Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '13

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
2021
 

Taksim gezi parkı gerçeğini öğrenmek ister misiniz, ve Gasp Kültürünün pabucumun aydınlarını?

Taksim gezi parkı gerçeğini öğrenmek ister misiniz, ve Gasp Kültürünün pabucumun aydınlarını?
 

Resim;" http://urun.gittigidiyor.com/koleksiyon/hurriyet-4-haziran-1960-hurriyet-sehitleri-22934547" alınmıştır.


Bakınız! Kendilerini “Aydın” gören kimi insanlar, belki de hiç farkında olmadan nelere alet olmakta ve bu aydınlar, bir papağan misali, konuşulanları hiç sorgulamadan nasıl da kabul ve tekrar etmektedirler.

27 Mayıs Darbesi’nden bir hafta sonra. Gazetelerin manşetlerinde darbeci Milli Birlik Komitesi’nin dehşet verici bir tebliği bulunmaktadır. Komitenin basın sözcüsü Albay Ertuğrul Alatlı’nın (Alev Alatlı’nın babası) resmî açıklaması herkesi şok eder.

Açıklamaya göre 27 Mayıs’a giden yoldaki kilometre taşlarından 28 Nisan 1960’taki Ankara ve İstanbul olayları sırasında Demokrat Parti iktidarı yüzlerce genci öldürmüş, cesetlerini de ortadan kaldırmıştır. Cesetlere ne olmuştur peki?

Milli Birlik Komitesi’nin 4 Haziran 1960 günü bütün gazetelerin manşetindeki resmî açıklamasından okuyalım:

-Cinayetleri yapanların kendi suçlarını örtmek, cesetleri yok etmek için akla hayale gelmeyecek canavarca tedbirlere başvurdukları anlaşılmaktadır. Şehitlerin gizli yerlere gömüldükleri, ıssız yerlerdeki kuyulara atıldıkları, bir kısmının buzdolaplarına konulduğu ve bir kısmının da hayvan yemi yapılan makinelerde kıyılarak toz haline getirildiği hakkında korkunç haberler alınmaktadır.

Cinayetlerin kısa zamanda meydana çıkarılması ve canilerin ele geçirilmesi için sayın talebe velilerinin ve sayın halkımızın resmî makamlara ve üniversite tahkik heyetlerine yardımcı olmalarını rica ederiz.” (1)

Üniversitelerde kurulan heyetlere, her yerde yapılan aramalara, kazılara, bizzat rektörlerin çağrılarına rağmen bahsedilen cesetler bir türlü bulunamaz.

MBK ikinci bir tebliğle durumu toparlamaya çalışır:

Ve sonunda 28 Nisan 1950 ile 27 Mayıs 1960 tarihleri arasında Demokrat Parti iktidarının öldürdüğü iddiasıyla ikisi İstanbul, üçü Ankara’da beş genç bulunur.

Gazeteler günlerce hikâyelerini anlatır, anma törenleri ve fotoğraflarının taşındığı yürüyüşler düzenlenir. İstanbullu iki protestocu genç için milli Birlik Komitesi görkemli bir cenaze töreni tertip etmiştir.

9 Haziran 1960.

İstanbul’daki devlet erkânı, öğretim üyeleri, subaylar ve binlerce İstanbullu, iki protestocu öğrenciye veda için Beyazıt Meydanı’nı doldurmuştur. Dev bir Atatürk resminin asıldığı tarihî kapıdan Atatürk heykelinin yanındaki iki katafalkta yatan öğrencilere bakan kalabalık

-“Olur mu böyle olur mu, kardeş kardeşi vurur mu” marşını söylemektedir.

Yanında generallerle ağır ağır kürsüye çıkan rektör Sıddık Sami Onar ağlamaklıdır:

-‘Daha başka ölülerimiz de vardır. Naaşlarını belki bulamayacağız. Ama onları da kardeşleri gibi Ata’nın yanında kalplerimize gömeceğiz.

Anıtkabir’in Çankaya’ya bakan tarafında hazırlanan mezara Harbiye öğrencilerinden oluşan tören mangasının üç el ateşiyle önce Teğmen Ali İhsan Kalmaz gömülür. Yirmi iki yaşındaki genç topçu teğmen, 27 Mayıs gecesi Büyük Postane’yi teslim almaya çalışan Harbiyelilerden biridir.

Direnen polisi teslim aldıktan sonra paniğe kapılan bir jandarma askerinin silahından çıkan kaza kurşunuyla hayatını kaybetmiştir. Olayla ilgili tahkikatın sonunda er Abdurrahman Sarı gözaltına alınır.

Ama soruşturmanın akıbetiyle ilgili cenazeden sonra gazetelerde bir daha haber çıkmaz. (2) 

Tören mangasının ikinci ateşiyle ikinci mezara on bir yaşındaki Ankaralı Maarif Koleji öğrencisi Ersan Özey gömülür. Ersan Özey, 27 Mayıs sabahında darbeyi kutlamak isteyen CHP’li babasıyla arabayla gezintiye çıkmıştır. Çankaya’da sokağa çıkma yasağını ihlal ettikleri için üzerlerine ateş açılmış ve babasının yanında askerler tarafından vurularak hayatını kaybetmiştir.

Manganın üçüncü ateşiyle bu defa mezara, büyük törenlerle İstanbul’dan getirilen iki cenazeden biri, İstanbul Üniversitesi Orman Fakültesi öğrencisi yirmi yaşındaki Turan Emeksiz gömülür.

Malatyalı Emeksiz, 28 Nisan 1960’ta polisin sert biçimde bastırdığı Beyazıt’taki DP karşıtı büyük gösteride vurularak hayatını kaybetmiştir.

Turan Emeksiz’in polis silahından çıkan bir merminin yerden sekmesi sonucu öldüğünü söyleyen Adli Tıp uzmanları, otopsi raporunu çarpıttıkları için meslektaşları tarafından Milli Birlik Komitesi’ne ihbar edilir; Yassıada’da, Bayar, Menderes ve yüz on yedi DP’liyle birlikte Ankara-İstanbul Olayları Davası’nda yargılanırlar.

Uzun uzun sorgulandıktan sonra kurşunun sert bir zemine çarparak yamulduğunu, olayın kaza olduğunu yazdıkları otopsi raporlarının arkasında durur ve beraat ederler.

Cenazesi İstanbul’dan getirilip dördüncü mezara gömülen Nedim Özpolat da aynı gösteride hayatını kaybetmiştir. İstanbul Erkek Lisesi öğrencisi Özpolat’ı, Yassıada Başsavcısı Altay Ömer öyle anlatır:

-‘İstanbul lisesi bu genç şehit, heyecanlı mizacının ve vatanperverliğinin tesiriyle üzerinde nutuk söylediği hareket halindeki tanktan, diğer bir tanka atlarken ayağı palete takılmış ve paletler arasında kalan vücudu hurdahaş olmuştur. (3)

Ve Anıtkabir’deki son mezara Harbiye birinci sınıf öğrencisi Sökmen Gültekin defnedilir. O da 27 Mayıs gecesi darbeye hazırlanırken elindeki Thompson silahın ateş alması sonucu kendini vurmuş ve hayatını kaybetmiştir.

Atatürk’ten sonra Anıtkabir’e defnedilen ilk cenazelerdir onlar.

-“Biz onları Atatürk’ün ayakları dibine nöbetçi dikeceğiz.” Diyerek ailelerin cenazeleri memleketlerine götürmesine karşı çıkan darbenin lideri Cemal Gürsel’in fikridir bu.

1966’da vefat edince o da onların yanına, Anıtkabir’deki Hürriyet Şehitliği’ne gömülür. Ondan önce ise 21 Mayıs 1963’te Talat Aydemir’in darbe girişimi sırasında bu kez darbeciler tarafından öldürülen Hava Albay Fehmi Erol, Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı Komutan Yardımcısı Cafer ve Atilla ve erler Mustafa Şahin, Mustafa Çakı, Hasan Aktar’ın cenazeleri Anıtkabir’e defnedilir.

‘Hürriyet Şehitleri” bu görkemli cenazeden sonra da unutulmaz.

Teğmen Ali İhsan Kalmaz “İkinci Kubilay” ilan edilir. Şiirleri, konuşmaları kitaplaştırılır, dergilere kapak olur, her yere posterleri asılır; adı, memleketi olan Isparta’nın lisesine, İzmir ve Mardin’de birer ilkokula, İstanbul Boğazı’ndaki bir vapura verilir.

On bir yaşındaki Ersan için de yürüyüşler yapılır, Çankaya’da vurulduğu caddeye (Şehit Ersan Caddesi) ve meşhur bir taksi durağına adı konur. Turan Emeksiz’in İstanbul Üniversitesi, Cağaloglu Yokuşu ve memleketi Malatya’ya üç büstü dikilir; adı, Malatya’da bir caddeye bir liseye ve İstanbul Boğazı’ndaki bir vapura; Nedim Özpolat’ın adı ise Kayseri’de bir ilkokula ve İstanbul’da bir sokağa verilir. Harbiye birinci sınıf öğrencisi Sökmen Gültekin’in anne ve babasına ayrı ayrı Meclis kararıyla maaş bağlanır.

Ve yirmi sekiz yıl sonra..

Tarih: 23 Ağustos 1988. (4)

Anıtkabir’deki mezarlıkta tören mangası yine “Hürriyet Şehitleri”nin mezarlarının başındadır. Geniş güvenlik önlemleri altındaki gizli tören, yirmi sekiz yıl öncekine göre hayli sessiz ve sadedir. Gözü yaşlı aileler, çocuklarının kemiklerinin mezarlardan çıkarılıp poşetlere konuşunu izlemektedir.

Ellerinde kazma küreklerle görevliler mezarları kazmaktadır. İmamlar ise arkada beklemektedir.

Bir kanun çıkmış, Anıtkabir’den İnönü dışındaki tüm cenazelerin taşınması kararlaştırılmıştır. Esas sebep ise hiç şüphesiz 12 Eylül’ün 27 Mayıs’la hesaplaşmasıdır.

Yine de Cemal Gürsel’e bir torpil geçilmiş, onun mezarı törenle Devlet Mezarlığı’na götürülmüştür.

27 Mayıs ve 21 Mayıs’ta ölen on gencin cenazeleri ise sessizce Cebeci Şehitliği’ne taşınacaktır. Acıları yeniden depreşen aileler bu muameleye tepkilidir.

27 Mayıs darbecilerinin propaganda için politik nedenlerle yirmi sekiz yıl önce devlet töreniyle Anıtkabir’e gömdükleri gençleri, 12 Eylül darbecileri şimdi yine politik nedenlerle buradan sessizce götürmektedir. İsimleri okullar ve vapurlardan kaldırılır.

Büstleri bir köşede unutulur.

Çünkü devletin artık onlarla işi bitmiştir. (*)

...

Yazı üzerine sözü olan "Aydınlar!" görüşlerini şapabilir!!!

www.canmehmet.com

Resim; http://urun.gittigidiyor.com/koleksiyon/hurriyet-4-haziran-1960-hurriyet-sehitleri-22934547

(*) Kaynak; “CUMHURİYET’İN BEYAZ MAĞDURLARI “ Yıldıray Oğur, TİMAŞ YAYINLARI, 1.BASKI Mart 2013, İstanbul

Yazarın alıntıları ve kaynakları;

1.Hürriyet, 4 Haziran 1960; Milliyet, 4 Haziran 1960.

2.Millliyet, 14 Eylül 1960.

3.Yassıada Zabıtları, a.g.e., s. 3093. Yassıada’daki tanıklardan Güzel Sanatlar Akademisi Süsleme Bölümü öğrencisi Atilla Çoruh, olay anını şöyle anlatmıştı: “Tankın arkasından üzerine çıkmak isterken kızmış olan egzoz borusunu tutmuş, sonradan eli yanıp bırakmış. Arkadan da bir buçuk metre ara ile diğer tank geliyormuş, arkadan gelen tank öndeki tanka bindirmiş ve arkadaşın belinde aşağısı çok feci şekilde ezilerek ölmüş.” A.g.e. Cilt: 3, s. 1326.

4.Milliyet, 24 Ağustos 1988.

-Emine Gürsoy Naskali (Haz.), Yassıada Zabıtları: İstanbul ve Ankara Olayları Döz;flsz, Cilt: 3-4, Kitabevi Yayınları, İstanbul, 2008.

-Cumhuriyet, 4-11 Haziran 1960.

-Hürriyet, 1-11 Haziran 1960.

-Milliyet, 4-11 Haziran / 14 Eylül 1960, 24 Ağustos 1988.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Mehmet Bey,diyelim ki bütün yazdıklarınız doğru ve gerçek.O zaman Niye İsmet İnönü ve de Adnan Mmenderes Ülkeyi doğru olan yola sokmamışlar.Sokamamışlar.Biliyorsunuz ki Adnan Menderesin ülkenin geleceğini İpotek altına alan Ticari ve Kültürel anlaşmalar imzaladığı söylenir Amerika ile.Mehmet Bey,11.11.1938 den sonra bir sürü vatan evladı o meclise gelmiş geçmiş onlar düzeltse idi ya

mehmet binlik 
 06.06.2013 11:31
Cevap :
Değerli Mehmet Bey, Rahmetli Adnan Menderes, İnönü ve Bayar ikilisinin kurbanıdır. Üşenmeden bu konularla ilgili yazılarımızın tamamını okursanız, Rahmetli Menderes'in nasıl bir oyunun kurbanı olduğunu bilirsiniz. Bayar, Hem İnönü'nün, hem de Mustafa Kemal Paşa'nın Başbakanıdır. Yani, mutemet insanıdır. İş bankası meselesi var ki, "Atatürk koruma kanunu" da bu nedenle çıkarılmıştır. Ne yazıkki, gerçeklerimizi tam olarak bilmiyoruz. Sağlıcakla kalınız.  06.06.2013 11:38
 

Mehmet Bey,ne tesadüf ki sizin araştırdıklarınız ve okuduklarınızda hep Mustafa Kemal Atatürk'in aleyhine neden acaba?Bu Ülkenin ne petrolü var ne teknolojisi diyorsunuz.Ülkenin İhracaat rekorları kırılırken ve ülkenin ekonomisinin en güçlü olduğu söylenen zamanda yabancıların Petrol aramasını hoş görüp Atatürk zamanında ki Türkiyenin bazı tavizler vermesini bir ayıp olarak göstermeye çalışıyorsunuz....

mehmet binlik 
 06.06.2013 11:25
Cevap :
Değerli Mehmet Bey, "Yokluğa yiğitlik olmuyor." Devlet yaşamında mıcizeler, değil imkanlar sizleri bir yere götürmektedir. Alıngan olmamak lazım! Sağlıcakla kalınız.  06.06.2013 11:34
 

Size yolladığım 2 kararname Atatürk Türkiyesinde olsa idi Siz ne yazacaktınız.Kemalist Cumhuriyet ekonomisi, yabancılara verilen yatırım izinleri ve dış borçlar benzeri başlık atarmıydnız?Affairisme diye başlık atıp Atatürk Ekonomisinin çarpıklığından gem vururmuydunuz?Sizce bu 2 kararname nasıl yorumlanmalıdır?

mehmet binlik 
 06.06.2013 0:05
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, Cevap diğerinde verilmiştir. Sağlıcakla kalınız.  06.06.2013 11:49
 

Değerli Mehmet Binlik, bilirsiniz, Demokratik toplumlarda vatandaşlar, hükümetlerin uygulamalarını beğenmediklerinde tepki vermektedirler. "Gezi parkı" olaylarını da bu doğrultuda görmek gerekir. Ve Meclis, halkın seçtiklerini barındırmaktadır. Eğer, faaliyetlerini, çıkardıkları yasaları beğenmiyorlarsa zamanı geldiğinde de değiştirmektedir. Sağlıcakla kalınız. 04.06.2013 21:00Bu yorumuzu alıp soruyorum.O zaman 1915-1938de ki uygulamaların altında niye hinlik arıyorsunuz?Yada komplo teorisi üretiyorsunuz?1938 den sonra en az 100 kez değiştirilen yasalara rağmen dönüp dönüp Atatürk Türkiyesinizan altında göstermeye çalışıyorsunuz? yazıyorsunuz????

mehmet binlik 
 05.06.2013 23:51
Cevap :
Değerli Mehmet Binlik, bilirsiniz, tartışmalar yeterli bilgi ile yapılabilmektedir. Duygularla değil. Öncelikle bu meseleleri anlamamız için kişilerden arındırmamız gerekmektedir. Türklerin Anadolu'ya gelmelerinden itibaren yaklaşık 1000 yıllık bir süreçte; Cenevizliler, Venedikliler, Galyalılar, Haçlılar, Eyyübiler, Selçuklular, Osmanlılar, Bizanslılar, Safeviler, Karaman ve diğer önemli beyliklerin tarihlerinin yanında; Tanzimat, sanayi devrimi (Fransa-İngiltere-ABD)ve petrolü bilmeden; Ne Osmanlıyı, ne 1.ci-2.dünya savaşlarını, ne cumhuriyetin ilanını, ne hilafetin kaldırılmasını, ne hanedanlığın sürgününü, ne İngiliz milletler topluluğunu, ne (Hindistan) sömürge valilerini, ne de, 1970 iran devrimi ile 1980 darbesini kavrayamayız. Hepsini kavranması için, yaklaşık 1000 (bin) kitap okunması gerekir. Değilse, rüzgara ıslık çalarız! Sağlıcakla kalınız.  06.06.2013 11:48
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 1049
Toplam yorum
: 2662
Toplam mesaj
: 242
Ort. okunma sayısı
: 1718
Kayıt tarihi
: 29.08.06
 
 

Ticari ilimler akademisindeki öğrenciliğim sırasında, bir kamu iktisâdi kuruluşunda başladığım ça..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster