Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

14 Nisan '11

 
Kategori
Güncel
Okunma Sayısı
1299
 

Taraf tutmak üzerine

Taraf tutmak üzerine
 

Toplum olarak genelde bir tarafı tutmak gerektiği sanki ruhumuza işlenmiş gibidir. Mutlaka her insanın bir takımı olmaldır ve bu mutlaka daha küçükken belirlenmelidir. Hayatın içinde kısa aralıklarla "hangi takımı tutuyorsun?" sorusuyla karşılaşmayan neredeyse yok gibidir. Çocuk babasıyla aynı takımı tutmalıdır ve takım değiştirilmemelidir... 

Çevremde gördüğüm kadarıyla, son zamanlarda halkın büyük çoğunluğu eskiye oranla daha fazla siyasetle iç içe oldu. Neredeyse girdiğim her ortamda mutlaka siyaset konuşuluyor. Özellikle seçimin yaklaşmasıyla beraber bu konuşmaların daha bir sert geçtiğine bile şahit oluyorum. O halde takım taraftarlığının yanı sıra parti taraftarlığı da olmalıdır. Konuştuğum herkes öyle veya böyle mutlaka kendisine yakın hissettiği bir partiyi tutmalıdır. 

Tarihte yaşadığımız olaylara bakınca, geçmişimiz itibariyle toplum olarak ezilenleri tutan bir yanımızın da olduğu bir gerçektir. İlk kez izlediğimiz karşılaşmalarda yenilen takımı tutmamız, izlediğimiz filmde ezilenden yana olmamız, kaybedeni kollamamız, sinemada polisin yerine hırsızdan yana olmamız hep bu yüzdendir. 

Asıl bahsetmek istediğim konu da işte burada başlıyor. Genel olarak çoğunluğun desteğini almanız için, ya ezilen olmanız ya da çoğunluğun ortak değerlerine hitap etmeniz gerekir. İşte din konusu ta tam burada devreye giriyor. Milletin kayıtsız ve şartsız desteğini istiyorsanız, çoğunluğun sahip olduğu manevi değere hitap edeceksiniz. Bir de bu konularda ezildiğinizi gösterirseniz o zaman tamamdır. 

Buraya kadar bunları niye yazdım biliyor musunuz? Bugün beğenerek takip ettiğim Can Dündar'ın "İkinci Genç Osmanlı Faciası" konulu yazısını okudum. Konuyu basında biraz daha araştırdım ve olay gerçekten de vahim. Kısaca özetlemek gerekirse.. Başbakanın kızı Sümeyye Erdoğan bir tiyatro gösterine gider. Gösterinin bir özelliği gereği, oyunculardan biri seyirciyi de oyuna dahil etmek ister. Tabii oyuna dahil edilmek istenen Sümeyye Erdoğan olunca işin rengi değişir. Kendisi oyunu salonda başörtüsü ile izlemektedir. Oyunda kendisine yapılan hareketin hakaret olduğunu düşünerek salonu terkeder. Sonuçta oyuncuyu sorgulamaya giden polislerden, devlet tiyatrosundan yapılan özür açıklamasına kadar bence tam bir fiyasko. Zira bir sosyal paylaşım sitesinde bu olay hakkında konunun başörtülü olmasına karşı yapılmış bir olay olduğunu yazmıştır. 

Toplum olarak öyle hale gelmişiz ki, artık olaylara ve konulara bırakın tarafsız yaklaşmayı, tiyatro oyunlarına bile tarafsız yaklaşamıyoruz. Başbakanın kızı olarak bu şekilde yanlış anlaşılan bir konuda bir bardak suda fırtına koparmak bence pek yakışık almadı. Ancak buna karşı dururken, diğer taraftan da yılların oyuncusu Zeki Alasya'nın tiyatro sahnesinden dine karşı takındığı sert ve anlamsız sözleri de anlamak mümkün değildir. Hemen her konuda nasıl oluyorsa konu dine geliyor. İnsanlar mutlaka iki ayrı kutba çekilmeye çalışılıyor. 

Hiç dikkat ediyor musunuz? Amerikan filmlerinde birkaç sahnede kilise veya papaz görünür. Ya dünyayı kurtaracak kahramana dua eder ya günah çıkarır ya da bi yerleri veya birşeyleri kutsar. Ancak aynı durum bizim filmlerimizde olsa, olacakları tahmin edin. 

Bu topraklarda ortak bir tarih çatısı altında aynı havayı soluyan, aynı hisleri paylaşan, misafirperverliği dünyaya gıpta ile anlatılan bir milletin çocuklarıyız. Gerektiği zamanda tek bir vücut olarak tek yumruk savaştığımız da oldu. Şimdi aynı inançla ve yapılanların aksine bir arada olmalı ve bu tür dolduruşlara gelmemeliyiz. Aynı yumruğun parmakları olarak bir arada olmak yerine birbirimize sırtımızı dönersek, gün gelir atılacak yumruk dahi olamayız. 

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 37
Toplam yorum
: 28
Toplam mesaj
: 2
Ort. okunma sayısı
: 8392
Kayıt tarihi
: 08.04.11
 
 

2000 yılına 30 kala İstanbul'da doğmuştur. Liseden sonra her ne kadar üniversite okumaya yeltense..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster