Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Haziran '07

 
Kategori
İlişkiler
Okunma Sayısı
1005
 

Tanrının izin verdiği tutku

Tanrının izin verdiği tutku
 

Çılgınca bir kararla ona gitmeye karar verdi genç kadın. Sesinin tonundaki etkileyici enerji, yaşamın bilmediği bir yerinden kendine çekiyordu adeta onu. Tanımadığı birinin davetiyle, sonunun nasıl biteceğini bilmediği bir maceraya doğru yola çıkmıştı. Engelleyemediği duyguları sanki elinden tutmuş, yaşamın başka bir boyutuna götürüyordu onu. Kısa bir müddet sonra onun yanındaydı. Ne için geldiğini, neden geldiğini bilmeden, onun yanında mutlu olduğunu hissetti anlamsızca. Cevaplayamadığı soruların anlamsızlığında kaybolurken, sahilde gökyüzündeki aya takıldı genç kadının gözleri. Şimdiye kadar ışığını denizin üstünden ayaklarına kadar sermediğini düşündü cömertcesine böyle. Sahilin alt kısmındaki kayaların üstünde zaman zaman öpüşen bir çiftin kıskançlığı biraz daha yaklaştırmıştı kendini, farkında olmadan yanındaki adama.

Sahilde dolaşmaya başlarken hayattan çaldıkları bir günün hınzırlığı ile birbirlerine gülüyorlardı zaman zaman. Akşamın bu geç saatinde omuz omuza yürüdüğü adam, sanki yıllardır beraber olduğu iyi bir dostu oluvermişti bir anda. Arabayla kısa bir yolculuktan sonra, hoş bir mekanın içine doğru yol alırken, içinden sormak geldiyse de nereye gidiyoruz diye, gecenin büyüsü bozulacakmış gibi gelmişti ona cevaplanacak kelimelerde. Odanın kapısı kapandığında sessizce, ben ne yapıyorum diye sormaya başlamıştı kendine. Adamın gözlerine baktığında ise Tanrının verdiği izni gördü gizlice.

Nasıl bir enerji ondaki diye hayranlıkla adamı izliyordu kadın. Yatağın kenarına oturduklarında bile sahilde mehtabı seyrettiğini düşündü bir an onun gözlerinde. Sanki yaşamdan çalınan günün rehber meleği ile berabermişçesine rahattı genç kadın. Adamın umurunda bile değildi sanki, kadını soymak, okşamak sevmek ve çılgınca bir geceye hazırlamak. Yatağın içinde yolda sohbet eden iki arkadaş gibi kahkahalar atıyorlardı ikiside.

Bir ara gülmelerin bittiği bir anda elbiseleri ile devrildiklerini farkettiler yatağa. Gözlerin birbirlerine sessizce soruları sormaya başladığı an, sevişmenin dışında gizemli bir yer keşfetmişlerdi sanki bilinen yerlerin çok uzaklarında. Kadın keşfettiği bu sevgi ışığına yaklaştığında, dudaklarının ıslandığını farketti adamın sıcak dudaklarında. Hissettiği her çılgın dokunuşta elbise olmadığını farketti giyinik zannettiği çıplak vücudunda. Hiç bilmediği ve yaşamadığı bir dansın yolculuğunda, kaybediyordu çaresizce tüm benliğini, inanılmaz bir zevkle adamın kollarında. Fırtınaların şimşeklerle yağmura dönüştüğü limanlarda, Tanrının izin verdiği tutkuyu yaşıyordu kadın, yaşamdan çalınmış bir günün mutluluğunda. Gidecek yer bulamayan dalgaları sahile çılgınca her vuruşunda, bulmuşlardı kendilerini nefeslerin birbirine karıştığı senfoninin son durağında. Günün ilk ışıklarıyla döndüklerinde normal hayatlarına, teşekkür ediyordu her ikiside, tutkunun sonsuz ve muhteşem dansı için kendilerine izin veren Tanrıya.

METİN ÖZKAYA

Ayrıntıda gezinmek bu blog'u önerdi.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ben yukarıdaki tanrının tutkulara karıştığını hiç sanmıyorum sevgili Özkaya. Ama içimdeki tanrı ne der ? Onun sesini dinlemek en doğrusu sanırım... Estetik duygularınız gelişmiş olduğu için mi bu işi yapıyorsunuz, yoksa işiniz nedeniyle mi estetik duygularınız bu denli gelişkin ? Onu merak ettim şimdi ben.Açıkçası işinize imrendim. Çok severek yapıyor olmalısınız. Sevgiler...

Neşe İleri 
 29.06.2007 13:43
Cevap :
Yakışık alan ve şık olan tutkularımı çevrenin tepkisine aldırmadan sahneye koyma yeteneğine sahip doğmuşum. İçimdeki Tanrı, yaptığım çılgınlıkları estetik bir havaya sokma beceriksizliğimi görünce yardım ediyor. Yani beni ben yapan içimdeki Tanrı aslında. İşim sürekli paraya çevirme imkanı olmayan antikacılık. Yaşam planımda, parayı ikinci plana itecek davranışlarda bulunmam nedeniyle de sıkıntılarla mücadele sanatında epey bir yol aldım. Keşfettiğim ruhsal enerji ve düşünce gücü dünyası, farkındalığımı artırdı. Zaman zaman içimde kopan fırtınalara hakim olamayarak çılgınlıklar yapsamda, pozitif düşünmem sayesinde tekrar normal güzergahıma girebiliyorum. İltifatlarınıza çok teşekkür ederim Neşe Hanım. Sevgi ışığınız eksik olmasın  29.06.2007 15:29
 

izinden ziyade minnet duymak değil mi bu aslında. böylesi bir güelliği yaşayıp yaşamamak senin elinde. yaşadıktan sonra yaşama fırsatı verdiği için tanrıya teşekkür etmeli belki de...

beenmaya 
 28.06.2007 12:43
Cevap :
Evet aslında bir bakıma minnet duyma. Bazı güzellikleri yaşamak için taşların yerine oturması ve bu güzergahtaki engellerin kaldırılması konusunda yardıma da ihtiyacımız olabilir. İşte bazı koşulların inanılmaz tesadüflerle yerine gelmesi durumunda bunu birşeylere bağlama gereği duyarız ruhen. Kimimiz Tanrıdan izin aldığını hisseder, kimimiz güzelliği yaşadıktan sonra minnet duyar, Kimimizse tutkularına hakim olarak böyle bir yola girmediği için gurur duyar iradesiyle. Bazılarımızda tutkunun gücüne yenik düşerek bırakır kendini yaşamın kollarına, ondan sonrada yandım Allah günaha girdim diye kendini yer durur. Sizinde söylediğiniz gibi bu yaşam senfonisinin çılgın dansında, duruma göre yaratıcı figürler uygulamak insanın kendi elinde aslında. Ben yaşam müziğine göre dans etmeyi tercih ediyorum. Tabiki müziğin sesini fazla açıp kimseyi rahatsız etmemek kaydıyla. Bu güzel yorum için teşekkür ederim. Sevgilerimle  28.06.2007 14:42
 

Allah izin vermez irade verir. İrademize hakim olmup olmamak ise bizim elimizde...Bu konuda tutucuyumdur biraz:)Çok hoş bir yazıydı ama.Her zamanki gibi dozunda:) sevgiler Metin Bey..

ScReAm 
 27.06.2007 23:03
Cevap :
Tanrının izin vermediğine inanırsan izin vermez sevgili Scream. Bu fikrinde haklısın. Doğrusuda budur. Tanrının tutkum için bana izin verdiğine inanıyorsam, Tanrı izin verir. Bu da doğrudur. Yazımda anlatmak istediğim ise bu iki örnekle hiç alakası olmayan bir çılgınlığın, bir tutkunun hikayesiydi. Tanrı çılgınları sever dersem, biri çıkıp hayır sevmez diyebilir. Bende hayır beni seviyor diyebilirim. Önemli olan inançların sevgi ve dostluk denizinde özgürce yüzmesidir. Tanrının hoşgörüsü bir çok din adamınınkinden çok daha yücedir. Ama seninde söylediğin gibi Allahın verdiği irade ve akılla tutkularımıza yenik düşmemek için direneceğiz. Topluma zarar verdiğine inandığımız konularda, ben Tanrıdan izin aldım diyerek kendimizi kandırmakta çok yanlış tabiki. Ne kadınlar var yaşamlarını cinselliği tanımadan tamamlarlar. Ne erkekler var sevişmeyi tepinmek zanneder, kadının üstünde. Dekorunu Tanrının tamamladığı ve bu farkındalığı yaşayan ruhlar zaman zaman Tanrıdan izin alabilirler.Sevgiler  28.06.2007 11:55
 

Yaşam izin vermiyordu bazen düşlerin gerçekleşmesine. Bu öylesine bir danstı ki; yalnızca ruhlarda dans eksenin de devam etmeliydi, tanrı buyruğuna karşı gelerekten...

Ayrıntıda gezinmek 
 27.06.2007 15:37
Cevap :
Her ne kadar yaşam izin vermiyor gibi görünsede, tutkular ayrıntılarda gizlidir. Sizde devamlı oralarda gezindiğinize göre problem yok demektir. Sevgilerimle Aynur Hanım, teşekkür ederim.  27.06.2007 18:56
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 116
Toplam yorum
: 641
Toplam mesaj
: 33
Ort. okunma sayısı
: 3156
Kayıt tarihi
: 15.01.07
 
 

İstanbul' da doğdum. Antikacı, saray restoratörü ve eksperim. Antika konusunda 50’ye yakın belgesel ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster