Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Ekim '18

 
Kategori
Anne-Babalar
Okunma Sayısı
86
 

Tam Sınava Çalışacağım Aklıma Aşkım Geliyor…

Tam  Sınava Çalışacağım Aklıma Aşkım Geliyor…
 

 Anlıyorum zor evet zor hem büyümek hem öğrenmek hem aşık olmak hem başarmak daha da zoru  hepsini bir arada yapmak ... Zor tabii ki ama bir o kadar da keyifli değil mi hepsini yapmak, başarmak...

Hadi kolaylaştıralım biraz senin için işleri!
Şimdi bir düşün aşağıdaki durumlardan hangisi sana daha uygun?

Sınav kapıya dayandı.
Aşıktın, çalışmadın, vicdan azabından ölüyorsun.
Aşıktın ama çalışmayı seçtin. Aşkını yaşamadığın için pişmansın.
Arkadaşlarınla eğlenmeyi seçtin. Sınava yeterince hazırlanmadığın için pişmansın.
Çok çalıştın, arkadaşlarına katılmadın. Eğlenceyi kaçırdığın için pişmansın.
Çok çalıştın ama hala kendini hazır hissetmiyorsun. Eğlenceyi kaçırdığına pişmansın.
Çalıştın, aşkını yaşadın, arkadaşlarınla eğlendin ve yine de sınava hazırsın.

Hayat yaşadıkların arasında bir denge kurma meselesi. Eğer (f) şıkkını seçtiysen seni ayakta alkışlıyorum. Yetişkinlere taş çıkarırcasına, sen bu dengeyi kurmuşsun.

Ama diğer şıklardan biri sana daha uygunsa ya da o dengeyi kuramadığını gösteren başka bir durumu kendin için tanımlıyorsan, işte orada bir dur. Bir şeyleri kenara itmek, duygularını yok saymak, dersleri ciddiye almamak yani hayatı eksik yaşamak için henüz çok gençsin.

Hayat duygularımızdan oluşan rengarenk bir dünya. Duygularını yaşamaya ne kadar çok izin verirsen o kadar çok renkleniyor. Kaptır kendini, koy ver gitsin demiyorum. Sadece her şeyi birlikte yapabilirsin diyorum. Sınava hazırlanırken aşık olabilir bunu  sonuna kadar iyisi ile kötüsü ile  yaşayabilir, arkadaşlarınla eğlenebilirsin. Hatta bunları yaptığında sınava daha da iyi hazırlanırsın. Çünkü biraz olsun nefes almak için kendine vakit ayırmış olursun.

‘Senin için  konuşmak kolay,’ der gibisin… Haklısın. Hayat üstüne üstüne geliyor olabilir. Okul, ödevler, sınavlar, kurslar, arkadaşlarınla yaşadığın gerginlikler, aşık olman, evdeki sorumlulukların, yakandan çekiştiren kardeşin, sıkboğaz yapan ağabeyin ya da ablan, seni anlamayan öğretmenler, küstüğün en yakın arkadaşın, annen baban, servisteki baş belası çocuk ya da kız… Her şey, herkes bir insana karşı mı olur yahu? E, olmaz… Sana öyle gelir sadece. İşte bundan kurtulmanın yolu da o kızdığın anne babanla yakın olabilmen. Onlar seni desteklemek için yanındalar aslında. Öyle hissetmiyorsan da kendini yakın hissettiğin başka bir yetişkinin kapısını çal, okuldaki rehber hoca, bir arkadaşının annesi, sevdiğin bir öğretmenin… Yardım iste, sesini duyur, yalnız değilsin unutma.

Hayatın dengesini kurabilmen için o yetişkinin kapısını çaldığında birlikte önceliklerini belirleyebilirsiniz. Aşkla sınav başarısı arasında öncelik nasıl mı belirlenir? Hayatında olmadığında kendini daha kötü hissettirecek olanı seç. Öncelik belirlemek bir şeyi seçip tüm hayatına ona göre yön vermek demek değil. Vaktini önceliklerin arasında nasıl paylaştıracağın konusunda sana yön verecek sadece. Mesela, testler çözülmeden arkadaşlarla buluşmak yok diyebilirsin. İşte önceliğini belirledin ama test çözmek için arkadaşlıklarını, eğlenceyi feda etmedin. Kimse mutsuz olduğunda başarılı olamaz… Seni mutlu eden şeyleri hayatından çıkarmamak için önceliklerini belirlemelisin.

Önceliklerini belirledin mi? Neye ne kadar vakit ayırmalısın? Hedefin ne? İşte burada da dikkatli olmalısın. Günde 1000 test çözmek (bilerek abartıyorum, sen anladın zaten) uçuk bir hedef ya da arkadaşlarınla her gün okul sonrası 3-4 saat geçirip sonra test çözmen de mümkün değil sanki. Biraz ondan biraz bundan, ortaya karışık olacak şekilde hedeflerini belirle ki sonradan kendini paralama. Ama dikkat etmişsindir sanırım. Yine tek bir şeyi hayatına alıp, diğerlerini dışarıda bırakmaktan bahsetmiyorum.

Daima duygularına kulak ver. Kalbinin sesini dinle. Hissettiğin hiçbir şeyi göz ardı etme. Üzgün müsün? Kızgın mısın? Öfkeli misin? Stresli misin? Aşık mısın? Her şey üstüne üstüne mi geliyor? Neden böyle hissediyorsun? Hangi duygun daha yoğun? Anlamaya çalış. Sonra sana böyle hissettiren şeyleri bul. Onlara daha az vakit ayır. Arkadaşlarınla vakit geçirmek sınava çalışmadığın için vicdan azabı yaşatıyorsa arkadaşlarına ayırdığın vakti kısalt, ama sakın görüşmeyi kesme. Aşık oldun, onu görmek istiyorsun ama daha da test çözmen gerek. Biraz ona vakit ayır, sonra aklını çözdüğün teste daha iyi verirsin. Unutma, her şeyin başı denge!

Bir de her şeyin başı sensin! Sen ne istiyorsun? Kendini daha iyi nasıl hissedeceksin? Suçluluk duymadan istediklerini yapabilmen gerek. Suçluluk, vicdan azabı, pişmanlık yaşıyorsan kendini iyi anlamamışsındır, önceliklerini doğru belirleyememişsindir. O zaman panik yok! Başa geri dön. Kendine sor. Beni ne mutlu edecek? İşte ilk önceliğin o. Ama tabi diğerleri bir kenara değil.

Sorumluluklarını göz ardı etme, duygularını bastırma, eğlenmeyi unutma, kendine zaman yarat…

Her şey dahil bir hayat planlamalısın kendine.

Hazır mısın?
İşte senin yaşında bir gencin yazdığı  15 yaş manifestosunu yaşa ( ben daha büyüğüm deme oku  bak  göreceksin sana da uygun )

15 Yaş Manifestosu
    Her şeyi zamanında yap
    Arkadaşlarının değerini bil
    Ailenin değerini bil
    Yeni deneyimler yaşa
    Değişik yerler gez, gör
    Genel kültürünü arttır
    Her şeyden keyif almaya bak

ETEM SEVİK bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 168
Toplam yorum
: 11
Toplam mesaj
: 3
Ort. okunma sayısı
: 313
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

Elgiz Henden 1968 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 1989 yılında, yük..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster