Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Şubat '08

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
592
 

Tanıdığınız bir tamirci var mı? Ya da tamir tadilattan anlayan biri…

Zor…

Parlak bi ilk cümle bulmak… ( Ben çok parlak bi çocuktum. Bu nedenle de, beni tanıyanların benimle ilgili beklentileri her daim çok yüksekti. )

Konuyu anlatan bi başlık belirlemek… ( Her şeyin en iyisini, en doğrusunu seçenlerden. Ona, bu yüklenenlerdendim. Bir iki isyan etmişliğim vardır tabii, çılgın zamanlarımda… )

Anlatmak istediklerini yazıya dökmek ve üstelik edepsizlik etmeyip sadece paylaşmak istediğin kadarını, okuyanın anlayabileceği şekilde yazabilmek… ( Damarlarımda kanım durulduktan sonra anladım ki; beni kimse anlamıyor, anlasa da yanlış anlıyor. )

Aklın nerelere uçup gitmişken, kendine yönelttiğin “e kardeşim, bunu neden hiç tanımadığın insanlarla paylaşasın ki?” suçlamasıyla başa çıkmak. ( Yorulunca artık yanlış anlaşılmaktan, bıraktım kendimi anlatmayı.)

Üstelik yazmaya çabalarken bi de dağılıp gitmek… bunun da üzerine yazarların neden ve ne cesaretle ve nasıl bir paylaşımcılıkla yazabildikleri üzerine kafa yormak, arkasından ilk kurgu, ilk kitap neyse ne, ne zaman yazılmıştı diye arama motorlarında gezinmek, bıkmayıp, kim bilir kim “yazmazsam ölürüm” demişti diye, düşünüp durmak ama bu arada aklına gelen küçücük konu kıvılcımını yitirmek…( Hayatta karşıma çıkan her şeyin en doğrusunu seçmeye çalışırken fark ettim ki yaşamayı kaçırıyorum. Titreyip kendime geldiğimi düşünürseniz yanılırsınız. İnatla devam ettim bana öğretilen yolda. )

Ekrana bakakalmak… ( Biraz da dışından bakarak, burada ne işim var edasıyla. Biraz uzaktan. Kibir diye de nitelendirebilirsiniz tabii. Ben, bu gün, yetiştirilme şeklinden diyorum. )

Biraz emri vaki oldu benim bu aileye katılmam. Genel istek üzerine anlayacağınız. Yok, çok iyi yazdığımdan ya da konuştuğumdan değil… Ya da çok kültürlü, çok bi şey olduğumdan hiç değil. Sadece zayıf bir “sen de yazsana” çağrısı. ( Hiç bi gruba, siyasi görüşe, bi şehre ait hissetmedim kendimi bu uzaktan bakmak nedeniyle. Eleştirilmekten de korktum biraz galiba. Akmaz kokmaz tayfasından olduğumu sanmayın. Çok da tavırlıyımdır olaylar karşısında. )

Bakıyorum sevgili blog arkadaşlarımızın yazılarına kimi mesleğinden yazıyor, kimi hobilerinden, kimi siyasi görüşlerinden, kimi ciğerinden kopup gelen duygularından. ( Ama kendinden emin görüntümün altında, ne yüzlercesi, binlerce soru var. Düşününce, hepsi nasıl daha iyi olurumla ilgili. Daha iyi bir anne, daha iyi bir kadın, daha iyi bir vatandaş, daha iyi bir vs. vs. Bunun yanına hiç de hırslı bir kişi olmadığımı eklerseniz, kendimle ilgili nasıl bir çelişkiler yumağı yaşadığımı tahmin edebilirsiniz. )

Pek de üretkeniz maşallah… mail kutusu isyanlarda. Haberciler geliyor ha bire… e, insan merak ediyor canım “ne yazmışlar” diye. Aç oku, oradan başka bi yazara yönlen oradan bi başkasına derken miiliyet blogdan çıkamaz oldum. ( Dört seçenekli testte konuyu hiç bilmediği halde, şıkkı ikiye indirebilen ve salladığı cevap mutlaka yanlış olanlardanım. Bunu iş hayatımda sıklıkla kullanırım. Aklıma gelenin tam tersini yaparak. Mesleğimde oldukça başarılıyım diyebilirim övünerek…)


Teknoloji ile yıldızımın hiç barışmadığını bilen sevgili iş arkadaşlarım şaşkınlık içindeler. “Ne MSN ler önerdik ne FACEBOOK lar hiç birine yüz vermediniz. Bu ne aşkı şimdi başından kalkmıyorsunuz. Üstelik öööyle okuyorsunuz. Yazmak da yok” şeklinde dalga geçerler. ( Başarı sizin için çok para kazanmak değildir umarım. )

Baka baka öğrenebilirim her halde diye düşünüyorum yazmayı. Önce bi bakalım kim var kim yok, rakiplerimiz kimler? 21 yaşında kurgulamaya başladığım romandan ORHAN PAMUK’un BENİM ADIM KIRMIZI romanını okuduktan sonra vazgeçmem de bundandır. ( “Ben yapınca en iyisini yaparım. Yoksa parmağımı bile kıpırdatmam bilesiniz” hissi hiç yakamı bırakmadı.)

Haddimize mi düşmüş yazmak. Bu kadar üstadın arasında. Hep benden önce düşünüp benden önce yazmışlar. Bu geç kalmışlığa sinir olmamak elde değil. Yoksa ben nasıl bi yazar olurdum biliyo musunuz? Eğer yazmış olsaydım alabileceğim ödülleri ne siz sorun ne ben söyleyeyim… Ben ki zamanında yazmaktan vazgeçmiş biri olarak, burada izleme hakkımı kullanmak isterim. Bakın şimdi aklıma geldi. Ömer seyfettinin bir öyküsünde “hayata seyirci kalmak kötüdür oğlum” demişti baba oğluna.

Okuyanlara sevgiler… okumayanlar için yapabileceğim bi şey yok. Onlar adına Üzgünüm. ( Anlaşıldığı üzere, bi karar versem ne ve nasıl olacağıma hiç sorun kalmayacak. Ki bu, yazdıklarımdan sizinde çıkarabileceğiniz sonuçlardan biri. Benim anladığımsa hayat hep bir meydan okuma. Ben hala var olmaya çalışıyorum bu kargaşada. Bana çizilen kutuların içine girip oturduğum, kutuları ben seçtim sandığım ve bu arada vazgeçtiklerim adına ise çook üzgünüm.)


İki yazı içinde ortak sonuç; bu işin çivisi çıktı. Bakınız başlık.
Not 1: Pratik okuma kılavuzu: parantez içindekileri kış kışlayın bi tarafa. Onlar bana doğru gelirler zaten. Siz kalanını kolay okursunuz.

Not 2: Dijital fotoğraf makineleri ile ilgili mutlaka yazacağım bi gün… Önce fotoğrafçılığı öğreneyim. Yazıldım kursa az kaldı. Bekleyin.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ya arkadaşım seninki devceye hendek atlatmaya benziyor.İk deve hendeğin kenarına gelmişler bir diğerine 'Haydi atlıyalım' Demiş diğeri ise ''Yok Deve'' demiş..Ya Kayserli olmaktan kaynaklanıyor.Yeri ve okuyucuyu tasarruflu kullanmak..Ama ne olursa olsun yiğidi öldür hakkını yeme babından bu ne demekse ''Bülent Ersoy''Dan duydum.Güzeldi..Yazınız yani..Tastamam güncel..Ben bile böyle yazamam. Elinize, dilinize, düşücelerinize sağlık.. Tekrar görüşeceğiz birgün..

Ali Sönmez 
 29.03.2008 20:23
Cevap :
Adamın birine sormuşlar; okuman yazman var mıdır? " Yok. Ama Kayseriliyim" demiş. Bizimki o hesap. Her alanda tasarruf. Yorumunuz için teşekkür ederim.  29.03.2008 22:21
 

Ben bir okuyan olarak, çok keyif aldım :))) yazınızdan. Lütfen Okumaya ve yazmaya devam edin. Benim güzel Memleketimde hergün 5 değil 15 yazıya konu olacak malzeme var. Sayın yazarıma sevgilerimle.:)

Hatiice 
 20.02.2008 10:12
Cevap :
ah, sevgili Hatice... ne olacak bu memleketin ( bildiğin benim ) halimiz yahu...çok öpüyorummm...  20.02.2008 20:38
 

Bu yazıyı ilk okuyan, ama sizi de belki en geç farkeden benim!.. Önce bir hoşgeldiniz desem size. Sonra da tam isabet kaydettiğinizi belirtsem!.. Yazınızın başlığı amacına ulaşmış ve sizin başarı hanenize bir artı yazılmıştır mutlaka. Potpuriniz içinde konu çok olunca ben digital footoğraf konusunda kılavuz seçtim sizi kendime:) Öğrenin, ben beklerim:) Sabah sabah hoş bir yazıydı, gülümsettiniz beni, siz de gülün emi!.. Selamlar, başarılar. H.H.Dulun

Hasan Hüseyin Dulun 
 20.02.2008 9:38
Cevap :
merak etmeyin çok gecikmediniz sevgili H.H. Dulun. henüz ikinci yazım. cesaretlendirmeniz için çook teşekkür ederim... yazmak hoş tabii ama yorum almak ondan da hoşmuş... sevgiler.  20.02.2008 20:40
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 3
Toplam yorum
: 21
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 532
Kayıt tarihi
: 31.12.07
 
 

1971, Kayseri doğumluyum. Yakışıklı bir oğlum var 6 yaşında... ARAGON düşüncelerimize çeki- d..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster