Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Ocak '12

 
Kategori
Ekonomi - Finans
Okunma Sayısı
962
 

Tamamen davranışsal

Tamamen davranışsal
 

 

‘Rasyonel’ olarak kabul edilse de bireysel yatırımcılar, psikolojik önyargılarla dolu, zaaf sahibi bireylerdir. Yatırım kararlarını, rasyonel süzgeçlerden geçirmek yerine oldukça sezgilere ve hislere dayalı bir düşünce tarzıyla almaktadırlar. 20. yüzyılın sonlarına doğru ‘davranışsal finans’ alanında çalışmalar artmış ve bireylerin tekrarlanan hatalar gösterdiğine dair birçok durum, deneysel örneklerle ortaya konulmuştur.
 
2009 ve 2010 yıllarında dünya borsalarını takip edenler bilir, kriz atmosferinden çıkılma aşamasıydı ve 2009 başında aldığınız herhangi bir hissenin kendini ikiye katlamaması için şirketin batması falan gerekiyordu. Borsada bir yatırımcının başına gelebilecek en kötü şeylerden biri, ilk göz ağrısı olan hisse(leri) ile yüksek kazanç elde etmesidir. Çünkü hayatının sonuna kadar böyle yaşayacağına inanır, ancak bir süre sonra işler tersine döner. İki yıl boyunca güzel kazançlar elde eden yatırımcılar, 2011 yılında duvara sert toslamış, Avrupa ülkelerinin borçlarını ödeyememesi, düşük istihdam verileri, yükselemeyen sanayi üretim endeksi ile resesyon korkusuyla dolmuş taşmış, üstüne ABD’nin kredi notunun kredi derecelendirilme tarihinde ilk kez düşürülmesiyle tası tarağı toplama kararı almıştır. Etkin piyasa hipotezinin aksine, irrasyonel yatırımcı hareketleriyle borsalar oldukça volatil takılmaya devam etmekte, bir türlü yönünü bulup ana trendine girememekte, özellikle Türkiye’de genel seçimlerden sonra rekor üstüne rekor bekleyen bir sürü profesyonel yatırımcıyı ters köşeye yatırmaktadır.
 
Davranışsal finans bunun gibi belirsizlik süreçlerinde daha çok konuşulmaya başlanır. Psikoloji ve finansı bir araya getiren bu dal, para harcayan bizlerin, neye ve hangi düşüncelerle yatırım yapmakta olduğunu anlamaya çalışır. Örneğin akbille aktarma yapıp 50 kuruş kar etmek için minibüs yerine otobüs beklemeyi tercih eden ‘rasyonel’ bir bireyin neden bir güneş gözlüğüne 300 lira verdiğini bu dal anlamaya çalışır. Bu da bir yatırım çeşidi, ancak konuyla ilgili araştırmaların çoğu borsa yatırımcılarının hataları üzerine yoğunlaşmış durumda.
 
Rasyonel kişi, sistematik olarak aynı hatayı yapmayan kişidir. Yatırım dünyası irrasyonel bireylerle dolu. Davranışsal finans üzerine çalışmaya başladığınızda karşınıza bir sürü ilginç yatırımcı özelliği çıkacaktır. Bunların birkaçından bahsetmeye çalışacağım:
 
İlk olarak, yatırımcı kayıptan kaçma eğilimindedir. Araştırmalar, bir insanın 100 lira kaybettiğinde hissettiği mutsuzluğun, 100 lira kazandığında hissettiği mutluluktan iki kat fazla olduğunu göstermektedir. Bu da literatürde ‘yatkınlık etkisi’ olarak geçen, benim literatürümde de ‘kazancı tescilleme, kaybı tescillememe’ olarak geçen bir duruma yol açar. Hisseyi alan yatırımcı, kazanç durumunda iken, bu başarısını tescillemek, rahat bir nefes almak ve kendisini psikolojik olarak ödüllendirmek için hisseyi bir an önce elden çıkartma arzusuyla dolar. Çıkartır da. Sonuç olarak hissenin yukarı gidişatına devam etmesiyle elde ettiği kazanca razı olmak durumunda kalır. Alınan hissenin düşmeye başladığı tersi durumda ise yatırımcı kaybı tescillememe, başarısız olmuş olmama kaygısıyla hisseyi gereksiz yere aylarca elinde tutar. En azından başabaş noktasında satma ve zarar etmeme niyetindedir. Ancak hem parasını aylarca bağlamış, zarar etmiş, hem de diğer yatırım olanaklarından yararlanamamış olur. Stop-loss denilen, yatırımcının belli bir fiyat seviyesine düşünce zararın neresinden döneceğine karar verdiği metot bunu engellemeye yöneliktir.
Diğer mevzu şans olaylarına aşırı reaksiyon göstermekle alakalı. Bir para atımında takip eden serilerden hangisinin gerçekleşme olasılığı yüksektir: YYYTTT mi, YTYTTY mi? Olasılık eşit olsa da sırf serilerden ilki sistematik, ikincisi tesadüfi duruyor diye insanlar hatalı olarak ikinci serinin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğuna inanmaktadır. Aynı şey, bir basketbol oyuncusunun başarısız serbest atışının ardından başarılı bir atış gelme olasılığını yüksek bulma hatasıyla da alakalı. Basket atışları kayıtlarına bakılarak yapılan çalışmalar, başarılı atış sonuçları arasında pozitif bir korelasyon bulamamıştır.
 
İnsanlardan tahminde ya da bir hesaplamada bulunmaları istendiği zaman sık sık kolay akla gelebilir rakamları ya da algılarının etkisiyle ilk gördükleri rakamları dayanak noktası yaparak yanlış sonuçlara ulaştıkları görülmüştür. Bir araştırmada deneklerden 2*3*4*5*6*7*8 çarpma işlemini 10 saniyede yapmaları istenmiş, cevapların ortalaması 512 olarak bulunmuştur. Aynı işlem başka deneklere 8*7*6*5*4*3*2 şeklinde sorulduğunda ortalama 2250 olarak bulunmuştur. Tahminlere dayanak alınan başlangıç noktası, kararlarda şekillendirici olmakta ve sonucu etkilemektedir. (Doğru cevap 40320 bu arada.)
 
Kendini kandırma teorisi, insanların kendilerini belli konularda gereğinden fazla iyi, akıllı, yetenekli görmesidir. Bir araştırmaya göre, sürücülerin yüzde 80’i kendi sürüş yeteneklerini ortalamanın üstünde bulmaktadır. Bu özgüven, yatırım kararlarında da ortaya çıkmakta, insanların iyi sonuçları kendi yeteneklerine, kötü sonuçları da dışsal sebeplere bağlamalarında neden olan ‘yükleme önyargısı’ ile birleşmektedir. Bir öğrenci için nasıl iyi notu o almış, kötü notu da hoca vermişse, yatırımcı için de hissesinin düşmesi ekonomik konjonktürün kötüye dönmesinden, beklenmeyen kötü verilerden kaynaklanır. Yine bir araştırma, yatırımcıların %45.6’sının krizi öngördüklerini söylemelerine rağmen, bunlar arasında kriz döneminde portföylerinin yarısından fazlasını hisse senedi olarak tutanların oranının %52.9 olduğunu tespit etmiştir.   
 
Aşırı güvenle ilgili bir çalışmada, bir yılı kapsayan bir araştırmada, çok sık işlem yapan bireylerin ortalama yıllık net kazancı %11.4, çok sık işlem yapmayanların %18.5 bulunmuşken, piyasa getirisi ise %17.9 olmuştur. Ayrıca yüksek riskli portföylere sahip olma bakımından bekar erkekler, evli olanlara göre daha fazla risk almaktadır. Onları evli bayanlar (sırtlarını birilerine yaslamış olmalılar) ve bekar bayanlar izlemektedir.
 
İnsanların etraflarından gelen tavsiyelerin mantıklı ya da mantıksız da olsa etkisi altında kaldığını gösteren bir araştırmada, bir gruba BM’deki Afrikalı ülkelerin oranı sorulur. Önlerinde 1 ve 100 arasında numaraların yazıldığı bir çark çevrilir. Çarkta 10 geldiğinde cevap ortalaması 25 iken, 45 geldiğinde ortalama 65 olur. Yatırımcılar da tahminlerini senedin o anki fiyatına yakın yapmakta ve etraftan gelen tavsiyelerin etkisinde gereğinden fazla kalmaktadırlar.
 
JP Morgan’da yatırım hesabı sahibi bir yatırımcı, fon yöneticisini arar ve tüm hisselerini satmak istediğini söyler. Yönetici, bu isteğini yazarak göndermesini ister. Yazarken beyninin mantıklı tarafını kullanan yatırımcının vazgeçme ihtimalini düşünmektedir çünkü.
 
ABD piyasasına yönelik yapılan çalışmalar, portföyünü çok sık gözden geçiren yatırımcıların daha fazla ve zararına işlem yaptıklarını göstermiştir. Bu nedenle bazı fon yöneticileri, yatırımcılarını her gün borsaya, hisselerinin değerine bakmama konusunda uyarmaktadır.
 
Davranışsal finans alanındaki çalışmalar sayesinde, bahsedilenler dışında sürü davranışı göstermek, aşina olunan hisselere duygusal bağlılık hissetmek, aşırı ya da düşük reaksiyon göstermek, kendi inançlarını destekleyici bilgi arama eğiliminde olmak ve diğer bilgileri reddetmek gibi bir sürü hatalı yatırımcı tipi ve özelliği tespit edilmiştir. Psikolojik önyargılarını anlama, neden yatırım yaptığını bilme, portföyde çeşitlendirmeye gitme gibi belirli ilkelerin izlenmesiyle uzmanlar, yatırımcıları bilinçli ve sağduyulu olmaya yönlendirmektedir. Yatırımcının hatalarının farkında olması ve bu farkındalığı eyleme geçirerek akıllı yatırım davranışları sergilemesi kendi irade gücüne kalmaktadır.
 
Kaynakça:
 
- Makale: Psychology of Successful Investing, Martin Sewell, Şubat 2011, University of Cambridge
- Kitap: Yatırımcı Psikolojisi, Dr Serpil Döm, Eylül 2003, Değişim Yayınları
 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

BU dalda derin bilgilere sahip olmadığımı belirterek yüzeysel bir fikrimi paylaşmak istiyorum müsadenizle... Emekten hisse olayı ilk kölelik ve sömürünün başlamasıyla dünya zenginlerine tanınmış sonraları da orta tabakanın yükselişiyle halka da sunulmuştur. Bu sunum yapılırken öncelikli emel emekçiyi ve sermayeyi güçlendirmek ve korumaktı. HErşeye rağmen kazanç mnetalitesi Amerikayla eşzamanda dünyada da başladığında ticari ahlak geriledi ve bildiğiniz gibi mortage ve kredi krizlerine neden oldu. Kapitalizm rasyonel beyinlerde gayet insancıl olabilerken irrasyonel sermayeci ve onların güdümündeki politikacıların sayesinde kendini zehirlemiştir.Tabii bu arada bilerek veya bilmeyerek insanlar bu ahlaksızlıktan pay alıyorlar ve gerçek bir halk kontrolü yok! Saygılarla

Süleyman Akyürek 
 09.01.2012 0:10
Cevap :
Bunlar hep kısmet Süleyman Bey. Alında ne yazılıysa o. Bir de, hoca da demiş ki, ''ya tutarsa?''  09.01.2012 20:07
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 52
Toplam yorum
: 69
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 1473
Kayıt tarihi
: 17.10.08
 
 

*Liberal muhafazakar, oldukça postmodernist ve meritokrat bir gezgin  *Kuleli - Galatasaray - Boğ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster