Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Ekim '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
Okunma Sayısı
796
 

Taraf olmak ve Kusturica

Taraf olmak ve Kusturica
 

Kusturica'nın son filmi,resim:Google


"Taraf olmaya dair kıssa

Hz.İbrahim ateşe atılacağı zaman, bir karınca ağzıyla su taşır.

Bunu gören bir adam gülümseyerek karıncaya seslenir:
-Sen yaklaşamazsın bile… Bu suyla bu ateş söner mi?
-Sönmez elbette, sönmeyeceğini ben de biliyorum.
-Peki, niye taşıyorsun?
-Tarafımı belli ediyorum. Ateşi söndüren tarafındayım.

Diğer tarafta ise yılan devamlı üfler. Aynı adam yılana sorar:
-Sen ne yapıyorsun böyle?
-İbrahim yanacak, ateşi büyüsün diye üflüyorum.
-Neden yapıyorsun?
-Tarafımı belli ediyorum, ben bu taraftayım.

*Kusturica kim?

Emir Kusturica(Kusturitsa), Sırp asıllı Murat adında bir müslümanın oğludur. Murat adı her Türk’ün ve Sırp’ın belleğinde asırlardır farklı duygularla yaşıyor.

1389’da Sırplar’ı, Kosova Meydan Savaşı’nda ağır bir yenilgiye uğratan 3.Osmanlı Sultanı Murat Hüdavendigâr’ın, savaş meydanını dolaştığı sırada su isteyen Miloş Obiloviç adındaki Sırp yaralıya su vermeye çalışırken göğsünden hançerlenmesi, iki taraf için farklı çağrışımlar yaptırır. Türkler zafere karşın yası, Sırplar yenilgi ateşini soğutan kin, gurur ve milliyetçiliği hatırlar…

Saraybosna Enformasyon Bakanlığı'nda görevli gazeteci Murat Kusturica’nın, 24 Kasım1954 yılında, Emir adını verdiği bir oğlu oldu. Emir’in annesi, Senka Numankadic, mahkeme kâtibi idi.

Emir Kusturica yönetmen ve müzisyen olarak ün kazandı. 1986-1988 yılları arasında Saraybosnalı rock grubu Zabranjeno Pušenje'de bass gitar çaldı. Kusturica grupta önemli bir rol oynamamasına rağmen grubun adı, Emir Kusturica & No Smoking Orchestra olarak değiştirildi. No Smoking 1999 yılında, Universal firmasından “Unza Unza Time” isimli bir albüm çıkardı. Kusturica albümün kliplerinden birini yönetti. Grup uluslararası turlara çıktı. Kusturica asıl ününü çevirdiği filmler ve aldığı ödüllerle kazandı.

*Filmleri ve Ödülleri:

-1981’de ilk filmi olan “ <ı>Dolly Bell'i Hatırlıyor musun? ile büyük başarı elde etti. Venedik Film Festivali'nde En İyi İlk Film Altın Aslan'ını alan bu filmden sonra Kusturica'nın neredeyse her filmi bir ödül aldı.

-1985’te ikinci filmi olan "<ı>Babam İş Gezisinde” Cannes Şenliği'nde bir Altın Palmiye ile ödüllendirildi.

-1989 yılında çevirdiği üçüncü filmi, “Time of the Gypsies /<ı>Çingeneler Zamanı” ise Kusturica'nın uluslararası ününe ün kattı ve ona Cannes Şenliği en iyi yönetmen ödülünü kazandırdı.

-1993 Berlin Film Festivali'nde Arizona Dream/Arizona Rüyası” Gümüş Ayı'yı ve Özel Jüri Ödülü'nü aldı.

-1995 yapımı "Underground / Yeraltı", Cannes Şenliği'nde bir bomba gibi patladı ve Kusturica'ya ikinci Altın Palmiye'sini kazandırdı.

-1998 yapımı "Black Cat White Cat / Kara Kedi Ak Kedi" ise aynı yıl Venedik Film Festivali'nde Gümüş Aslan'ı aldı.

-2001'de belgesel film yapmaya başladı. 1986’dan beri gitar çaldığı çingene tekno-rock grubu 'No Smoking' orkestrasının turlarında yaşadıklarını anlattığı Super 8 Stories / Süper 8 Hikayeleri ile Chicago Uluslararası Film Festivali'nde 'En İyi Belgesel Film' dalında 'Gümüş Plaket' kazandı.

-2004 yılında “Life is a Miracle / Bir Mucizedir Yaşamak” ise Cannes Film Festivali'nin yarışma filmleri arasında yer aldı.

-Son filmi Zavet -Bana Söz Ver” 2007 epey ilgi gördü, ama taraf değiştirdiği için ödüllerin arkası kesildi...

Goran Bregovic, Kusturica filmlerinden birkaçının müziklerini yaptı. Bunların arasında <ı>Time of the Gypsies, <ı>Arizona Dream ve Underground da vardır.

*Eylemleri ve taraf değiştirmesi

Emir Kusturica, tüm Dünyanın katliama uğrayıp, yakılıp yıkılmış mağdur Bosna-Hersek’e acıma ve sempati harmanıyla baktığı yıllarda, Boşnak bir milliyetçi olarak ün kazandı. Yalnızca filmleriyle değil ilginç eylemleriyle de gündeme geldi.

Ünlü yönetmen, 1993 yılında Sırbistan'ın aşırı milliyetçi lideri Vojislav Seselj'i düelloya davet etti. Belgrad'ın merkezinde, güneşin tam tepede olduğu saatte, Seselj'in seçtiği bir silahla. Seselj, Kusturica'nın bu davetini "<ı>bir sanatçının ölümüne neden olmakla suçlanmak istemediği" mazeretini ortaya atarak düelloyu reddetti. Kusturica, 1995 yılında da Belgrad Uluslararası Film Festivali'nde Yeni Sırbistan Hakları Hareketinin lideri Nebojsa Pajkic'i yumruklayarak yere devirdi.

Emir neden Nemanja oldu?

Zaman katliamın izlerini sildikçe, Bosna’nın mağduriyeti unutuldu. Sırbistan’ın yaptıkları Batı tarafından unutuldu. Çünkü 2001’de ABD’deki iki kule olayı Müslümanlara bakış açısını değiştirdi. Emir Kusturica da ilgi görmez oldu…

23 Nisan 2005 yılında (Durdevdan-Hıdrellez Bayramı) Karadağ'da Herceg Novi kenti yakınlarındaki Savina Manastırı'nda Nemanja Kusturica ismiyle Sırp Ortodoks olarak vaftiz oldu. Bundan yaklaşık 2 ay önce, 4 Mart 2005 tarihli The Guardian gazetesine verdiği demeçte; <ı>"Benim babam ateistti ve kendini her zaman bir Sırp olarak tanımladı. Evet belki son 250 yıldır Müslümanız ama öncesinde Ortodokstuk ve daha da önemlisi biz her zaman Sırp'tık. Din bunu değiştirmez. Biz sadece Türklerden canımızı kurtarmak için Müslüman olduk" dedi.

Bir Sırp kızıyla evlenip, Sırbistan’a yerleşti. Böylece karşı tarafta yer aldı.

*Ele verir talkını…

Nemanja Kusturica’nın taraf değiştirmesi yeni değil. Savaş için verdiği demeçler ve tecavüze uğrayan kadınlar için kürtajı önermesi de yeni değil… Aradan birkaç yıl geçse de henüz tazeliğini koruyor. O zamanlar neredeydiniz? Bu gelişmeler bilindiği halde neden davet ettiniz? Yapılanlar Türk misafirperverliğine uymaz, yakışmaz… Evine sığınan düşmana bile dokunmayan töremiz ne çabuk unutuldu…

Yurdumuza ilk gelişi de değil. Haziran ayında AK Partili Bursa Belediye Başkanı’nın davetlisi olarak “49.Uluslararası Bursa Festivali”ne katıldı. Açıkhava tiyatrosunda vereceği konser öncesi Kervansaray Termal Otelde basın mensuplarıyla bir araya geldiğinde; “Türkiye’ye<ı> çay ve ayran içmeye, güzel kokularını koklamaya geldim” dedi. Bursa’da neden candan karşılandı? O Bursa ki; Balkan göçmenlerinin ilk yöneldiği yer olup, bu konuda hepimizden daha hassas olanlar şehrin büyük bir kısmını oluştururken, neden kimseden çıt çıkmadı?

<ı>Bursa'da konserimde el çırparak dans eden başörtülü kadınlar da vardı. Bu beni çok mutlu etmişti. Büyükannem de başı örtülü bir kadındı. Hayal ettim. Büyük annem de hayatta olsaydı, o da onlarla dans ederdi. Bursa'daki konserden 1, 5 ay sonra bir Kültür Bakanı ile karşı karşıyayım. Gelmediğini söylüyor çünkü soykırımı destekleyen bir insan festivale katılıyormuş. Benim üyesi olduğum Sırbistan'ın Bosna'daki Müslümanlara karşı işlediği suçlara her zaman tavır aldım ve mesafe koydum. Bosna'da olduğu gibi benim ulusumda da işlenen cinayetlere karşı tavır koydum ve protesto ettim. Aynı şekilde Bosna'da birçok Sırp da öldü. Siz ne kadar insan kalıp eski suçlara karşı tavır alsanız da suçun, cinayetin politik vizyonuna uyamıyorsunuz. Sonra da bu anlamsız suçlamalara muhatap oluyorsunuz. Bu da Kültür Bakanı’nın yerine getirdiği eylem oluyor. Festivale beni çağıran nazik insanlara çok teşekkür etmek istiyorum. Sırp dilinde 30 bin Türkçe kelime vardı. Birçok insanın kullandığı dilden fazladır. Ortak yaşadığımız tarihin birçok evresinden. Türkiye'nin Hollanda'ya karşı oynadığı maçta da her zaman Türkiye'yi tutacağım açıktır ve diğer Avrupa ülkelerine karşı. Bu barbarca bir skandal, ilkellik.”

Diyen Kusturica’ya Turizm ve Kültür bakanımız şöyle karşılık verdi:

<ı>“Galiba kendisine haksız, abartılı çeviriler yapılmış. Anladığım kadarıyla, bu yüzden buradan ayrılırken talihsiz açıklamalar yapmış. Ülkemizden ayrıldıktan sonra bir sanatçı arkadaşımızın arkasından konuşmak istemem. Keşke böyle bir tartışma olmasaydı. Keşke sadece filmlerini görseydik. Siyasi düşüncelerle ilgili bir tartışmaya Türkiye'de meydan verilmeseydi. Bu tür tartışmaların Antalya Film Festivali'ni gölgelememesini diliyorum.”

Turizm ve Kültür Bakanımızın açıklamalarına hak verilebilir, ama böyle zamanlarda kişisel görüşler ve siyaseti, sanattan ayırmak gerekir.

*Suçlu Basın!

Basın bu konuda çok ateşli davrandı. “Skandal” başlıklarıyla herkes kışkırtılmaya çalışıldı. Hemen tutuşan ateşli milletim de, mikserlerin peşine takıldı. Farklı düşünen Sezen’i, “sazan” yapan zihniyet hangi tarafta olursa olsun bu ülkeye zararlıdır. Geçmişi araştırmadan, her olaya bodoslama dalmak doğru değil… İlgili ilgisiz herkes yorum yaptı, bir yerinden bulaştı.

Başbakanımız, Dışişleri Bakanımız, barış için Bosna-Sırbistan siyasetçileriyle içli dışlı olurken, taraf değiştirmiş de olsa dünyaca kabul görmüş en iyi yönetmene yapılanlar doğru değil... Kimi işi, ölümsüz eserler veren Wagner’i militarist anlayışa sahip, Furtwangler’i Hitleri övdüğü ve önünde konser verdiği için dinlemediğini belirterek taraf belirtti. Beğenmeyebilirsiniz, karşı olabilirsiniz ama bu durumu sanat etkinliklerine yansıtıp, ilgilileri kışkırtıp, etkileyemezsiniz! Fazıl Say’ın konseri, Atatürkçü ve Sırplara karşı olduğu gerekçesiyle, Sırbistan’da protesto edilse, Türk basınının tavrı ne olur? Tarafınızı belli edebilirsiniz, ama karşınızdakinin gururunu çiğnemeden… Bugün düşman diye bellediğiniz kişiyle, yarın ortak bir sorunun çözümünde kendinizi yanyana bulabilirsiniz.

Basın ve Siyaset, sanata gölge yapmamalı… Ne yazık ki, 47. Antalya Altın Portakal Film Festivali gölgelendi! Kusturica, giderayak Türk halkına sevgisini belirtse de, “Geceyarısı Ekspresi” ya da “Tarla Kuşuydu Juliet” filmlerine katılacak yeni bir filmi bekleyebilirsiniz…

Kaynak:

-http://tr.wikipedia.org/wiki/Emir_Kusturica

-http://www.cnnturk.com/2010/kultur.sanat/sinema/10/10/emir.kusturica.ulkesine.dondu/592480.0/index.html

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

Ablam nasılsın. biliyorum kızgınsın bana neden yazmıyorum diye.... yazınız güzeldi. Şu Kurban bayramına ramak kala karıncanın su taşımasını nasip eyleyip odun taşıyıcılarından eylemesin. Amin SAYGILAR

MEZOPOTAMYA 
 05.11.2010 2:21
Cevap :
Hoş geldin kardeş! Yazacağın çok konu var aslında. Dileğine aynen katılıyorum. Haziran sonunda 27 yıl aradan sonra ordaydım... Yine gelirim inşallah... Selamlarımı iletir, iyi bayramlar dilerim.  07.11.2010 0:04
 

Yönetmen dediğiniz gibi ülkemizin misafiridir.Ya hiç çağırmayacaksın ya da çağırmışsan misafire saygısızlık olmaz. Ayrıca kişi sadece işlediği suçla yargılanır.Bu kişi katliama destek vermişse o günlerde üzerine gidilebilirdi.Çingeler Zamanı filmini göklere çıkaran da Kustrica'yı kovan Türk basınıydı.Biz olanları aksetirdik diyemezler.Bütün kanallarda halkı kışkırttılar.Yazık gerçekten.

Kerim Korkut 
 24.10.2010 12:58
Cevap :
Görüşümü paylaştığınız için teşekkür eder, esenlikler dilerim. Toplumca bazı hasletleri yitirdiğimiz bir gerçek... Başarılar dilerim.  27.10.2010 0:01
 

Değerli Ayten Dirier, bilirsiniz, sanat uğraşının hitap ettikleri ile ilgili olarak toplumda iki ayrı anlayış vardır. Bunlar; “Sanat sanat içindir.” ve “Sanat toplum içindir.” Anlayışı. “Sergilenmeyen, takdir görmeyen bir eserin fazlaca bir anlam ifade etmeyeceği” görüşünden hareketle, “Toplum içindir”, anlayışının ağırlık kazandığı ifade edilir. Ancak, burada tartışılan sanatçının eserleri değil, siyasi görüşleridir. Sanatçı ve görüşleri bilindiğine, bilindiği halde davet edildiğine göre demek ki burada dikkate alınan sanatçı kişiliğidir. Bunlarla beraber hükümetin Balkanlar da hangi siyasi anlayışı benimsediği ve desteklediği de bilinmektedir. Bunlar birleştirilerek bir sonuca gidildiğinde; sanatçı (evvelce Bursa’ya gelmesine rağmen) ya davet edilememeliydi, ya da bu işi organize edenler olayın olumsuz bir havaya dönüşmesine izin vermemeliydi. Nihayetinde sanatçı, sanatçı kişiliği ile misafir edilmektedir. Saygılarımla.

Canmehmet 
 14.10.2010 15:10
Cevap :
Can Mehmet Bey, görüşümü destekleyen değerli katkınız için teşekkür ederim. Bizi farklı kılan özümüzden gitgide uzaklaştığımızı görmek üzüyor... Başarılar, esenlikler dilerim.  15.10.2010 14:58
 

Irkına ve inançlarına ihanet eden bir kişinin, Antalya Altın Portakal Film Festivaline davet edilmesi hataların ilk adımı...Protestolarla organizasyondan ayrılması durumu ikinci hata...Bu olaydan zarar gören Antalya Altın Portakal Film Festivali olmuştur, zira mutluluk gölgelenmiştir...Yazık, çok yazık demekten öte yapılabilecek bir şey yoktur...Selamlarımla...

Yurdagül Alkan 
 14.10.2010 13:15
Cevap :
Sevgili Yurdagül Hanım, bir Antalyalı olarak gelişmelerden bizden daha çok etkilendiniz. Kusturica Bursa'da ilgi görünce, Altın Portakal'a da davet edildi. Basının kışkırtmasıyla istenmeyen gelişmeler yaşandı. Keşke bu konuda uluorta konuşulmasaydı. Hem Altın Portakal gölgelendi, hem dış imajımız zedelendi, hem de misafirperverliğimiz yara aldı. Sevgilerimi iletir, esenlikler dilerim.  14.10.2010 18:37
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
 
Toplam blog
: 214
Toplam yorum
: 1200
Toplam mesaj
: 138
Ort. okunma sayısı
: 5328
Kayıt tarihi
: 03.08.08
 
 

Emekli eğitimci, araştırmacı yazar, şairim. Ülkemin cennet ile cehennemi bir arada yaşadığı bir zama..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster