Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

31 Mart '18

 
Kategori
Gündelik Yaşam
Okunma Sayısı
981
 

Tanrı Bize Neden Yardım Etmedi?

Tanrı Bize Neden Yardım Etmedi?
 

Üstat ve öğrencisi Arabistan’ın çöllerinde yürüyorlardı. Üstat bu yolculuğun her anını, öğrencisine inanç konusunda bir şeyler öğretmek için değerlendiriyordu.

Her şeyini Tanrı’ya emanet et’’ dedi üstat, “Çünkü o çocuklarını asla terk etmez.’’

Gece olup da kamp kurduklarında üstat, öğrencisinden atları yakındaki bir kayaya bağlamasını istedi. Öğrenci kayaya doğru giderken birden, öğleden sonra öğrendiklerini hatırladı. Kendi kendine;

Üstat beni test ediyor olmalı. En iyisi ben atları Tanrı’ya emanet edeyim’’ deyip atları bağlamadan orada bıraktı.

Ertesi sabah kalktıklarında öğrenci atların kaçmış olduğunu gördü. İçerlemiş bir biçimde üstadına koştu.

Siz tanrı hakkında hiçbir şey bilmiyorsunuz! Dün sizden İlahi Güç’e körü körüne güvenmeyi öğrendim, bu yüzden de atları ona emanet ettim ama hayvanlar ortadan kayboldular!’’

 “Tanrı atlara göz kulak olmayı istedi’’ diye cevapladı üstad, ‘’Ama o anda onları bağlamak için senin ellerine ihtiyacı vardı ve sen ellerini ona sunmadın!’’

Şimdi yukarıda bahsettiğim yazının bütün veçheleriyle hayatımızda nasıl yer aldığını sizlere anlatmaya çalışacağım. 

Ancak şu çok önemli hususu söylemeden geçmek istemiyorum:

Dinde ‘tanrı’ diye bir şey yoktur.  Allah kavramı söz konusudur. Yaşanan bir olay ise Allah-Sünnetullah ve kader olgusu, üçlüsü ile anlatılır. Bize göre Üstad  ‘Her şey Allah’a emanet edilir’ derken olayı çıkış mahalline yani Allah’a dayandırıyor. Burada son derece isabetli bir karar vermiş oluyor.

O’nun ‘çocuklarını asla terk etmez’ yaklaşımı ise tümüyle bir hayal ürünü. Allah’ın ne eşi, ne dostu, nede çocuğu vardır.

Şayet yaşlı bilgeye yönlenen kişi imanlı birisi ise, atlarını serbest bıraktığı halde onlara hiçbir şey olmayacaktır.

Atların kaybolması inanç eksikliği ve Sünnetullah’ın çalışma şartları ile alakalıdır.

Bu husus bilge tarafından da “onları bağlamak için senin ellerine ihtiyacı vardı.” şekliyle belirtilmiştir.

Bu noktaya işaret eden mistik bir olayı da anlatayım:

Bir adam Hz.Muhammed’e ‘Eşeğimi kazığa bağlayarak mı namaza gireyim, yoksa serbest bırakarak mı?’ diye sorduğunda;  Allah Rasulü  ‘Kazığa bağlayarak namazını kıl’ şeklinde yaklaşım yapmış  ve sahabenin ruh haline göre bir cevap vermiştir.

Şunu unutmayın ki; toplumların-fertlerin yaşamı, sahip oldukları değerler, kurdukları ilişki iman algısına göre değişir. Sistem ise bu ilişkinin nasıl olduğunu, bundan sonra nasıl olacağını ve nasıl bir geleceğinin olacağının da ipuçlarını verebilir.

Ahmed F. Yüksel

facebook.com/ahmedfevzi.yuksel
instagram.com/sufafy
twitter.com/sufafy

 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Akıl ve mantık biribirine uyumlu olduğu sürece inanç daha güzel ve daha yaralıdır.İnanç sahibinin hem mümin hem de bilge olması gerekir bana göre.Yeter ki İslam'ın üzerine örtülen o kalın perde kaldırılsın.Bu bilgi çağında her şey daha kolay yola girer diye düşünüyorum...Elinize sağlık efendim.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 31.03.2018 23:47
 

Allah resulü sahabenin ruh haline göre cevap vermiştir. Ne güzel bir ipucu. Teşekkürler

kartal bicer 
 31.03.2018 18:38
 

olaylarin akışında son noktayı bilemeden yapilan bir yaklasim.elbetteki sistemin sartlari sonucu kacinilmaz olan.ve iman olayi bu olgulari ayni potada eritebilmek. sonuc ne olursa olsun iman nuru açılmıs olan her zaman kazançlıdır. çünkü sistemin şartlarını hep hafifletecek bir sabır gelismistir. gûzel bir anektod ile konuyu açıklamıssiniz. teşekkürler.

gönül adamı 
 31.03.2018 17:31
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 541
Toplam yorum
: 1704
Toplam mesaj
: 15
Ort. okunma sayısı
: 11346
Kayıt tarihi
: 14.12.11
 
 

Akşam Gazetesi, Radikal Gazetesi, Piyasalar Dergisi, Yedi İklim, Türk Edebiyatı, Yeni Dünya, Popü..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster