Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Ekim '06

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
1895
 

Tanrı misafiri

Tanrı misafiri
 

Hiç tanımadığınız biri kapınızı çalıyor ve " ben Tanrı misafiriyim " diyor. Memnuniyetle içeri alıyorsunuz. Açsa karnını doyuruyorsunuz, iftarsa sofraya buyur ediyorsunuz, uzaktan geliyorsa yatıya kalmasını sağlıyorsunuz. Böylesine bir ikram, böylesine bir paylaşım, böylesine bir güven...

İslâm'ın sosyal hayata getirmek istediği anlayış, insanlara verdiği öğüt, topluma sağladığı huzur, işte budur.

Şimdi kapılarımızı sıkı sıkı kapatıp ayakkabılarımızı toplayan hırsızlara karşı önlem almaya çalışıyoruz. Kapımızı çalan pazarlamacılara "tanımadığımız insan" oldukları için kapıyı bile açamıyoruz. Muhtaç olduğunu söyleyip bizden bir ekmek parası isteyen dilenciye, "kimbilir bankada ne kadar paran var, Allah bilir benden zenginsindir" gözüyle bakıyoruz.

İnsanlar arasında güven ortadan kalktı mı, toplum toplum olmaktan çıkar, insan yığını haline döner.

Hiç unutmuyorum, mezuniyetimizden 15-20 sene geçtikten sonra bir gün Sirkeci'de bir arkadaşıma rastladım. Sanırım 12 Eylül öncesi falandı. Ortalık karışık. Bir an arkadaşımla nasıl konuşacağımı şaşırdım. "Acaba hangi görüşte, hangi fraksiyonda" düşüncesiyle üstü kapalı yuvarlak kelimelerle kısa bir sohbet edip geçiştirmeye çalıştım.

O zamanki ortamın çok kötü olduğunu günbegün zaten görüyorduk, biliyorduk ama, bu olay bana çok daha fazlasını yaşatmıştı. Halimizden iğrenmiştim.

Yine keskin hatlarla insanların belli kamplara ayrılması için, son zamanlarda özel bir çaba harcanıyor gibi... Herkes tarafından bilinen ve kabul edilen Ramazanın huzurlu ortamını da yok etmek için uğraşanlar, bize onun yerine koyacağımız bir teklif de sunmuyorlar.

Sanki herkes, sahip olduğumuz maddi manevi elimizde ne varsa almaya niyetli. Vatandaş kime karşı neyini korumaya çalışacağını şaşırmış durumda. Şimdiye kadar iyi bildiğimiz şeyler kötülenmeye, kötü bildiklerimiz aklanmaya çalışılıyor. Böyle bir karmaşada gemisini kurtaran gerçekten kaptan. Ama durum hiç de kolay değil...

Şu gelişen teknoloji keşke insanın sahtesiyle gerçeğini ayıran bir âlet ica etse de rahatlasak... Kim müslüman, kim dindar, kim gerici, kim sahtekâr, kim yalancı, o zaman rahatça ortaya çıkar.

Aslında gerçek müslümanı tanıyabilmek için peygamberimizin çok güzel bir terazisi var. Buyuruyor ki: "Müslüman, kendisinden herkesin güvende ve emniyette olduğu ve hiç kimsenin zarar görmediği insandır."

Şimdi siz de ortalıkta dolaşanları birer birer bu teraziye koyup tartarak, tehlikeye ne kadar uzak veya yakın olduğunuzu anlayabilirsiniz.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Sevgili Ahmet Bey, İşte asıl sorunumuz da bu değil mi zaten: "İnsanların arasında güvenin ortadan kalkması ve toplumun toplum olmaktan çıkması (ne acı ki) insan yığını haline dönüşmesi" Tüm yaşanan herşeyin kaynağı bu. Çok güzel ve net anlatmışsınız. Ellerinize yüreğinize sağlık. Sevgiler...

Fulya 
 12.10.2006 13:47
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 859
Toplam yorum
: 1414
Toplam mesaj
: 0
Ort. okunma sayısı
: 973
Kayıt tarihi
: 21.06.06
 
 

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi ve İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, ekonomik..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster