Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Şubat '08

 
Kategori
Şiir
Okunma Sayısı
677
 

Tanrı gülümser mi..

Tanrı gülümser mi..
 

Espri yeteneğine sahip midir …
Keyif alır mı oyun oynamaktan..
Egolara sahip midir

Kısa yaşam hikâyelerinin senaristi
Ölümsüzlüğün efendisi...

Kalem kırılır
Suçlu
KENDİ CEHENNEMİNİ YARATANDIR

Hayat ücretsiz bir savunma avukatı tayin etmedi bana. Yasak elmayı yeme cezasına çaptırılmış bir neslin yargıdaki idam mahkûmuyum…

Var oluşun ardındaki gerçeği merak etmeyen, ışığın müritleri tarafından taşlanarak bir kazığa bağlanıyorum...

Bir meşale yaklaşıyor. Sahibini tanımadığım bir el… Karanlığı aydınlatan meşale… Küllere karışmadan önce.

Af dilemem için çığlıklar atıyor… Yüzleri maskeli evrimini tamamlayan dostlarım.

Açlık zihne unutkanlık veren bir ilaç gibi…
Katliamlara sahip insanlık tarihi tane yaprak dökümlerini ZAMANSIZ GİDİŞLERDEN SAYMIYOR ARTIK…

Bedenimin ihtiyaçlarını karşılamak için garip bir arzuyla doluyum.

Açım.

Hırsım uyumadığım yalnız kaldığım zamanlarda daha da fazlalaşıyor…

Nefsim
Şeytanın hizmetinde

Tanrı'ya her diz çöküşünde yıpranan entarisi üzerinde.

Anlamını bilmediğim kelimeler sıralanıp bir isyanın mısralarında ölüme aşık bir ozanın türküsünü söylüyor.

AŞKLAR.
Âşık olunana derin bir nefret gizler
Ki aşklardır Azrail’e görevini yaptıran.

Ölüm
Ne çok arzuladım soğuk dudaklarını.
Ölüm
Sen
Beni ne çok öldürdün...

Standartları konusunda seçim şansı olmayan bir bebeğin
Ergenlik sivilcelere sahip olduğunda, kalemini kırmak… Ve tarafsızlığını korumak...

Cennetin melekleri
Kutsal hikâyeleri...

Küf kokan yatağımda, doğmamış çocuklarıma sahip oldum olalı, kürtajla aldırabildim ruhumu…

Ve kendi cehennemini yaratacak Tanrısal bir güce sahibim artık...

Zırhını yitirmiş bir şövalye
Şövalyeyi Kutsal bir savaşa göndermek isteyen Kral…

Zırhım olmadığı için ölümlü olduğumu ilan ettiler…

Kralın kısa hikâyeler anlatan palyaçosuyum artık.

Ruhunu yitirmiş zombiler
Geceye karışan kanın kokusu
Zafer çığlıklarıyla şarap içen iblisler...

Gladyatör babaların
Tecavüzle doğan çocuklarını bekleyen toprağa gömülüp taşlanarak öldürülen anneleri...

Devam eden kutsal savasın kaybolmuş aileleri…

Ben Kralın palyaçosuyum…
Yakılarak ölmek değildi korkum
Palyaçoluğuma gülenlerin
Kutsal savaşına inanmıyorum...

Ve hala
Yüzümü yıkamadan yatıyorum
Makyajım bozulmadan uyanmak için...

Seninle vedalaştığım yere ayaklarım gelmiyor.

Her Merhaba sonrasında
Hoşça kal diyerek uzaklaşmak...

İnsan olmak
Tane yaprak dökümlerine alışmak…

Sana gelmek
Aç olup karnını doyurmak
Kâbus görüp uyanmak
Şeytanın heykeline taş atıp arınmak, beyazlara bürünmek

Kızma bana geldiğimde doyuyorum
Mazeretler buluyor inanıyorum
Kâbuslardan birden uyanıyorum
Sana geldiğimde gidişine alışıyorum...

Adressizim
Adressizsin

Mekânsız misafirliklerde yaşıyorsun biliyorum.

Kafamın içersindekileri haykırmamdan korkarcasına
Sesimin duyulmayacağı bir mesafeden seyrediyorlar beni.

Kendi dünyamın odalarına hapsediyorum bedenimi.
Kayboluşuma aldırmaksızın...

İsim yoklamalarında
İsmimin üzerine çizgi çekiyor dostlarım.
Merak eden olursa
Hasta o diyorlar
Cüzamlı onun ruhu
Kokuyor bedeni
Çürüyor...

Kötü örneklerde adı geçen palyaço diyor
arka sıralardan ismini bilmediğim bir kaç gecelik kadınım...

Bir insan için korkulan en dip noktadayım.

Küfür edilesi küçümsenecek bir kimliğin hayatında bu kadar kadın olması...

Ruhunda cüzam
Bedeni çürüyen
İsim yoklamalarında adı geçmeyen
Kısa hikâyelerin
kötü örnek palyaçosuyum ben.

Yakacaklar
Bir cadı ayininde
var oluşun ardındaki gerçeği haykırmadan.

Pusulası olmayan bir yelkenlinin
bir daha bulamayacağı
o yerde

Okyanusa dökecekler küllerimi.

İlan edecekler
Kimliksizliğimi...

Bir meşale
Meşaleyi tutan el
Sahibini tanımadığım...

Yaklaşıyor
Çarmıha gerilmiş bekliyorum...

...
Ruhu var mıdır küllerin

Ve

Tanrı gülümser mi

Espri yeteneği de var mıdır
Herşey bir şakaydı

Der mi…

Şizofreni / TuNç

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Bir cadı ayinide/ varoluşun ardındaki/gerçeği haykırmadan../ Belki de vardır espri yeteneği ha? Gerçeği haykırıverir ve bu bir şakaydı der. Ne çok yoruyorsun beynini. Beynine de tabii... ama onu bu kadar zorlamak mutsuz eder be insanı beee. Ne dersin? Eline sağlık.

Ayrıntıda gezinmek 
 05.03.2008 3:00
Cevap :
Aslında evet.. Mutsuzluktan ziyade kalemin kontrolu alması ve ruhundaki o an hissettiğin her ayrıntının resmini çizmesi... Korkutuyor.. Ama aynı zamandada değisik bir keyif veriyor.. Keyif aldığım nokta şu an yaşadığım hissetiğim duygu.. Bazen yazılarımızı yüreğimizi paylaşabileceğimiz dostlarımız okuyor.. Belki evrendeki en güzel mekan hiçlik.. Madde adına şekilsizliğimi ilan edebildiğim yer..Senin yazılarını okumakta bir kaç dosta olduğu gibi bir hiç olduğunu hissetmek gibi.. Evet bir hiçsin.. Şeklin yok bende.. Yazılarındaki satırları okuyunca günüme dair tüm renkleri değiştiriyorsun mesela.. Bir cümlende eski dostumu hatırlayıp kapısını çalıyorum bir cümlende sahile koşabiliyorum bir cümlede kalkıp anneme omlet hazırlıyorum ve daha bir çok örnek.. Biri sana dair bir soru sorsa hiç birşey bilmiyorum diyebilecekken o hiç ayrıntısında günüm olman hayatım o anlarını kurgulaman renklendirmen açıklanabilirmi.. işte bu yüzdende yazmayı seviyorum aslında. sen gibi:)  05.03.2008 16:01
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 151
Toplam yorum
: 852
Toplam mesaj
: 4
Ort. okunma sayısı
: 906
Kayıt tarihi
: 16.02.08
 
 

İstanbul doğumluyum. İlk öğretim, üniversite, askerlik ve evlilik hazırlıkları sıralamasında stan..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster