Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Ağustos '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
88
 

Tanrı'nın lâmbası

Tanrı'nın lâmbası
 

alıntı


(Türkçe çeviri ve yorumu altındadır)

“The utterence of God is a lamp, whose light is these words: You are the fruits of one tree and leaves of one branch.  Deal you one with another with the utmost love and harmony; with friendliness and fellowship.  … so powerful is the light of unity that illuminates the whole world” Baha’u’llah

(Tanrı'yı bir lamba olarak ifade edebiliriz ve onun ışığı şu sözlerdir: "Siz bir ağacın meyvesi ve bir dalın yapraklarısınız. Birbirinize sevgi, işbirliği, arkadaşlık ve dostluk ilişkisiyle bağlanın ki 'birlik' ışığ tüm dünyayı saracak kadar güçlensin. Bahaullah)

*Anladığım kadarıyla, burada güçlendirilmesi istenen birlik ışığı tek Tanrı lambası’nın ışığı altında Bahailik inancıyla toplaşmaktır.

***

But we can also be different in the unity of "God's lightening" which is named humanity by some different human beings. They say walking of democracy makes it possible to be different under the lightening lamp of one or many Gods or simply just humanity. For me, "being fruits and leaves of different trees in one forest" seems better than "being fruits of one tree and leaves of one branch" I have already got the lamp of "God" in my brain; to switch on the light I just need the wish to think over the realities of life in consciousness of a loving heart... So, who needs a leader to love another? Muharrem Soyek

Tek Tanrı inancından yola çıkılarak Bahailiğin Dünya İnsan Birliği felsefesi İngilizce ifade edilmiş. Ben de kendi görüşümü yukarıda İngilizce yazdım. Bu da kendimin çevirisidir:

Tanrı'nın ışığı altında birlik içinde fakat farklı var olmak da olası bir insanlık meziyetidir. Hatta bazımız bu "birlik içinde farklılığı" Tanrı birliğine bağlamadan sadece insanlık haysiyeti içinde oluşturabilmektedir. Aynı yolda farklı yürüyebilmeyi, yani birlik içinde kendine özgün olabilmeyi sağlayan en iyi toplumsal örgütlenme biçimi ise ileri demokrasidir;(yani, laik, bireysel özgürlükçü ve aynı zamanda toplumsal olabilen, hukuk çerçevesinde işleyen bir demokrasi) Bana kalırsa, bir orman içinde farklı ağaçların meyvesi ve yaprağı olmak, bir ağacın meyvesi ve yaprakları olmaktan daha iyi görünüyor. Tanrı lambasını zaten benim beynime monte etmiş; onu ışıtmak için bana kalan sevecen bir gönül bilinciyle hayatın gerçeklik bilgisini düşünmekten ibarettir. Düşüncenin ışığı altında aklı başında ve gönül bahçesini açık tutan kim birini sevmek için bir lidere ihtiyaç duyar ki?

***

Bahailerin şöyle bir iddiası vardır; aslında Bahai olmayan birçok din simsarının da böyle bir iddiası vardır: "Kur'an bilindiği üzere "mühürlü" bir kitaptır. Yani, derin anlamları kavrayabilmek için semboliğini bilmek şarttır" derler. Bu ön koşul bilgisine kuşkusuz iman eden Bahailer, "Hz Bahaullah'ın bu mühürleri açarak hiç bir Müslüman'ın farkında olmadığı, bilmediği bir çok sırra açıklık getirecek ermişliğinden ileri Hz. İsa'nın dönüşünü ve insanlığın İslam düsturuyla kurtuluşunu müjdeleyen Mehdi olduğuna inanırlar.

Mühürlü olan bence Kuran değil; Kuran'ı ve hatta diğer kutsal kitap ve metinleri sırlayarak cahilleri kendilerine mürit yapmak isteyenlerin kalpleridir asıl  mühürlü olan.

"Kötü niyetle manalandırılmış bir hakikat, uydurulan bütün yalanlardan daha tehlikelidir." William Blake (1757-1827) İngiliz ressam ve şair.:

***

Halil Cibran, insan varlığını ve insan uygarlığını hayatın en güzel yüceliği sayar. İnsanlara eziyet eden ve onları aldatarak sömürenleri hayatın yüz karası karanlık yüzü olarak lanetler. Ancak, sömürülen insanlara da sadece merhamet duygusuyla yaklaşıp onları sorumsuz saymaz. "Eğer başınıza bir despot geçmişse, bunun nedeni ve sorumlusu sizlersiniz. Allah alnınıza diktatöre kulluk yazmamıştı; insana kulluğu sizler kendinize lâyık bulup diktatöre boyun eğdiniz." diyerek, insanların diktatörlere baş kaldırmalarının bir insanlık onuru olduğunu savunur.

Halil Cibran, ilâhi hükümle yazılmış olup değiştirme veya düzenleme kudretimizden bağımsız oluşan kadere teslimiyeti imandan sayarken, insani irade ve nefisle yapılan veya seçilen kaderlerden kendimizi sorumlu tutmayı da insanlık onuru sayar.

***

Ben hiçbir sözün ve bilginin Yaradan tarafından mühürlendiği kanısında değilim. Öyle olsaydı insana bilgiyi çözümleme ve geleceğe taşıma yetkinliği vermezdi. Bazı insanların Tanrı sözünü sadece kendisinin anlayabileceği ve anlaşılması gerektiği kadar da açıklamaya seçilmiş olduğu iddiasını kabul etmem kendimi inkârla aynıdır. Sadece, kişinin bilgiyi kendi kavrayışından çıkarttığı manayı ifade etmesine saygı duyarım. Bazı bilgilerin sırlanıp mühürlendiği ve manalarının sadece kendi aklına nasip edildiği iddiasına gülerim. Peygamberler bile böyle bir iddiada bulunmuş değillerdir. Bu yüzden benim kafa kutsanmış bir zamane lideri takibinde hiçbir zaman kimseyle uzlaşamayacaktır. Kişinin kutsal kitapların mecazi anlatımlarına yaptığı yorumlara saygıda kusur etmesem de, yorum sahibini değil peygamberliğe ermişliğe bile kutsamayı kabul edemem. Hatta böyle bir kişinin yorumlarına katılmış olsam bile hep bilirim ki yorumun gücü o kişiyi benden daha kutsal yapmaz...

Bazı şarlatanlar Kuran ve diğer kutsal kitap sözlerini ve harflerini bir takım matematik bilgisine vurarak sözde şifrelerini çözdüklerini iddia ederler. Kuran'daki sırların mühürlerini 'Tanrı dili matematikle' açtıklarını iddia ederler. Aslında tek yaptıkları kurguladıkları bilgiyi matematiksel işlemlere uydurmaktan ibarettir; yoksa verdikleri formül bizi her hangi mühürlü bir bilgiye götürmez. Yani bunlar formülden saklı bilgiye değil, bilgiden formüle giderler. Zaten Kuran sözü mühürlü olaydı Hz. Muhammed'in Allah adına ayetleri tebliğ etmekle görevlendirilmiş olması anlaşılır bir gerçeklik olmaktan çıkmaz mıydı? Kuran'da sır mır yok aslında; ne diyorsa o; belki mealde ve yorumda incelik farkları oluşabiliyor; ancak mana yolu birdir. Kuran'ı ayet ve sözleri parçalayarak manalandıranlar onu asla anlayamazlar. Kuran ayrıntıda farklı yönlere mana ışıtıyor olsa da tüm ışık demetleri tek bir odakta toplanmaktadır: İnsanın iyi olması ve iyilik üzerine yaşaması..

Peşinizden gelenlerden daha çok, kuşkusuz bir inanç içinde bir şeyin ve kişinin peşinden gitmenizle oluşacak kaderden sorumlu olursunuz...

“Sûfîlerden biri demiş ki: İnsanlar hakkında Allah’a uy, Allah hakkında insanlara uyma!” (Hz.Abdülkadir Geylâni)

Sûfi, ahret ölçüsüyle kemale ermiş akıl, dünya ölçüsüyle aklını yitirmiş delidir…

Muharrem Soyek

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Akşam Taksimdeki toplantıda bu konuya biraz değindim ama pek anlaşılamadı.Biliyorsun ben birlik karşıtıyım, herkes tek bağımsız, çokluk.Evrendeki 7 milyar insan 7 milyar ayrı dünya.İki insanı bir araya niye getirmeye çalışıyorsunuz, benim seninle işim olursa seni bulurum zaten.Hayatın yarattığı doğal birlik önemli diyorum.Bu konu da sizinle konuşmak istediğim bir konu aslında. Beykoz'a ziyaretinize mi gelsek yoksa.Baskın mı yapsak.

Kerim Korkut 
 20.08.2016 20:41
Cevap :
Aynı kafadayım. Sadece bireysel takılım serbestliğinin kargaşaya neden olmaması için bir varoluş sözleşmesine ihtiyaç vardır. Yani, bireyler ve birey toplulukları arasındaki ilişkilerin olası kavgasında en olası adil uzlaşı yollarını gösterecek bir hukuk sistematiği... Gerisi tamamen dediğin gibi doğal varoluş yasaları çerçevesinde özgürleştirilebilir. Ben Beykoz'da değilim. İnebolu Üçevler Köyü'ndeyim. Güne iki-dört saat internette, 4-5 saat toprak işlerinde, 5 saat kadar da tembel keyfine takılıyorum. Gerisi "homili gırtlak tumba yatak" E-postam etkindir. mamidacka@gmail.com  24.08.2016 15:53
 

Tüm fiziksel ve ruhsal huzursuzlukların giderilmesi için onlardaki karanlık yanların aydınlatılması için dima bir ışığa ihtiyaç olur.Göz,aklın gözünü de hizmete çağırırak gerçeğin doğru ve hızlı algılanması için insan kendi iç ışığına aklını ve sevgi gücünü salarak kaba ve yalnız gerçekliğinden uzaklaşıp iyiliğin ve güzelliğin gerçek birliğinde kendini bulabilir...Zevkle okuyup ve üzerinde düşündüğüm bir paylaşımdı.İnançların asla kültürleşmemesi fikrim de ağır bası bu arada.Sağolun Muharrem bey dostum.Dildeki yeteneğiniz için de kutlarım sizi.Selam ve saygılarımla.

Abbas Oğuz 
 19.08.2016 18:50
Cevap :
Bu ne güzel bir yorumdur böyle! İltifat madalyası gibi... Teşekkürler. Tespitiniz çok yerinde; insanın iç ışığı (vicdan ve düşünce sorgusu) olmadan dışarıdan tutulan ışık aklı kör eder. Bu yüzden eğitim-öğretimin en temel amacı insanı vicdanlı ve bilimsel sorguyla düşünebilir yapmaktır. İltifatınızdan ileri, yazının ışığını parlatan yorumunuz için ayrıca teşekkürler.  20.08.2016 13:14
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 413
Toplam yorum
: 2801
Toplam mesaj
: 236
Ort. okunma sayısı
: 1249
Kayıt tarihi
: 04.08.08
 
 

Parasız yatılı Darüşşafaka Özel Lisesi'nde iki yılı hazırlık sınıfı olmak üzere yedi buçuk yıl ok..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster