Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

16 Eylül '17

 
Kategori
Sinema
Okunma Sayısı
79
 

Tanrı, İnsan Ve Özbilinç

Sıfır teorisi nedir? Yüzde yüz olanın yani mükemmel olanın sıfıra eşit olduğunu anlatmaya çalışan filmin adı. 

Sürekli çağrı bekleyen bir adam var başrolde. “GODot’yu Beklerken” gibi aynı. Ya da Bergman’ın “Kış Işığı’ndaki Tanrının sesini bekleyen papaz gibi. Hayatın amacına dair, varoluşun huzursuzluğuna dair ve yaşamın tüm kaygılarına dair gelmesi gereken o çağrı… Tanrı, neden insanlarla konuşmaz ki? İşte inanmanın sırrı da tam buradadır dinlere göre.

Sıfır Teorisi’ni izlerken sanki Hegel okuyormuşsunuz gibi bir hisse kapılıyorsunuz. Huzursuz bir adam var, yaşamın amacını öğrenmek için çağrı bekleyen… Herkes gibi kendisinden bahsederken “ben” demeyip bunun yerine “biz” diyen. Bir kendisi var; bir de kendisinin bilinci çünkü. Bilincini hep özbilinci takip ettiği için bir türlü “Hayat Denen Oyun”un içine giremeyen birisi. ( Hayat Denen Oyun; Games People Play, Eric Berne)

Her şeye rağmen “hizmeti” ile yaranmak istediği otoritelere boyun eğmekten kurtulamaz bu huzursuz adam. Filmin sonuna kadar kendisini oyunun içinde tutmak isteyen otoritelere karşı kalkıştığı isyanlar başarısız olur ve hizmetini sürdürür. İlk hizmeti “Varlık kırmak” iken, bu vazifede tutulamayacağı anlaşılır ona oyuna dahil olabilmesi için yeni bir iş verilir; "Sıfır Teorisini kanıtlamak."

Filmin sonunda ona neden böyle bir görev verildiğini anlarız. Kendi kendisine dönmeyi sağlayan son isyanında tıpkı bir put kırıcıdır. Ya da yaşadığı hayatın Tanrısının teknoloji olduğu düşünülürse belki makine kırıcısı olduğu da söylenebilir. Bu olaydan sonra “biz” değil “ben” diyecektir huzursuz adam.

İsmini film boyunca neredeyse kimse doğru söylemez. Kendisini rahatlatması için gönderilen kız dışında… Filmin sonuna kadar Tanrı ifadesi geçmez ve kimse neden orada olduğunun cevabını bilmiyordur. Hatta kimsenin böyle bir sorusu bile yoktur. Özbilince gönderme yapan hiçbir ifade yoktur, mantık ve tutarlık arayışı yoktur; film öylece akar, siz bir kişinin "neden buradayım" diye sormadığına şaşar kalırsınız.

Filmin sonunda kırılan “putlar”dan sonra–ki bir sahnede çarmıha gerilmiş İsa heykelinin başında kamera vardır- eski bir kilise olduğunu düşündüren mekanda Hristiyan ikonları görünmeye başlar.

Tanrı tekrar görününce, huzursuz adam “biz” demekten vazgeçer. Aslında bu sahneden önce, kendisine yardımcısı olması için gönderilen hizmetçi kız, Hegel’in özbilinç meselesindeki veciz ifadesini hatırlatırcasına şöyle der; “Biri tarafından ihtiyaç duyulmaya çok ihtiyacım var.”
(Hegel’in sözü ise şöyledir; “"Benim seni istememi istemeni istiyorum.”)

Huzursuz adam ifadesini ben de bilerek kullanıyorum; Hegel'in "huzursuz bilinci" anımsatması için. Sartre,Hegel'in bu kavramını şöyle tanımlar ki; filmi izleyenler bu tanımın huzursuz adam olduğunu göreceklerdir:

"Her durumda, aslında hep aynı çelişki karşımıza çıkar: bilgilerin toplamı kavramsaldır, yani evrenseldir, ama asla bütün insanlara hizmet etmez; kapitalist ülkelerin tümünde, öncelikle yönetici sınıflarla bunların işbirlikçilerinin ait olduğu bazı insan kategorilerinin hizmetindedir. İçlerinden biri özele hizmet etmek için evrensel çalıştığını fark ettiğinde, bu çelişkinin bilinci ki Hegel buna “huzursuz bilinç” adını verir, onu bir aydın olarak nitelendirilmesini gerektiren şeydir."

Filmin sonunda huzursuz adam, patronu olduğunu düşündüğümüz bir adamla konuşur. Kendisinin aldatıldığını ve kullanıldığını anlar. Onun huzursuzluğundan, piyasanın emri altına girmiş bilimi temsil eden patronu istifade etmiştir. Tanrıları yok eden piyasa-bilim, tüketim oyununa sokamadığı bir insanın ızdırabını huzursuz adam üzerinden inceleyerek 0=%100 denklemini ispatlamıştır.

Bu denklemin manası sanırım insanın huzursuzluğu. “0” burada bir iradesi olmaması bakımından evreni, %100 ise Tanrı’yı ispat ediyor. Evren=Tanrı denklemi de insanı bir amaçtan yoksun bırakıyor. Film boyunca duyduğumuz bizim huzursuz adamın “reason” ifadesi de bu duruma gönderme yapıyor. 0=%100 demek; evrenin nedenselliğini anlatan causality= insan ve yaşamının erekselliğini anlatan reason.

Filmin sonunda da hayatın imkansızlığını gören huzursuz adam hayalinde yaşamaya geri döner.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
 
Toplam blog
: 60
Toplam yorum
: 2
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 314
Kayıt tarihi
: 07.09.16
 
 

SBF-Mülkiye mezunu, TCDD'de Memur. ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster