Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 
 

Efsane FB 1907 Baterist Metin

http://blog.milliyet.com.tr/efsanefb1907

28 Eylül '08

 
Kategori
Ramazan
Okunma Sayısı
3856
 

Tarih Boyu Dilencilik

Tarih Boyu Dilencilik
 


Osmanlı İmparatorluğu'nda, sosyal yaşamın bir gerçeği olarak kabul edilen dilenciliğin, hayli değişik türleri vardı...


Mezarlıkların yanıbaşında "ıskatçılar", sebillerin önünde "sebilciler", sesine güvenen "kasideciler", mevsimlik işçi gibi çalışan "kabakçılar", muharrem ayında ortaya çıkan "goygoycular" ve nefsini terbiye etmek için el açan "dilenciler"...


16. yüzyılda önü alınması gereken sosyal problem, 19. yüzyılda patlamaya hazır bomba haline gelen dilenciler, 2. Meşrutiyet'in ilânıyla birlikte Osmanlılar için sorun teşkil etmeye başladılar. Meclis-i Mebusan'ın 10 Mayıs 1909 yılında çıkardığı "serseri kanunu" bile çok köklü geçmişe sahip dilenciliğin tümüyle ortadan kaldırılmasına yetmedi. Günümüzde de dilenciler, Osmanlı'dan da miras kalan yöntemlere yenilerini ekleyerek, el açıp para istemeye devam ediyorlar.


Osmanlı Devleti'nde dilenciler, bir lonca çatısı altında teşkilâtlandırılmaya çalışılmıştı. Devlet, kanunen dilenmesinde sakınca olmayanlara, dilenebileceklerini gösteren "Dilenci Tezkeresi" verdi ve dilencileri bir deftere kaydetti. Aslı kadılıklarda bulunan dilenci defterlerine, dilencilerin hangi millete mensup olduğu, ne zamandır dilencilik yaptığı ve sağlık durumu hakkında bilgiler yazılmıştı.


"Dilenci Tezkeresi" almak, zaman içerisinde mafyalaşmanın da kapısını araladı. "Dilenci iratçısı" adı verilen bazı uyanıklar, bir yolunu bularak aldıkları dilenci tezkerelerini dilencilere, günlük kazancının büyük bir bölümünü vermek koşuluyla sattılar.


Tarihçi "Reşat Ekrem Koçu"nun tespitlerine göre, 8-10 dilencisi bulunan bir iratçı, kiraya verilmiş birkaç dükkânı bulunan birinden daha fazla gündelik gelir elde ediyordu.


Dilenciler için sebil kenarları, mescit ve câmi önleri, köprü üstleri, zengin konak önleri gibi mekânlar, günlük cironun en fazla olduğu yerlerdi. İzni olan dilenciler dahi buralarda dilenmek için, halk arasında "Dilenci Şerefiyesi" adı verilen rüşveti, bekçilere ve belediye çavuşlarına vermek zorunda kalıyorlardı.


Evliya Çelebi'nin verdiği bilgiye göre, 17. yüzyılda dilenci esnafına bağlı 7000 kişi bulunuyordu.


Dilencilik özünde "El açıp, para istemek" olarak gözükse de farklı dilenci türleri mevcuttu... Tamamı İstanbul'lu olan ve dilencilerin en şereflisi olarak kabul edilen "İskatçılar" bilhassa mezarlıkların etrafında dilenirlerdi. "Yaprak dökümü" dedikleri, birisinin öldüğü günler, ekmek paralarının çıktığı zamanlardı. Ölüm üzerine geniş bir edebiyat da geliştiren bu dilenciler, ıskat paralarının dağıtıldığı anları dört gözle beklerlerdi.


Sebillerin önünü mesken tutan "Sebilciler" için de günlük su ihtiyacını temin etmek maksadıyla her gün su başına giden yüzlerce İstanbul'lu, hayli önemli bir kazanç kapısıydı.


"Kasideciler" ise sesine güvenen dilenciler arasından çıkmaktaydı. Bunlar, ezan vakitleri acıklı sesleriyle insanları sadaka vermeye teşvik eden ilâhi ve kasideler okuyarak, sokak ortalarında dolanırlardı.


"Kabakçılar" adı verilen Sudan'lı zenci dilenciler ise mevsimlik işçiler gibi çalışır, Mayıs ayından başlayıp kış aylarına kadar dilenirlerdi. Kabakçılar için kış mevsimi safa sürme zamanıydı. Dilenmeye başlayacakları 1 Mayıs günü büyük bir şenlik düzenler ve kabaklarıyla sokakları dolanırlardı.


Bunların haricinde, dilenciliği meslek olarak değil, nefsi terbiye etmek amacıyla bir yöntem olarak gören çeşitli dini zümreler de farklı bir dilenci grubunu oluştururlardı. "Keşkül-i fukara" adı verilen bir çanakla dolaşan bu dilenciler, bütün kazançlarını akşam, bağlı bulundukları tekkelere götürürlerdi. Lâkin, bazıları bunu dini boyutlarından tümüyle uzaklaştırdı. Bilhassa Kalenderiler ve bazı medrese talebeleri halktan zorla para toplar hale geldiler.


Dini hüviyetlerini ön plana çıkararak dilenen başka bir grup ise Araplardı... Araplar, akşam üzerleri sokaktan geçenlere bir limon ya da nar gibi şeyler uzatarak, fiatının birkaç misli para istemek suretiyle dilenirlerdi.


İstanbul'a mahsus "Goygoycular" veya "Hoygoycular" olarak adlandırılan dilenciler de, İstanbul sokaklarında boy gösteren bir başka dilenci grubuydu. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerine kadar varlıklarını devam ettiren Goygoycular, Muharrem aylarında ortaya çıkarlardı. Teşkilâtları gereğince 6'şar kişilik gruplara ayrılmış olan ve birbirlerini omuz başlarından tutarak tek kol nizamında yürüyen Goygoycular, başlarında yemeniden bir sarık, sırtlarında bezden cübbe, ellerinde değnek, ayaklarında yarım bir pabuç, yarım mest, omuzlarında ortasından bölünmüş biri önde biri arkada iki ağızlı beyaz bez torbalar asılı gezerlerdi...


Goygoycular'ın topladıkları erzak, Şehzade Câmii'ndeki karargâha toplanırdı. Muharrem ayının 10. gününden sonra ortadan kaybolan bu dilenciler, o dönemin sinemasız, maçsız çocukları için bir eğlence ve hareket kaynağı olurdu.

Önerilerine Ekle Beğendiğiniz blogları önerin, herkes okusun.

 
Tıklayın, siz de blog yazarı olun! Aklınızdan geçenleri paylaşın!
 
 

İlginç bir blog daha yazmışsınız. goygoycular demek dilenciymiş. elinize sağlık.

Ezgi Umut 
 29.09.2008 0:57
Cevap :
Hep duyulan bir tabir meğer dilenci grubuymuş değil mi? :-))) Teşekkürler Ezgi Hanım, sevgiler...  29.09.2008 1:23
 

baya köklü bir iş demekki.kökü taa nerelere dayanıyor.

emel dedeoglu 
 28.09.2008 21:47
Cevap :
En köklü mesleklerden biri bu Emel, saygı mı duymalı ne? :-))) Teşekkürler, sevgiler...  28.09.2008 23:55
 

Adım başı bir dilenci ile karşılaşmadan yolda yürümek imkansız. Sevgiler.

Baterist Kızı Melisa 
 28.09.2008 18:37
Cevap :
Onları aramaya gerek yok, onlar bizi bulurlar mutlaka... Sevgiler...  29.09.2008 17:28
 

dilencilerine isim verilse neler verilirdi acaba diye düşündüm enteresan şeyler geldi aklıma. çok selamlar

METİN ÜSKES 
 28.09.2008 14:41
Cevap :
Eee birader yazsaydın da gülseydik biraz... Şimdikiler artist yaa :-)) Yok daha matrak olmalı, değiştirdim, ARTİZ bunlar birader, hepsi oynuyor... Teşekkürler, sevgiler...  28.09.2008 18:19
 
Facebook hesabınızla yorum yapın, daha çabuk onaylansın!
Toplam blog
: 1907
Toplam yorum
: 4304
Toplam mesaj
: 437
Ort. okunma sayısı
: 2871
Kayıt tarihi
: 28.07.07
 
 

03 Şubat 1967 İstanbul doğumlu, romantik bir müzisyenim işte... Müzik, bateri, spor, Fenerbahçe, ..

 
 
Yazarı paylaş
  • Tümünü göster