorsunuz.

Oh… Bir güzel sohbet…

Ben de oturmuşum <ı>“Laptop”umun başına, güzel güzel oynaşırken, bir de baktım ki <ı>“Drakkar” bende <ı>“Çevrimiçi” görünüyor. Hemen lafa giriştim. Kendisi <ı>“Drakkar” adını kullanır, uçak modelidir. Tabi kim olduğunu anlamışınızdır, Sayın Talip BÖLÜKBAŞI.

- Sayın Bölükbaşı, iyi günler, nasılsınız?

- Teşekkür ederim, siz nasılsınız?

- İyiyim vallaha, her hangi bir yaramazlık yok. Bugün birazdan Çıkrıkçılar yokuşuna[1] gideceğim de… Bir şalvar, bir cübbe, bir sarık, namaz takkesi filan alacağım. Hanıma da üç beş masa örtüsü filan…

- !?...

- İster misiniz, size de alayım mı? Hani artık gerek olacak da…

- Vallaha iyi olur, gitmişken…

- Rengi nasıl olsun? Yeşil, gri filan… Hani giyinirken moda icabı renk uyumu olsun diye…

- Sen nasıl uygun görürsen, ama <ı>“Yeşil” tercih ederim.

- Tamamdır… Kendime alırken, size de alırım…

- Senin alacağın giyim kuşamı anladım da, hanıma niye masa örtüsü?

- E ağabeyim, kıymetli kardeşim, “eşarp” olmaz, masa örtüsü ile ancak kapatır her yanını.

- Ya moda durumu n’olacak?

- Var var… Masa örtülerinin de desenlisi, rengârengi var. Olmadı, üç beş çarşaf alırım ya…

- Eh… Sen bilirsin.

- Oradan geldikten sonra, façayı da bir güzel düzelttim mi, meclisin önüne gideceğim. Oraya da gelir misin?

- Hayrıdır, orada ne yapacağız?

- Büyük bir kartonun üzerine, Arap harfleri ile <ı>“4 karı isterim” diye yazıp, kapısının önüne oturacağım.

- O nerden çıktı şimdi…

- E… Artık <ı>“Laiklik” ilkesinin canına okumadık mı Talip Beyciğim, dört karı almak da bizim hakkımız, biri var, kaldı geriye 3 karı…

- Yahu… İbrahim Bey, bari <ı>“Karı” deme <ı>“Hanım” de…

- Diyemem, <ı>“hanım” dersek kabul etmezler, ama <ı>“Karı” dersek belki kabul ederler.

- Olur mu peki?

- Olma mı?... Kitaba göre olur. Her ne kadar Hz. Ali, Peygamberimizin kızı Hz. Fatma ile evliyken, Hz. Ali ikinci bir <ı>“Karı” olmaya niyetlenmiş. Bunun üzerine Hz. Fatma, ağlayarak babasına gelmiş ve çok üzgün olduğunu ve bunu kabul edemeyeceğini söylemiş. O zaman Sevgili Peygamberimiz, Hz. Ali’ye haber göndermiş ve <ı>“Söyleyin Hz. Ali’ye, ikici eş almadan önce, Hz. Fatma’yı boşasın” demiş.

- Peki İbrahim Bey… Biz üç tane daha alırken, evdekilerden de olursak n’olacak?

- Onların babaları Peygamber mi Talip Bey, bir şey olmaz…

- Yok arkadaş, ben Arapça harflerle yazılmış <ı>“4 karı isterim” talebi ile TBMM kapısı önündeki eyleme katılmam…

- Olmadı Talip Bey, sen baştan <ı>“dönek” durumuna düştün. Başladın mı bitireceksin işi. Baksana Sayın Başbakanımız ne demiş Almanya’dan?

- Ne demiş?

- <ı>“Hedefe er geç ulaşacağız” demiş.

- İbrahim Bey… Sen çıkrıkçılara git, şalvarını, cübbeni, sarığını ve de takkeni al… Hatta masa örtüsünü de. Lakin beni bu işin içine karıştırma. Meclise de giderken yanına başkalarını bul, ben yokum…

- İyi… Sen bilirsin, gün gelir bizden yana olursan, o zaman da biz seni yarı yolda bırakırız.

Kimse istemese de ben gideceğim, moda renkler ve uyum içinde bir tarz yaratarak, takkemi, sarığımı, şalvarımı, cübbemi alacağım. Ayağıma da bir <ı>“Çarık” veya “Pantufla”[2] alacağım. Altına da bir soğuk kuyu lastiği…

Talip Bey beni yarı yolda bıraktı vallaha. Hani Cumartesi günleri <ı>“Efsane Bulgur pilavı” olmasa, bir daha yüzüne bakmam ama ne edersiniz, çıkarlarımızı da bu arada korumak zorundayız. Onu da elhamdülillah(!) öğrendik…

Hadi <ı>“Aleykümselâm”, gidiyorum ve <ı>“Laptop”umu da kapatıyorum.

<ı>10 ŞUBAT 2008



<ı>[1]<ı> Lafı gelişi “Çıkrıkçılar yokuşu” dedim. Tüm Çıkrıkçılar yokuşu esnafını tenzih (Arılama, kusur kondurmama) ederim.
<ı>[2]<ı> “Mesh”in sayası ekose dokuma yünden olanı… Eskiden Kayseri’de kış mevsiminde okula giderken giyerdik. Sıcak tutar.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Hazırlanalım efendim, yanlız acele edelim, hedefe çok az kaldı.

Haçovalı 
 12.02.2008 8:53
Cevap :
Sayın "Haçovalı"... Aceleye gerek yok efendim, artık bu tür malzemeler, satış yerlerinde çok bulunacak. Bizler sadece "Modaya uygun" tarzda satın almaya özen göstereceğiz. Teşekkür ederim, Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  12.02.2008 11:34
 

Sevgili Dostum, Drakkar bir viking gemisi, bir fransız erkek parfümü markası ve bir paraşüt tipi. Benim bu nicki seçmem ise, Paraşütle bağlantılı. Bu açıklamadan sonra gelelim asıl konumuza... Cumhuriyet kazanımları birileri istedi diye rafa kaldırılacaksa, yapılması gereken bir kaç işleri daha olmalı. Köleleştirmenin adını özgürlük koyanlarla, sözüm ona özgürlükçü üç beş dönek taraf değiştirmekle bu iş bitmiyor. Saygılarımla

Talip Bölükbaşı 
 11.02.2008 14:22
Cevap :
Sayın Bölükbaşı... Düzeltme için teşekkür ederim. Diğer taraftan, beni zaten yarı yolda bırakmayacağını, şaka yaptığını biliyordum, sağolasın... Saygılarımla... İBRAHİM PEKBAY  11.02.2008 14:26
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1104
Toplam yorum
: 2655
Toplam mesaj
: 212
Ort. okunma sayısı
: 908
Kayıt tarihi
: 28.01.07
 
 

Emekliyim ama “Tekaüt” değilim. 1961 yılından beri değişik “Anadolu” gazetelerinde yazdım. 1984-8..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster