Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Ocak '21

 
Kategori
Ruh Sağlığı
Okunma Sayısı
37
 

Takotsubo Kardiyomiyopatisi

Ne zamandır yazamıyorum. Biriken kelimelerin telaşından sıkıştı zihnim sanırım.

Günlerden Cumartesi. Sabah saatleri. Ankara ayazı kesiyor insanın ruhunu. Mevsim kış. Üstelik geç geldi. Kış. Birçok geç gelen gibi. 

Bu sabah ilk yazı kırılan kalplerle ilgili.

Kırık kalp sendromunu biliyor musunuz?

Ben doktor değilim. Ancak tıbbi olarak böyle bir sendrom olduğunu okuduğum için ilgimi çekti biraz araştırdım.

Takotsubo Kardiyomiyopatisi, doğru yazmışımdır diliyorum. Doktorlar daha detaylı açıklamasını elbette yapar ama, şöyle yazayım. Bedenin yoğun strese karşı verdiği tepkinin adıymış. Kalp Krizine benzer belirtileri varmış. Bu durum geliştiği esnada kalbin sol bölümü, Japon balıkçıların kullandığı avlama kabına benzediği için bu adı almış. Kalbim sol bölümü dedik ya, sevilen birinin ölümü gibi stres yaratan durumlarda pompalama da görülen bozukluk bu durumu anlatırmış.

Daha detaya girersem doktorlara saygısızlık etmiş olacağım.

Bunlar hep stresin ne olduğunu bilmemekten. Ya da toplumsal olarak stresi düşman olarak bellemekten.

Çocukken korku nedir bilmeyiz. Korku bize ailelerimizin öğrettiği davranış biçimleri ile yerleşir. Büyüdükçe yerleşen o davranışlar stres olgusunu tanımamıza da sebep olur. Ondan sonra "asla" diyecek hale geldiğimiz olayları yaşar bu tür sonuçlarla karşı karşıya kalırız. 

Kırık Kalp Sendromu dün neredeyse başıma geleceğine inandığım bir durumdu.

Burada yazılı bırakıyorum ki, gözümüzün önünde olsun, stres olmamıza neden olan durumları daha sağlıklı yorumlayıp daha sağlıklı bir hayat sürebilelim .

Hikaye odur ya Boğaz'da insanları salıyla karşıya taşıyan adamın adı çıkmıştır.

Salına binen her kadınla bir şeyler yaşadığı söylenir.

Bunu merak eden bir kadın bir gün tüm cesaretini toparlayıp ne olacak acaba merakıyla adamın salına biner. 

Sala bindikleri ve boğazın karşı yakasına doğru gitmeye başladıkları anda adamı gözlemlemeye başlar kadın.

"Derler" demektir. Sürekli "derler" diye sayıklamaktadır. Kadın sinirlenmiştir sayıklamasından. Üstelik insanların söylediği gibi de davranmamaktadır. Nedir bu adamı bu kadar bilinir kılan diye düşünür.

Dayanamaz sorar. 

"Ne derler be adam!".

O an yüzüne dahi bakmayan adam döner gülümser kadına.

"Derler" der, "Yapmasan da yaptı derler."

Şimdi bu hikayeyi neden anlattım anlatmayacağım ama aynı bu hikayedeki durumu yaşatan insanlar yüzünden dün yaşadığım darlığı unutmayacağımı söylemek isterim.

Takotsubo Kardiyomiyopatisi. Bu kavramı unutmamak adına bu yazıyı yazıyorum.

Stres aslında hayatımızı değiştiren anların habercisidir. Yani doğru okursak ya da değerlendirirsek bizi dönüştürür ve güçlü bir anka kuşuna çevirebilir.

Ama bazen öyle olur ki baş edilmez ve hasta eden bir hale gelebilir.

Günlerden Cumartesi.

Hasta ruhlu insanların bilmedikleri hakkında "demeleri"nden ötürü Kırık Kalp Sendromu ile tanışmaya ramak kalmışken, yepyeni bir güne evrildim ben.

Herkesin hayatında böyle dönemler olur bilinciyle.

Stres ile baş etme noktasında aldığım eğitimler belki ileriye taşıyor beni.

Stres ile nasıl baş edileceğini de anlatırım bir gün belki.

Ama şu ülke koşullarında diyenler yüzünden kırılan kalpler adına bir şeyler söylemek istedim yalnızca.

Yalnız değilsiniz. Güçsüz değilsiniz. Alışkanlıklarınızı yönetmeyi öğrenmeli ve ileriye dönük yaşamaya devam etmeliyiz.

Stresle başı belada olan bir insan olarak söylüyorum bunu.

Dünya dönmeye devam ediyor. Diyenler susuyor. Değişmez sanılan alışkanlıklar değişiyor. Nefes alma süremiz bizim tarafımızdan belirlenmediği için nefes almaya devam edeceksek, yaşamak da mümkün hale geliyor.

Ama değmeyen insanlar yüzünden kendimize zarar vermeye izin vermek bir çözüm olmuyor.

Değişim mümkün.

Susturmak ve başarılarınızla konuşturmak mümkün.

Dediler diye sevdiklerimizden kopmamak mümkün.

Kimseye bir zararı olmayan bir insan olduğunu davranışlarıyla göstermek mümkün.

Kimsenin kimseye kendini kanıtlama yükümlülüğü yok.

Kendinize iyi bakın. Ve bu cumartesi siz de aklınıza ne geliyorsa ya yazın ya da anlatın.

İyi geliyor.

Tarih atmıştık değil mi? 30.01.2021

Bahar yakın.

Günaydın.

 

 

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 17
Toplam yorum
: 3
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 81
Kayıt tarihi
: 11.01.21
 
 

Sosyolog, Profesyonel Koç, Kişisel Gelişim Uzmanı, Bağımlılık Danışmanı, Yazar, Daimi bir Öğrenci, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster