Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

23 Mayıs '12

 
Kategori
Futbol
Okunma Sayısı
196
 

Taraftarlık, bir üst kimlik olmalı mı?

İnsanoğlu yaşadığı sürece bir aidiyet duygusuyla yaşar. Bu bütün toplumlarda böyledir. Aidiyet duygusunu bir nevi gerçekleştiremeyen insanlar boşlukta yaşar, psikolojik olarak eksiklik duyarlar.

"Yumurta mı tavuktan, yoksa tavuk mu yumurtadan çıkar" misali kimlik mi insanı insan yapar yoksa insan mı kimliği oluşturur? Elbette insan oluşturur. Çünkü insan yoksa kimlik de yoktur. Dolayısıyla insanı iyi veya kötü yapan benimsemiş olduğu kimliktir. Bu yüzden önce kimlik sonra insan gelir. Din de bunu böyle ister, modern hukuk da.

Aidiyet duygusunu değişik şekillerde giderir insanlar: Kimileri sadece ailelerini önceleyerek bu duyguyu giderir, kimileri gurur duydukları ülkeleriyle, kimileri taraftarı oldukları siyasi partilerle, kimileri inandıkları dinle bunu giderirler. İnsani olanı, evrensel olanı, yaratılışa uygun olanı inancın bir üst kimlik olmasıdır.

Ancak son 20-30 yıldır bu üst kimlikler neredeyse rafa kaldırıldı. Özellikle gençliğin üst kimliği “futbol fanatizmi” oldu. Ne yazık ki bu ilkel tutum insanda var olması gereken bütün değerleri ikinci plana itmiştir.

12 Eylül öncesi gençliğinde futbol fanatizmi diye bir şey yoktu. Hatta eleştirilen, aşağılanan bir olaydı. İster milliyetçi gruplar olsun, ister sol gruplar olsun; futbol düşkünü, futbolu her şeyin üstünde tutan insanları içlerinde barındırmazlardı. Bu tür insanlardan inkılâp adamı, ideoloji adamı, sorunlara eğilecek, ülkeyi ileriye taşıyacak insan olamayacağı o düşünülürdü. Bu tür nötr insanlar teşkilatlara alınmazdı. Ne zaman ki 12 Eylül oldu, insanların sokaklardan kurtulması, ülke yönetimine kafa yormamaları, düzeni değiştirme diye bir beklentiye girmemeleri için onların üst kimliklerinin değiştirilmesinin yolunu keşfettiler. Bu da gençleri ya topçu ya popçu ya da bunların fanatik taraftarı haline getirmek oldu. Ancak üst kimliğin içi boş bir aktiviteyle; bir kabak ve 22 adamın peşine koştuğu bir aktiviteyle doldurulması insanın yozlaşmasına neden oldu. Nitekim toplumun yarısından fazlasını içine çeken bir anarşizm hortlatılmış oldu. Bu durum bir terör örgütünden çok daha tehlikeli bir durumdur. Bakıldığında tümü devletten yana görünen, ancak birbirini hasım ilan eden bir toplum yapısı ortaya çıktı. Özellikle bir araya gelip kitle psikolojisine büründüklerinde kontrol edilemez bir canavara dönüşmekte olan kalabalık haline geldiklerini son birkaç yıldır izleyebiliyoruz. Devlet hangisini düşman ilan edebilir, hangisine karşı tedbir alabilir.

İnsan yaratılış bakımından genlerinde bulunan bu aidiyet duygusunu mutlaka gidermek zorundadır. Yoksa kendisini boşlukta hisseder. Tüm toplumlarda bu böyledir.

İnançlı insanların birincil aidiyet duygusu dindir. Bunun üzerine başka bir şey koymazlar. Her türlü hadiseyi bu ölçüyle çözer ve kimseyle sorun yaşamazlar. Rahat da yaşarlar. Çünkü hesap verecekleri ilahi bir makam onları sürekli eğitir, geliştirir ve olgunlaştırır.

Maalesef 12 Eylül, 28 Şubat ve sınavların kahredici zorluğu gençleri tüm değerlerden kopardı ve onları içi boş insanlara dönüştürdü. Tabiat da boşluk kabul etmeyeceğine göre bu boşluk bir türlü doldurulmalıydı. İşte bu boşluğu parazitler doldurmayı başardı. Bu parazitler futbolun fanatizmi, para, araba, karşıt cins …. oldu.

Futbol, müzik, araba vs elbette güzel etkinliklerdir. Futbol seyri güzel bir oyundur. Müzik insanı dinlendiren, geliştiren; hatta moralmen tedavi eden bir sanattır. Araba da günümüzde bir ihtiyaçtır. Ancak bunlar olmazsa olmazlarımız olursa, bir nevi onları ilahlaştırmış olur ve onlara tapmaya başlarız. Ve her yerde bu ilahları yarıştırmaya çalışırız. Sonuçta tanrıların savaşları ortalığı kasıp kavurur. Ülkemiz buna doğru hızla sürüklenmektedir.

Elbette taraftar olmak, sevdiği takımı izlemek ondan zevk almak herkesin hakkıdır. Bu taraftarlık Türk futboluna fayda da sağlar. Ancak taraftarlık fanatizm seviyesine ulaşır, aklın ve mantığın önüne geçerse insana ve topluma zarar vermeye başlar. Türkiye’nin son durumu tam da budur. Buna devlet mutlaka el atmalı. Çok büyük bir sorun haline gelmeden meclis araştırma komisyonu kurularak bu sorun giderilmeli. Bir çözüm yolu bulunamıyorsa futbol bir süre derin dondurucuya konulmalı.

İsme YALÇINKAYA

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 137
Toplam yorum
: 45
Toplam mesaj
: 17
Ort. okunma sayısı
: 1482
Kayıt tarihi
: 23.06.08
 
 

1963 yılı Trabzon Of doğumluyu. Emekli Öğretmenim Eğitimle ilgili konulara ilgim uzun yıllar önce..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster