Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Ekim '16

 
Kategori
İnançlar
Okunma Sayısı
143
 

Tanrı’nın varlığı yokluğu tartışması devam ediyor; bir sonuca varılsa da yaşamımızı ona göre kursak

Tanrı’nın varlığı yokluğu tartışması devam ediyor; bir sonuca varılsa da yaşamımızı ona göre kursak
 

Ne var diyenler var olduğunu ne de yok diyenler yok olduğunu ispat edebiliyor. Bence bu tartışmalara gerek yok; var veya yok, bu işi inanan ve inanmayanlara bırakalım.

Tanrı’yı tartışmak çirkin bir şey… Ateist misin nesin, inanmıyor musun, sesini kes otur. Dindar da hatalı; sen niye varlığını ispata çalışıyorsun kardeşim? Tanrı varsa ateist yok deyince yok mu olacak?

Var veya yok, ben inanıyorum diyeceksin; bitti! Kimse sana niye inanıyorsun diyemez, özgürlük var. Ama sen de “Niye inanmıyorsun?” diyerek inanmayanların kafasına vurmayacaksın.

Bu konularda yapılan tartışmalar cahillik ve gereksiz ve dine zarar veriyor. İnsanlar doğru olsun ya da yanlış olsun var olan bir dine girebilirler. Kişilerin tercihini sorgulayamayız.

İnana da huzurlu, inanmayan da; ama kafası karışıklar mutsuz. Bu iş öyle “Elhamdülillah Müslüman’ım” ile bitmiyor ya da hâşâ Allah yok demekle. Yolunu seçmemiş insanlarımız neyin ne olduğunu bilmeden, biraz oradan biraz buradan, karmaşa içinde yaşayıp gidiyorlar. Akılları karışık.

Bir de ilgilenmeyenler var. “Tanrı olabilir ya da olmayabilir, ben bu konuyla ilgilenmiyorum diyenler” Üçü de doğru. Kişi böyle tercih etmiş bırakın böyle kalsın. Arada insan olmaz. Şu kafası karışıklar bir tarafta yerini alsın. Dindar olacaklarsa Allah kabul etsin. Ateistim diyorlarsa kendileri bilir; ya da hiç ilgilenmiyorlarsa…

Özellikle genç nesil belirsiz bir dönemeçte… Bırakalım yollarını özgürce seçsinler. Dindarlar dininizi anlatın, isterlerse gelirler. Kerim Korkut düzenlerinde sayınız ne kadarsa o kadar ağırlığınız olacak. Öyle sadece kimliğinde “Müslüman’ım” yazma yok; öyle Müslümanlık yok, beyan edeceksin. Ona göre hizmet vereceğiz. Diğerleri için de aynı. Herkesin yolu inancı açık olacak. 

Abdülkadir Güler bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben ilgilenmiyenlerdenim. Tanrı var mı yok mu tartışması kıyamaete kadar sürer. Ben kıyamete kadar dayanamam. İyisi ilgisiz kalayım. Zaten Tanrı taş değil ki onun varlığıyla ben ilgileneyim! Her şeyin yaratıcısı olarak kendi varlığıyla bıraktım kendisi ilgilensin. Yani, işin aslına bakacak olursak Tanrı'nın benim varlığımla ilgilenmesi gerekir; benim Tanrı varlığıyla ilgilenmek ne haddime... Hem esas olan Tanrı'nın varlığı değildir; benden ne istediğidir.

Muharrem Soyek 
 05.10.2016 12:29
Cevap :
Yine özel bir yorum...Ben kişilik olarak bizi bir şekilde etkileyen şeylere ilgisiz kalamıyorum.  06.10.2016 17:13
 

İnancı somutlaştırmak mümkün olsaydı, buna ‘inanç’ denmezdi, öyle değil mi? Size 14 Ekim 2016 tarihinde İstanbul’da olacağım desem, bu ifademe inanma, ya da inanmama gibi iki seçeneğin olacaktır. O tarihte İstanbul’da buluştuğumuz anda, ifadem somutlaşmış olur ki, ilk duyduğunda inanma, ya da inanmama seçeneğin de sona ermiş olacaktır. Dinin ‘inanç’ boyutunu beşeri bir açıdan ele almadığımız sürece, inançlıyım diyen de, inanmıyor diyen de, inanca ilişkin bilinmesi gerekenleri tam olarak anlayamayacaktır. Şimdilik bu kadar, görüşmek üzere, sevgi ve saygılar.

Rıza Üsküdar 
 03.10.2016 23:01
Cevap :
İnanca başka bir boyut kattığınız yorumunuzu ilgiyle okudum.14 Ekimde görüşelim...  06.10.2016 16:58
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 4533
Toplam yorum
: 12278
Toplam mesaj
: 282
Ort. okunma sayısı
: 681
Kayıt tarihi
: 21.09.08
 
 

Sadece sayfalarda kalan yazılar şaheser olsalar bile önemsiz ve anlamsızdır. İnsanlara ulaşan ve ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster